Türkiye’de kayyum tartışmaları ve siyasi davalar yeniden gündeme gelirken, Van’da eski Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bekir Kaya hakkında yürütülen davanın siyasal tartışmalarda yeterince yer bulmaması dikkat çekiyor. Siyaset yorumcusu Mahmut Bilgin, bu durumun yalnızca bir haber tercihi olmadığını belirterek, konunun Türkiye’deki genel siyasal atmosferle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Van Erciş'te Ne Oluyor? Sulama Kanalına Zehir Boşaltılıyor
Van Erciş'te Ne Oluyor? Sulama Kanalına Zehir Boşaltılıyor
İçeriği Görüntüle

Van’daki yerel medya organlarının önemli bir bölümünün şehirdeki farklı siyasi ve idari çevrelerin etkisi altında olduğunu belirten Bilgin, bu nedenle haber önceliklerinin de çoğu zaman bu ilişkiler doğrultusunda şekillendiğini söyledi.

Bilgin, “Eğer Bekir Kaya’nın etrafında güçlü bir yerel medya ağı olsaydı, 2016’dan bugüne kadar onunla ilgili yüzlerce haber ve dosya hazırlanabilirdi” değerlendirmesinde bulunarak yerel medyanın şehirdeki gerçek sorunları daha fazla gündeme taşıması gerektiğini vurguladı.

“Bekir Kaya Kürt siyasetinde nadir görülen bir profil”

Bilgin, Bekir Kaya’nın Kürt siyasal mücadelesi içinde kendine özgü bir siyaset tarzını temsil ettiğini ve Kaya’yı “nevi şahsına münhasır bir profil” olarak tanımlayan Bilgin, siyasal mücadelelerde çoğu zaman karizmatik, diplomatik ya da popülist aktörlerin öne çıktığını vurguladı.

Buna karşın Bekir Kaya’nın daha farklı bir siyaset tarzı sergilediğini belirten Bilgin, “Üstten konuşmayan, kimseyi yaftalamayan, bilmediği konuda soru sorabilecek mütevazılığı gösteren bir profil” olduğunu dile getirdi. Bilgin, Kaya’nın halkla kurduğu bağın da bu profilin önemli bir parçası olduğunu ifade ederek, yerel siyasette kalıcı olmanın en önemli koşullarından birinin geniş kitlelerle gönül bağı kurabilmek olduğunun altını çizdi.

“Kayyum politikası yeterince gündem yapılmıyor”

Mahmut Bilgin, kayyum uygulamaları ve Van’daki davaların siyasal gündemde yeterince tartışılmadığını belirterek, iktidarın zaman zaman bazı popüler siyasetçiler üzerinden yürüttüğü siyasi tartışmaların, yerel demokrasi ve kayyum meselesinin geri planda kalmasına yol açtığını söyledi.

“Siyaset, medya ve yargı aynı çerçevenin içinde”

Bilgin, Türkiye’de son yıllarda oluşan siyasal atmosferi “istisnai durum rejimi” olarak tanımladığını da sözlerin ekleyerek, Türkiye’de 2016 sonrası ortaya çıkan siyasi atmosferin bu çerçevede okunması gerektiğini ifade etti: “Siyaset, medya ve yargı arasındaki ilişki bu süreçlerde belirleyici oluyor. Bu nedenle yargı kararlarının kamuoyunda nasıl tartışılacağı da bundan etkileniyor”

“Kayyum uygulamalarının toplumsal etkilerini de dikkate almak gerekir “

Kayyum uygulamalarının özellikle Kürt siyasi hareketi açısından ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Bilgin, bu hareketin tarihsel olarak yerel yönetimlerden güç aldığını söyledi. Bilgin, “Kayyum atamaları yalnızca idari bir değişiklik olarak görülmemeli. Kayyumlar göreve geldiklerinde çoğu zaman ilk olarak kadın çalışmaları, kültür merkezleri, sosyal hizmet birimleri ve Kürtçe kreşler gibi alanlara müdahale ediyor” dedi. Bilgin, “Bu alanlar yerel siyasetin toplumsal boyutunu temsil ediyor. Bu nedenle kayyum uygulamalarının toplumsal etkilerinin de dikkate alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ