Van’da faaliyet yürüten Van Vegan Topluluğu Derneği tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında, yönetmenliğini Cem Hakverdi’nin yaptığı “Köpek: Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri” adlı belgesel, dün akşam Eskici Van Kafe’de izleyiciyle buluştu. Gösterime katılımın yoğun olduğu gözlenirken, belgeselin Kürtçe altyazılı olarak sunulması dikkat çekti.

“Yalnızca bir etkinlik değil, yüzleşme alanı”

Etkinlik sonrası konuşan Van Vegan Topluluğu Derneği Eş Başkanı Zafer Sarıca, gösterimin kendisi için sıradan bir kültürel faaliyet olmadığını belirtti. Sarıca, bunun aynı zamanda güçlü bir karşılaşma ve tanıklık alanı olduğunu ifade etti. Gösterim boyunca salonda oluşan sessizliğin, izleyicilerin filmi yalnızca izlemediğini, aynı zamanda derin bir temas kurduğunu gösterdiğini söyledi. Film sonrasında gelen tepkiler, sorular ve paylaşımların hayvan hakları meselesinin Van’da güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi.

Üniversiteyi Kazanan Öğrenciler Dikkat! Bilim Kalesi’nden Kapsamlı Yol Haritası!
Üniversiteyi Kazanan Öğrenciler Dikkat! Bilim Kalesi’nden Kapsamlı Yol Haritası!
İçeriği Görüntüle

“Hayvanlar şehrin sorunu değil”

Sarıca, gösterimin temel amacının sokakta yaşayan hayvanların “şehrin sorunu” olarak görülmesine itiraz etmek olduğunu vurguladı. Ona göre sokak hayvanları bir sorun değil; asıl sorunun belediyelerin sorumsuz politikaları, plansız kentleşme ve yaşam alanlarının daraltılması olduğu ifade edildi.Şehirler büyüdükçe hayvanların yaşam alanlarından koparıldığını ve görünmez bir şiddetle karşı karşıya bırakıldığını belirten Sarıca, belgeselin tam da bu görünmeyen süreci açığa çıkardığını söyledi.

“İlk kez hak öznesi olarak düşündük”

Film sonrası yapılan tartışmada bazı izleyicilerin, hayvanlara bugüne kadar çoğunlukla “yardım edilmesi gereken canlılar” olarak baktıklarını ancak belgesel sayesinde onları ilk kez birer hak öznesi olarak değerlendirdiklerini dile getirdikleri aktarıldı.Sarıca, hayvanların merhametin nesnesi değil, yaşam hakkına sahip varlıklar olduğunu ve acıdan kaçınma haklarının bulunduğunu ifade ederek, bu yaklaşımın toplumda yaygınlaşmasının önemine dikkat çekti.Gösterim sırasında izleyicilerde yoğun bir rahatsızlık duygusunun oluştuğu belirtildi. Ancak bu rahatsızlığın olumsuz değil, dönüştürücü bir etki yarattığı ifade edildi.Katılımcıların öfke, utanç ve sorumluluk duygularını aynı anda yaşadıklarını paylaştıkları, bunun da hayvan hakları konusunun kentte ne kadar güçlü bir karşılığı olduğunu gösterdiği kaydedildi.

"Kürtçe altyazı bilinçli bir tercih"

Belgeselin Kürtçe altyazılı olarak sunulmasının bilinçli bir tercih olduğu da vurgulandı. Sarıca, Kürtçenin bu coğrafyanın dili olduğunu ve hayvan hakları mücadelesinin de bu dil üzerinden daha sahici bir bağ kurduğunu söyledi. İzleyicilerin filmi kendi ana diliyle izlemesinin, anlatılan şiddetin daha doğrudan ve güçlü bir etki yarattığını ifade etti.

“Hayvanlar bu şehrin fazlalığı değil”

Sarıca, etkinliğin en önemli çıktısının hayvanların kent yaşamının fazlalığı olmadığı gerçeğini yeniden hatırlatmak olduğunu belirtti. Asıl sorunun onları yok sayan bakış açısı, yetersiz politikalar ve vicdani olmayan uygulamalar olduğunu dile getirdi.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ