2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte Van’daki eğitim öğretim sürecini değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Van Şube Başkanı Mehmet Ali Uca, kentte bina ve fiziksel ortamlar açısından çok ciddi sıkıntılar bulunmadığını söyledi. Uca, buna karşın öğretmen açığı, güvenlik ve temizlik konusunda önemli sorunların bulunduğunu belirtti.

“İlimizin yüzde 99’unda eğitim öğretim hızlı bir şekilde başladı”
Eğitim öğretim süreçlerinin genelde sancılı başladığını belirten Uca, bunun sadece Van’a özgü olmadığını söyledi.
Uca, “Eğitim öğretim süreçleri genelde sancılı başlar. Yani bu sadece bizim ilimizde geçerli değil. Türkiye’nin birçok yerinde eğitim öğretim süreçleri çok olmasa da problemli yönleriyle başlıyor.
Bizim ilimizde de bina olarak, fiziksel ortamlar olarak çok ciddi sıkıntılarımız yok. Şu an ilimizin yüzde 99’unda eğitim öğretim hızlı bir şekilde başladı” dedi.

“İlimizde 2 bin 300’e yakın öğretmen eksiği var”
Van’da eğitim öğretimin başlaması açısından olumlu yönlerin bulunduğunu ancak bunun dışında birçok olumsuzluğun da bulunduğunu ifade eden Uca, kentte yaklaşık 2 bin 300 öğretmen açığı bulunduğunu söyledi.
Uca, “Tabii eğitim öğretimin bu anlamıyla belki olumlu yönlerini saydık ama bunun dışında olumsuz birçok yönünü de söyleyebiliriz. Mesela bugün ilimizde 2 bin 300’e yakın öğretmen eksiği var. Şu an bu anlamda ücretli öğretmen görevlendirmeleri yapıldı” diye konuştu.
Bu durumun Van ve bölgenin en büyük sıkıntılarından biri olduğunu belirten Uca, tecrübeli öğretmen eksikliğine dikkat çekti.
“Maalesef bizim ilimizin, hatta bölgemizin, kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerdeki en büyük sıkıntılarımızdan biri bu. Tecrübeli öğretmen sıkıntısı yaşıyoruz.”

“Tecrübeli öğretmen bulmakta bayağı zorlanıyoruz”
Öğretmenlerin birkaç yıl görev yaptıktan sonra memleketlerine gittiklerini belirten Uca, bu nedenle Van’da tecrübeli öğretmen bulmakta zorlandıklarını söyledi.
Uca, “Öğretmenlerimiz buraya gelip birkaç yıl çalıştıktan sonra memleketlerine gidiyorlar. Dolayısıyla biz burada tecrübeli öğretmen bulmakta bayağı zorlanıyoruz” dedi.
Yerlerine gelen ücretli öğretmenlerin belli eğitimlerden geçmiş olabileceğini ancak bazı noktalarda sorun yaşanabildiğini belirten Uca, şöyle konuştu:
“Yerlerine gelen ücretli öğretmenler de belki belli eğitimlerden geçmiş olabilirler ama hem okula uyum noktasında hem öğrencilerle uyum noktasında ve bildiklerini aktarma noktasında bazen problemler yaşanabiliyor. Herkes ister, gönül ister ki burada 10 yıllık, 20 yıllık tecrübe öğretmenler görevlerini yapabilsinler.”

“Sözleşmeli öğretmenlik süreçleri bir derde derman olmadı”
Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının da öğretmen açığının çözümünde yeterli olmadığını belirten Uca, bu sistemin üç yılın ardından amacına ulaşmadığını savundu.
Uca, “Tabii sözleşmeli öğretmenlik süreçleri de bir derde derman olmadı. Bakanlık belki sözleşmeli öğretmenlik sistemini getirerek buralarda öğretmen ihtiyacını karşılarız diye düşündü ama 3 yıldan sonra maalesef bu plan da çökmüş oldu” ifadelerini kullandı.
Bölgede öğretmen istihdamının güçlendirilmesi ve kalıcı hale getirilmesi gerektiğini belirten Uca, bunun için bölgede çalışan öğretmenlere ek teşvik getirilmesi gerektiğini söyledi.
“Dolayısıyla buralarda öğretmen istihdamını güçlendirmek ve kalıcı hale getirmek için bölgede çalışan arkadaşlarımıza ek teşvik getirilmesi gerekiyor.”

“Öğretmen ihtiyacını büyük ölçüde çözmüş olacağız”
Uca, bölgede öğretmeni tutmanın yollarından birinin geçmiş yıllarda olağanüstü hal dönemlerinde uygulanan sistemin yeniden bölgeye uyarlanması olduğunu söyledi.
“Burada öğretmeni tutmanın tek yolu bana göre bu geçmiş yıllarda buralarda olağanüstü hal dönemlerinde uygulanmış olan bir sistem. Bu sistem eğer buraya adapte edilirse ya da sadece burası olarak değerlendirmemek lazım. Kalkınmada öncelikli illerde çalışan arkadaşlarımıza adapte ettirilirse burada öğretmen ihtiyacını büyük ölçüde çözmüş olacağız.”
Bu sistemin uygulanması halinde bölgede görev yapan öğretmenlerin hemen gitmek istemeyeceğini belirten Uca, başka illerde görev yapan öğretmenlerin de ek teşvikten yararlanmak amacıyla bölgeye tayin isteyebileceğini ifade etti.
“Burada görev yapan öğretmen arkadaşlarımız buradan hemencecik gitmek istemeyecekler. Ya da dışarıda başka illerde çalışan öğretmen arkadaşlarımız bu ek teşvikten faydalanmak için buralarda çalışmak isteyip buralara tayin isteyeceklerdir.”

Okullarda güvenlik sorunu
Okullardaki güvenlik probleminin de önemli konulardan biri olduğunu belirten Uca, geçen yıl yaşanan bazı problemlerin güvenlik zafiyetlerini ortaya çıkardığını söyledi.
“Bunun dışında okullarımızda eksik olarak ya da noksan olarak kaldığını düşündüğümüz önemli konulardan bir tanesi de güvenlik problemi ki okullarımızda geçen yıl yaşanan bazı problemler ve bazı sıkıntılar birçok durumu da, zafiyeti de ortaya koymuş oldu. Bu da güvenlik probleminin okullarımızda ne denli ihtiyaç olduğunu, ne denli gerekli olduğunu bize göstermektedir.”
Güvenlik konusunda İŞKUR ve TYP aracılığıyla bahçe görevlisi olarak tanımlanan personelin yeterli olmayacağını belirten Uca, kadrolu ve alanında uzman personel istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
“Güvenlik problemini biz Bakanlık olarak, yani Bakanlığın izah etmiş olduğu şekliyle, biz kesinlikle kabul etmiyoruz. Yani İŞKUR ve TYP aracılığıyla bahçe görevlisi olarak tanımlanan görevlilerin okullarda güvenlik problemini kapatacaklarını, güvenlik zafiyetini önleyebileceklerini düşünmüyoruz.”

“Kadrolu, alanında uzman insanların görev alması gerekiyor”
İŞKUR ve TYP kapsamında yapılan görevlendirmenin bir tedbir olarak değerlendirilebileceğini ancak güvenlik sorununu çözmek için yeterli olmadığını belirten Uca, kadrolu ve alanında uzman kişilerin görev yapması gerektiğini söyledi.
“Evet, bu bir tedbirdir. Bunu belki kısmen kabul edebiliriz ama güvenlik problemini önlemek için kesinlikle kadrolu, alanında uzman, eğitimini almış insanların görev alması gerekiyor. Bunun için Bakanlığın bu anlamda bir girişim başlatıp kadrolaşma noktasında süreci tamamlaması gerekiyor.”
Güvenliğin kesinlikle bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Uca, konunun tasarruf kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
“Bu kesinlikle bir ihtiyaçtır. Bunu tasarruf anlamında değerlendirmek ya da ‘olsa da olur, olmasa da olur’ anlamıyla, bilinciyle hareket etmek kesinlikle doğru değil. Buna çok acilen tedbir getirmek gerekiyor.”

“Temizliğin ve güvenliğin olmadığı yerde eğitim öğretimden söz edilemez”
Okullarda temizlik konusunun da es geçilmemesi gerektiğini belirten Uca, temizliğin güvenlikten sonra alınması gereken önemli tedbirlerden biri olduğunu söyledi.
“Bunun dışında okullarımızda özellikle temizlik konusunda es geçmemek gerektiğini düşünüyorum. Temizlik, güvenlikten sonra gelmesi yani önlem açısından, tedbir açısından alınması gereken önemli kollardan bir tanesidir.”
Temizlik ve güvenliğin eğitim öğretim açısından önemine dikkat çeken Uca, “Temizliğin ve güvenliğin olmadığı yerde eğitim öğretimden söz etmek kesinlikle mümkün değildir” dedi.

Temizlik personeli için de kadro çağrısı
Temizlik personelinin TYP ve İŞKUR üzerinden sağlanmasının sağlıklı olmadığını belirten Uca, bunun geçici bir çözüm olduğunu söyledi.
“Dolayısıyla temizlik personelinin de yine TYP üzerinden, İŞKUR üzerinden sağlanması çok sağlıklı bir durum değil. Evet, bu da yine bir geçici çözüm olarak değerlendirilebilir. Hiç yoktan elbette çok iyidir.”
TYP personelinin düşük maaşlara rağmen görevlerini yerine getirdiğini belirten Uca, uygulamanın süreklilik arz etmediğini ifade etti.
“TYP personelleri üzerlerine düşen görevi çok düşük maaşlar almalarına rağmen yerine getiriyorlar ama kalıcı bir etki bırakmıyor, süreklilik arz etmeyen bir durum olarak görülebilir.”
Temizlik personelinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kadrolu olarak istihdam edilmesi gerektiğini belirten Uca, Bakanlığa çağrıda bulunarak konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bunun için temizlik personelinin de yine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kadrolu bir istihdam alanına dönüştürülmesi gerekiyor.
Bu anlamda da yine Sayın Bakanımıza bu tedbirleri alması noktasında bir çağrıda bulunuyoruz.”





