Van’da yaklaşan Van Ticaret ve Sanayi Odası (VATSO) seçimleri, adaylar arasındaki rekabetin yanı sıra siyasi çevrelerin tutumu ve sermayenin rolü üzerinden de tartışılıyor. Siyaset yorumcusu ve yazar Mahmut Bilgin, dört adayın da emek, adalet ve eşitlik temelinde farklı bir toplumsal vizyon ortaya koyamadığını savundu. DEM Parti çevresindeki yerel aktörlerin adaylardan birini desteklemesini eleştiren Bilgin, kentteki yoksulluk ve emek sömürüsüne dikkat çekti.
“Dört aday arasında desteklenmesi gereken bir profil göremiyorum”
Bir adayı desteklemek için toplumsal vizyonunun, geçmiş uygulamalarının ve kazanma potansiyelinin dikkate alınması gerektiğini belirten Bilgin, VATSO seçimlerinde yarışan dört adayın da Kürt siyasi hareketinin demokratik toplum paradigmasıyla örtüşen bir toplumsal perspektif ortaya koyamadığını savundu.
Bilgin, adayların iş dünyasındaki ilişkilerinin farklı siyasi çevrelerle kesiştiğini belirterek sermayenin ideolojik bağlılıklardan çok kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ileri sürdü. DEM Parti çevresindeki iş dünyasının üzerinde uzlaştığı ortak bir aday bulunmadığını da ifade eden Bilgin, DEM’in yerel aktörlerinin desteklediği adayın seçimi kazanma ihtimalinin düşük olduğunu öne sürdü.

“Kentte yoksulluk varken sermaye temsilciliği neden savunuluyor?”
DEM çevresindeki yerel aktörlerin VATSO seçimlerinde bu kadar taraf olmasını eleştiren Bilgin, kentteki yoksulluk ve çalışma koşullarının seçim tartışmalarının merkezinde olması gerektiğini belirtti.
Van’da çocuk işçiliği, sigortasız çalışma ve düşük ücretler gibi sorunlara dikkat çeken Bilgin, adayların faaliyet gösterdikleri sektörlerdeki çalışma koşullarının da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Beş adayın da neoliberal politikaları eleştirebildiğini ancak kendi iş pratikleri bakımından benzer bir ekonomik anlayışı sürdürdüğünü savunan Bilgin, sermaye sahiplerinin emek politikalarının tartışılmadan desteklenmesini eleştirdi.
Bilgin, adayların geçmişte yurtseverlik adına risk üstlenmiş siyasi aktörler olmadığını ileri sürerek, sermaye sahibi bir adayın desteklenmesinin devrimci bir mesele gibi sunulmasını da eleştirdi.
“Yurtseverlik adalet ve eşitlikle anlam kazanır”
Kürt siyasi hareketinin demokratik toplum paradigmasına ve Abdullah Öcalan’ın kapitalizmi sınırlandırmayı öngören yaklaşımına atıfta bulunan Bilgin, yurtseverlik söyleminin emek, adalet ve eşitlik ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Van’da ağır bir yoksulluk tablosu bulunduğunu vurgulayan Bilgin, servet sahibi adaylardan herhangi birinin toplumsal dönüşümün temsilcisi olarak sunulmasını tutarsız bulduğunu ifade etti.
“Kente kültür ve gençlik alanında ne kazandırdılar?”
Bilgin, dört adayın da bugüne kadar kente kültür merkezi, kadın merkezi, gençlik merkezi, çocuk merkezi veya kütüphane kazandırmadığını öne sürdü. Etüt merkezleri, teknoloji atölyeleri, mesleki eğitim merkezleri ve dezavantajlı çocuklarla gençlerin yaşam koşullarını iyileştirecek projelerin de yeterince gündeme getirilmediğini savundu.
Öğrencilere burs verilmesinin tek başına demokratik ve eşitlikçi bir toplum yaratmaya yetmeyeceğini belirten Bilgin, kentteki toplumsal sorunların kalıcı çözümler gerektirdiğini ifade etti.
“Seçimler sermayenin temsilini yeniden üretiyor”
Bilgin, Van’daki yoksulluk tablosu karşısında toplum odaklı bir sermaye anlayışını savunmanın samimiyetini sorgulayarak, VATSO seçimlerinin sömürücü sermayenin temsilini yeniden üretme ve meşrulaştırma riski taşıdığını belirtti. Bilgin, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Sermayeye ve kapitalist gelişime karşı berrak zihinlerimiz olmazsa, sermaye düşlerimizi bile yakıp küllerini pazarlar.”





