Van, etin, kebabın ve kavurmanın bolca tüketildiği bir şehir. Ancak Van’da ilk defa kurulan vegan topluluğu, bu algıyı kırmaya çalışıyor. Van Vegan Topluluğu Eş Sözcüsü Zafer Sarıca, Van’da vegan olmanın başta zor olduğunu fakat zamanla çevrenin alıştığını söylüyor. Restoranlarda vegan seçeneklerin sınırlı olduğunu belirten Sarıca, ev yemeklerinde ise çoğu sebze yemeğinin zaten vegan olduğunu ifade ediyor. Van’ın zaten vegan bir beslenme tarzının olduğuna ve bir pancar kenti olduğuna dikkat çeken Sarıca, “Van’ın en meşhur yemeği Keledoşun içinde, buğday, nohut ve yörede yetişen otlar bulunur. Yani hem tahıl hem bakliyat hem de ot birleşiminden oluşan bir yöresel yemektir. Vanlılar veganlığa çok uzak değil” diyor.

Rojin Kabaiş dosyasında yeni perde: Avukatından çarpıcı açıklamalar!
Rojin Kabaiş dosyasında yeni perde: Avukatından çarpıcı açıklamalar!
İçeriği Görüntüle

Van’da bulunan Vegan Topluluğu ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide şu başlıkları sizler için derledik:

Vegan olmak Van’da zor mu? Neden?

Evet, Van’da vegan olmak zor. Yani aslında evde olduğum sürece kolay, çünkü mercimek çorbası, pilav ya da ıspanak yemeği yapmak kolay. Ama özellikle bir restoranda ya da etkinlikte, hatta misafirlikte vegan yemek bulmak zor oluyor. Yemek dışında bir de sosyal ve iş yaşamında sürekli kendini açıklamak, alaylara ve küçümsemelere maruz kalmak daha zor. Tabii bunun yanında bir zaman sonra akraba/arkadaş ortamında vegan seçenek de çıkıyor ve veganlık üzerine bir tartışma/tanışma imkânı doğuyor. Bu ise daha kolay hale getiriyor. Yani diyebilirim ki zor başlıyor ama gittikçe kolaylaşıyor da.

Ad224706 82C0 4073 A7F1 10E9Fa398D27

Vegan yaşam tarzını seçmenizin en büyük nedeni neydi?

Vegan yaşam tarzını seçmemin en büyük nedeni etik ve adil bir yaşam aslında. Bir politik tutum ayrıca. Bir canlının sırf güçlü diye başka, görece savunmasız bir canlının bedenini, yaşamını ve bütün haklarını yok sayıp tabakta yemeğe dönüştürmesi bana pek mantıklı da ahlaki de gelmiyor. Üstelik bu canlılar tıpkı bizim gibi kendi varoluşları içinde, aile ve sosyal kabiliyetleri olan, amaç ve düzenleri olan, duygulanan, öfkelenen, seven, sevilmek isteyen canlılar iken... Yani düşünün, bir koyun sahibine nasıl bir sevgiyle bağlıdır. Bir söz vardır: Koyun ömrünü kurttan sakınarak geçirir ama onu gene çoban yer. Bu aslında insan ve hayvan arasında bir ilişkinin güven ve karşılıklı sevgi olabilecekken, bir tarafın bunu bozması ve ona duygusal bağla bağlanan bir hayvanı rızası dışında ve aslında gerek yokken zevk için hayattan koparmasıdır. Bunu ben adil ve etik bulmuyorum. Gözleri, beyni, duyguları ve yaşam arzusu olan bir canlıyı yemek olarak düşünmek açıkçası bana doğru gelmiyor.

Çevreniz bu kararınıza nasıl bakıyor?

Çevrem tabii ki, başta ailem, tam olarak nedenini öğrenmekten çok sonuçlarına bakıyor: Ya yeterli proteini alamazsan ya hasta olursan, gittiğin yerde aç kalırsan vs. Daha radikal kişiler toplumun norm ve değerlerine bir başkaldırı olarak görüp bunu kabullenmek istemiyor. Ama aslında başlardaki tepkiler zamanla yumuşuyor ve bir “farklılık” olarak beni entegre ediyorlar topluluklarına. Bir de herkese etik-politik zemin üzerinden bir açıklama yapmak zor; bazen “alerjim var” diyorum, bazen “doktor yeme dedi” diyorum. Ama genel olarak ilk tepkilerden sonra artık sahiplenici bir tavır olduğunu söyleyebilirim.

Hatta ilk yıl şöyle bir anım olmuştu: Babam bir yıl boyunca sessizlik içinde asla sormadı, üzerine konuşmadı. Yıl sonunda mangal yapmaya gittik ailece ve markete “Oğlum vegan, et yemiyor, ona sucuk koyun” demişti. Evet, sucuk da vegan değildi ama babamın o anki kabulü ve girişimi önemli bir aşamaydı. Babamın vurgusunu şundan yaptım: feodal ve ataerkil toplumlarda değişime en çok o direnç gösterdiği için. Ya da 4-7 yaşlarındaki yeğenlerim ben onlara gideyim diye aradıklarında “Dayı, vegan süt var, gel bize” diyorlar. Bunlar tanınırlık ve kabulleniş için önemli şeyler. Tabii iş ve sosyal çevremde bu daha kolay. Özellikle çoğu ürünün (örneğin temizlik, bakım ve makyaj ürünleri) vegan olması ve daha temiz içerik açısından insanların bunları alması, veganlığı daha aşina bir hale getirdi.

F0Aa21B3 B388 4939 A275 7143217282Ac

Van’da vegan topluluğu olarak neler yapıyorsunuz? Etkinlikler, buluşmalar gibi…

Van’da bu alanda son zamanlarda etkinlikler, buluşmalar yapmaya başladık. Yaz başında vegan piknik yapmıştık. 26-27-28 Eylül’de Türkiye geneli katılımlı bir kamp yapacağız. Ayrıca 18 Eylül’de Kürtçe vegan film gösterimi olacaktır. Önümüzdeki aylarda “tahakküm, hayvan hakları ve ekoloji” konulu bir söyleşi ve ayrıca vegan yazarlarla bir kitap söyleşisi planlıyoruz. Tüm bu etkinlikleri Van vegantoplulugu Instagram sayfasından takip edebilirsiniz.

Vegan ürünler konusunda eksiklikler var mı?

Vegan ürünler konusunda eskisi gibi bir eksiklik yok. Ama vegan peynir, yoğurt, süt konusunda hâlâ eksiklik var. Bu da biraz sanırım talep meselesi. Ama tabii ki veganlık dediğim gibi siyabo pancarı, taze fasulye, zeytin ve sebzelerdir aslında ve bolca bulunuyor. Temizlik, makyaj, elbise, içecek anlamında bir eksiklikten söz edemem. Alıcıları vegan olmasa da temiz içerikten dolayı geniş bir talep var ve kolayca bulunabilir.

Vegan yaşamın en büyük avantajı ve en büyük zorluğu sizce ne?

En büyük avantajı sanırım temiz bir yaşam. Bunu iki açıdan söyledim: birincisi vicdanen hiçbir canlıya zarar vermeden, bedenini sömürmeden, yaşamını elinden almadan yaşayabilmek; ikincisi sağlık açısından temiz, işlenmemiş ve sağlıklı bir gıda tüketmek.

En büyük zorluğu ise özellikle kalabalık davet ve etkinliklerde hem vegan yemek bulmak hem de yargılayıcı, dışlayıcı sorulara maruz kalmak. Bu da gayet anlaşılır bir şey çünkü tanıdık olmayan bir fikir ve tutum. Bunu da sabırla, empatiyle atlatıyorum.

Van halkına veganlığı anlatmak için ne söylersiniz?

Van halkına şunu söyleyebilirim: Bundan belki 20-30 yıl önce, hatta hâlâ çoğu yerde yemekler otlara (pancar çeşitlerine) dayanırdı. İlkbahar boyunca mendê, siyabo, şirêşt, karî toplanır; yaz boyu konserve, turşu ve meyve kurusu yapılır ve kış boyu yenilirdi. Bizim köyde yapılan ama restoranlarda bulunmayan 20 çeşit yemek sayabilirim ve 18’i vegan. Yaratılan algının tersine aslında Kürtler çok et tüketen bir millet değil. Özünde sebze yemekleri olan, hayvanla doğayla daha kuvvetli bağ kuran bir şehir Van. Bunu istatistikler de doğruluyor, çevre şartları da açıklıyor (pancar cenneti). Elbette bir günde vegan olun demiyorum. Otlu peynir ve jajî önemli bir yer tutuyor kahvaltıda. Bir günde olmaz ama bir günle başlar. O gün belki bugündür.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ