Van coğrafi konumu nedeniyle birçok mülteci ve göçmen için ilk giriş ve geçiş noktası. Sınırdan geçen ailelerin çoğu başka illere doğru yol alırken, çoğu da Van’da kalıp hayata tutunmaya çalışıyor. Ancak bu göç yolunda en ağır yükü yaşayanlardan biri de kadınlar. Göçmen kadınlar eğitim düzeyi, dil bariyeri gibi nedenlerle dezavantajlı durumdalar. Bu dezavantajlı durum birçok açıdan olduğu kadar kadınların sağlığını da derinden etkiliyor.
Mülteci kadın ve çocuklar ile ilgili saha çalışmaları yürüten Avukat Ayşe Kaya’nın yaptıkları araştırmalar da bu durumu özetler nitelikte. Kaya, Van’daki mülteci kadınların sağlık hizmetlerine erişimde çok ciddi güçlüklerle karşılaştıklarını, kadınların sağlık hakkına erişiminde dil engeli ve güvensizlik gibi sorunların çok belirgin olduğunu söyledi.
Yasal kaydı olmayan kadınlar için bürokratik sistemin korku yarattığını belirten Kaya, göçmen kadınların çoğunun, hastaneye başvurmaktan, göç idaresine bildirilme ve sınır dışı edilme gibi uygulamalara maruz kalacağı endişesiyle kaçındığını ifade etti.
“Tercüman eksikliği mülteci kadınları mağdur ediyor”
Kaya, ülke genelinde göçmen sağlığı merkezleri kurulmuş olsa da Van’da böyle bir merkezin olmaması nedeniyle mülteci kadınların devlet hastanelerine başvurmak zorunda kaldığını vurguladı. Sağlık kurumlarında tercüman olmadığı için Van’daki mevcut sağlık kurumlarının, artan göç yükünü ve kültürel farklılıkları karşılayacak kaynak ve nitelik bakımından yetersiz olduğunun da altını çizdi.
“Mültecilerin sağlık hakkı kâğıt üzerinde kalıyor”
Kaya, mültecilerin sağlık hakkının yasalarca güvence altına alındığını fakat uygulamada yasal haklara erişim yönünden sorunlar yaşandığını söyledi: “Devletin göçmen sağlığı merkezleri açma veya aile hekimliği sistemine entegre çabaları olsa da son yıllarda göçmenlerin kayıt altına alınması sırasında yaşadığı sorunlar ve sığınma prosedürüne erişmesinde yaşanılan güçlükler, sağlık sigortasının bir yıl sonunda sona erdirilmesi gibi uygulamalar nedeniyle mültecilerin sağlık hizmetine erişimi kısıtlanmaktadır.”
“Mülteci kadınlar bilinçlendirilmeli”
Mülteci kadınların aile planlaması ve cinsel sağlık konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı için bu nedenle istenmeyen gebelikler yaşandığına da dikkat çeken Kaya, “Mülteci kadınların üreme sağlığı alanında karşılaştıkları güçlükler, aile planlaması ve doğum hizmetlerine ulaşım, dil ve kültürel farklılık, eğitim yetersizliği ve ilgili sağlık bilincinin düşük olması gibi sorunlar ile çok fazla karşılıyoruz. Mülteci kadınlar için cinsel sağlıkla ilgili çalışmalar yapılmalı ve kadınlar bu konuda bilinçlendirilmeli” şeklinde konuştu.
“Tercüman ve eğitimle sorunlar çözülebilir”
Kayıt dışı tüm mültecilerin yasal kaydı bir an önce tamamlanmasının ve sığınma prosedürüne erişimini yönünden kolaylık sağlanmasının büyük bir ölçüde bu sorunları biteceğini savunan Kaya, çözüm önerilerini sıraladı: “Hastanelerde ve aile sağlığı merkezlerinde tercüman görevlendirilmesi olmalı. Mülteci kadınlara yönelik sağlık hakları, hastalık önleme ve üreme sağlığı konularında çok dilli eğitimler, broşürler ve bilgilendirme kampanyaları yürütülmeli. Göçmenlere yönelik muayene, aile planlaması, kadın-doğum ve psikososyal destek hizmetleri sunan bir yapı oluşturulabilir. Bu sayede mülteci kadınların özel ihtiyaçları daha doğru karşılanabilir. Yerel ve uluslararası STK’larla sağlık alanında daha fazla işbirliği yapılabilir.”
“Tedavi edilmeyen bulaşıcı hastalıklar topluma yayılabilir”
Sağlık hizmetlerine erişim sorunları bu şekilde devam etmesi sonucu toplumsal sağlık yönünden ciddi problemler ile karşılaşılabileceğine değinen Kaya, “Sağlıksız gebelikler, sağlık hizmeti alamamaktan kaynaklı yaşanabilecek doğum öncesi kayıplar veya bebek ölümlerine neden olabilir. Örneğin tedavi edilmeyen bulaşıcı hastalıklar topluma yayılabilir. Psikolojik sorunlar aile içi şiddeti ve huzursuzluğu artırabilir” dedi.




