Van Gölü Havzası’nda yaşayan halkın en eski beslenme ve saklama yöntemlerinden biri olan tuzlu balık geleneği, özellikle inci kefali (Van balığı) üzerinden şekillenen kadim bir mutfak pratiği olarak dikkat çekiyor. Soğutma imkânlarının olmadığı dönemlerde ortaya çıkan bu yöntem, balığın bozulmadan uzun süre saklanmasını sağlayarak bölge halkı için önemli bir gıda güvenliği sistemi oluşturdu.
Gülşen Torusdağ’ın 2025 yılında DergiPark’ta yayımlanan “Evliya Çelebi’nin Gözünden Van Gölü Havzası’nda Yemek Kültürü ve Sofra Adabı” adlı çalışması, bu geleneğin tarihsel ve ekonomik boyutunu da ortaya koyuyor. Çalışmada, Evliya Çelebi’nin gözlemlerine dayanılarak Van Gölü’ne dökülen yaklaşık yetmiş nehir arasında özellikle Bend-i Mâhî Deresi’nin balık göçünde kritik bir rol oynadığı belirtiliyor.
Balıkların üreme döneminde bu dereye yoğun göç ettiği, dönemin idarecileri tarafından suyun kontrol edilmesiyle avlanma sürecinin düzenlendiği aktarılıyor. Avlanan balıkların ise yalnızca tüketimle sınırlı kalmayıp, uzun süre dayanabilmesi için tuzlanarak muhafaza edildiği ifade ediliyor.
Aynı çalışmaya göre tuzlu balıklar, dönemin ticaret ağında önemli bir yer tutarak Acem (İran) tüccarları ve Gökdolak Ermenileri aracılığıyla Lahican, Bakü ve Azerbaycan gibi bölgelere binlerce deve yükü halinde ihraç edildi. Ayrıca bu balıkların Van Kalesi çevresindeki mağaralarda olası kuşatma ve savaş durumlarına karşı stratejik gıda stoğu olarak depolandığı da belirtiliyor.





