Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği tarafından hazırlanan “İşitme Engelliler ve Sağırlar İçin Erişilebilirlik İzleme Raporu” (Temmuz 2024), işitme engelli bireylerin kamu hizmetlerine ve bilgiye erişimde karşılaştığı sorunları ortaya koydu. Etkiniz AB Programı kapsamında alınan teknik destekle hazırlanan çalışmada Türkiye genelindeki kamu kurumları ve yerel yönetimlerin erişilebilirlik durumu bilgi edinme başvuruları üzerinden incelendi.

Rapora göre çalışma kapsamında 662 kamu kurumuna bilgi edinme başvurusu yapıldı, bunların yalnızca 240'ından yanıt alınabildi. Yanıt veren kurumlarda toplam kadrolu işaret dili personeli sayısının ise 36 olduğu belirlendi. Raporda ayrıca kamu kurumlarının internet sitelerinin yalnızca yüzde 17'sinin işitme engelli bireyler açısından erişilebilir olduğu, yüzde 66'sının ise erişilebilir olmadığı belirtildi.
“120 saatlik eğitim tercümanlık için yeterli değil”
Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği (VİED) Yasal Temsilcisi Filiz Yörükoğlu, raporun ortaya koyduğu sorunların başında işaret dili tercümanlığındaki eğitim ve yeterlilik meselesinin geldiğini belirtti.İşaret dili tercümanlığının yalnızca kısa süreli kurslarla yapılabilecek bir meslek olmadığını ifade eden Yörükoğlu, “Son dönemlerde işaret dili tercümanı alım ilanına çıkan kurumlar ve yerel yönetimlerde, istihdam edilecek tercümanların sadece 120 saatlik belgelerle hizmet verdiğini üzülerek tespit ediyoruz. İşaret dili eğitimi için ciddi emek sarf eden binlerce birey yine açıkta kalıyor” dedi. İşaret dilinin sağır bireylerin ana dili olduğunu vurgulayan Yörükoğlu, tercümanın yalnızca temel düzeyde işaret dili bilmesinin yeterli olmadığını söyledi.
“İşaret dili, sağır kültürünün ana dilidir. Yöresel şive farklılıklarının yanında işaret dilinin kendine özgü yapısı var. Bu nedenle verilen eğitimlerin kalitesinin artırılması ve standartlaştırılması şart. Tercüman sadece kelime çevirmemeli; sağır kültürüne, işaret dilinin gramerine ve alanın terminolojisine hakim olmalı.”
“Adliyede günü kurtarmak kabul edilemez”
Özellikle adliyelerde görevlendirilen tercümanların yeterliliğinin hayati önem taşıdığını belirten Yörükoğlu, işitme engelli bireylerin adalet hakkının niteliksiz tercümanlık nedeniyle riske atılabileceğini anlattı.Yörükoğlu, “Bir duruşmada kişinin geleceği, mahkumiyeti ya da beraatı söz konusu. Böyle kritik bir süreçte yalnızca temel işaret dili eğitimi almış bir kişinin tercüman olarak görevlendirilmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Adli tercümanın hukuki terminolojiye ve adli işaret diline hakim olması gerekiyor. Aksi halde adliyelerde yapılan işaret dili tercümanlığı günü kurtarmaktan öteye gitmez” ifadelerini kullandı.
“CODA’ların dışında eğitimli tercümanlara da alan açılmalı”
Tercümanlık alanında CODA olarak tanımlanan, sağır ebeveynlerin çocukları ya da sağır bireylerle yakın aile bağları bulunan kişilerin önemli bir deneyime sahip olduğunu belirten Yörükoğlu, ancak alanın yalnızca bu grupların tekelinde olmaması gerektiğini savundu.
Yörükoğlu, “CODA'ların işaret dili konusunda önemli bir deneyimi var. Ancak bunun dışında eğitim almış, bu alanda emek vermiş işaret dili tercümanlarının da sektörde yer bulması gerekiyor. CODA'ların yasal statüsü belirlenmeli ancak tekelleşmenin de önüne geçilmeli” diye konuştu.
“İşaret dili tercümanlığı profesyonel bir meslek olmalı”
İşaret dili tercümanlığının üniversitelerde profesyonel bir eğitim alanına dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Yörükoğlu, eğitim ve sertifikasyon sisteminin de denetlenmesini istedi.Yörükoğlu, “İşaret dili tercümanlığı fakültelerin ön lisans veya dengi bölümlerinde eğitimi verilerek profesyonel meslek uzmanları yetiştirilmeli. İşaret dili altında kurs ve benzeri eğitimler veren ve belge düzenleyen kurumlar denetime tabi olmalı. Farklı kurumların farklı standartlarda eğitim vermesinin önüne geçilmeli” dedi.
“Kamu kurumlarında tercüman bulundurulması zorunlu hale getirilmeli”
Yörükoğlu, yalnızca adliyelerde değil; hastaneler, belediyeler, İŞKUR, emniyet, sosyal hizmetler ve diğer kamu kurumlarında da profesyonel işaret dili desteğinin sağlanması gerektiğini belirtti.“Yerel yönetimlerin ve tüm kamu ve özel kurumların işaret dili tercümanı bulundurmaları zorunlu hale getirilmeli. Çünkü erişilebilirlik olmadan işitme engelli bireyin eğitim, sağlık, istihdam, adalet ve sosyal yaşama eşit katılımından söz edemeyiz.”
“Sorunu görünür hale getirmek için çalışıyoruz”
Dernek olarak yaptıkları izleme çalışmasının yalnızca bir raporlama faaliyeti olmadığını ifade eden Yörükoğlu, kamu kurumlarının sorumluluk almasını istediklerini söyledi.
Yörükoğlu, “Van İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği olarak ‘Erişilebilirlik haktır’ sloganıyla çalışmalarımızı insan hakları temelinde yürütüyoruz. Etkiniz AB Programı'ndan aldığımız teknik destekle Türkiye'de ilk defa tüm kamu kurumları ve yerel yönetimlere bilgi edinme başvuruları yaparak sağır ve işitme engelli bireylerin erişilebilirliğini sorduk. Yerel yönetimlerde ve kamu kurumlarında erişilebilirlik eksikliklerini tespit ettik ve yapılması gerekenleri raporlaştırdık” dedi.
Yörükoğlu, işitme engelli bireylerin ihtiyaçlarının göstermelik uygulamalarla geçiştirilmemesi gerektiğini belirterek, “Erişilebilirlik bir hak. Bu hakkın sağlanması için nitelikli, profesyonel ve sürdürülebilir hizmet gerekiyor” ifadelerini kullandı.




