Dengbêjlik, Kürt sözlü edebiyatının en köklü geleneklerinden biri olarak biliniyor. Dengbêjler; savaşları, göçleri, aşkları ve toplumsal olayları sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktaran hafıza taşıyıcılarıdır. Enstrümansız, sadece sesle icra edilen bu gelenekte söylenen “sıtranlar”, bir halkın tarihi, acıları ve sevinçlerini barındırır. Uzun yıllar erkek egemen bir alan olarak görülen dengbêjlikte, kadınların varlığı ise çoğu zaman görünmez kılındı. Ancak tüm engellere rağmen kadın dengbêjler de bu kültürü yaşatmaya devam ediyor.Bu kadınlardan biri de Van’da yaşayan Dengbêj Sîsê.
Geçmişteki yaşam koşullarını da anlatan Sîsê, “Eskiden ne televizyon vardı ne internet… Akşam olunca çocukları etrafıma toplardım. Elektrik yoktu. Çıra yakardık. O loş ışığın altında çirok(hikâye) anlatır, sıtran söylerdim” dedi. O anların kendisi için özgürlük anlamına geldiğini vurgulayan Sîsê, “Karanlığın içinde sesim bir ışık gibi yayılırdı” ifadelerini kullandı.
“ Daha 15 yaşındayken evlendirildim” diyen Sîsê, o dönemde kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesinin normal görüldüğünü ancak bunun kendi hayatında derin izler bıraktığını söyledi. Çocuk yaşta evlendirildiğini vurgulayan Sîsê, “Çocuktum… Hayallerim vardı ama kimse ne istediğimi sormadı. Ben evlenmek istemiyordum. Yine de o kaderin içine bırakıldım” ifadelerini kullandı.

“Çocuk yaşta bir evin yükünü taşıdım”
Gelin gittiği evde ağır sorumluluklar üstlendiğini anlatan Sîsê, “Gelin gittiğim ev kalabalıktı. Benden küçük çocuklar vardı, onlara bakıyordum. Daha çocuk yaşta bir anne gibi sorumluluk aldım. Evin yemeği, temizliği, hayvanların bakımı… Gün doğmadan başlar, gece bitmeyen bir yorgunlukla uyurdum” dedi. O yıllarda köy hayatının zorluğuna dikkat çeken Sîsê, kadın olmanın bu yükü daha da ağırlaştırdığını belirterek “Sessiz olman, kabullenmen, yükü taşıman beklenirdi” diye konuştu.
“İçimde susmayan bir şey vardı: dengbêjlik”
Tüm zorluklara rağmen içinde hep bir ses olduğunu dile getiren Sîsê, “Ama benim içimde susmayan bir şey vardı: dengbêjlik” diyerek müzikle kurduğu bağı anlattı. Babasının bir dengbêj olduğunu söyleyen Sîsê, “Babamın sesi evimizin duvarlarına sinmişti. ‘Hey hey malamin…’ diye başladığında zaman dururdu sanki” dedi.
Babası ve arkadaşlarının söyledikleri sıtranların kendisini derinden etkilediğini belirten Sîsê, “Onları dinlerken başka bir dünyaya geçerdim. Sanki acılar hafifler, yükler azalırdı” ifadelerini kullandı.
“Kadın sıtran söylemez dediler”
Dengbêjlik yapmak istediğinde toplum baskısıyla karşılaştığını vurgulayan Sîsê, özellikle erkeklerin bu durumu kabullenmek istemediğini söyledi. “Amcalarım ‘kadın sıtran söylemez’ derdi. ‘Erkeklerin içinde nasıl söylersin?’ diye eleştirirlerdi” diyen Sîsê, kadının sesinin bastırılmak istendiğini ancak buna rağmen vazgeçmediğini ifade etti.
“Hakkımda söylentiler çıkarıldı ama vazgeçmedim”
Van’daki dengbêj evlerine gitmek istediğinde hakkında çeşitli söylentiler çıkarıldığını anlatan Sîsê, “ ‘Sîsê televizyona gidemez’, ‘kadın dengbêj olmaz’ dediler. Ama ben korkmadım. Gittim” dedi. Dengbêj evinde sıtran söylediğini belirten Sîsê, daha sonra bu mekânların kayyum döneminde kapatıldığını ancak seslerinin susmadığını vurguladı.
“Radyo başında büyüdüm”
Geçmişte yalnızca radyodan dengbêj dinleyebildiklerini ifade eden Sîsê, “Meryem Xan’ı, Eyşeşan’ı dinlerdik. Özellikle Ayşe Şan’ın sesi yüreğime dokunurdu. Onun gibi söyleyemem belki benimde kendime has bir sesim var” dedi.
“Sıtran bir hafızadır”
Sıtranın sadece bir türkü olmadığını vurgulayan Sîsê, bunun aynı zamanda bir yaşam ve hafıza olduğunu dile getirdi. “Bazı sıtranlar savaşları anlatır… Yanan köyleri, göç yollarını… Bazıları aşkı anlatır… Kavuşamayanları… Bazıları ninni olur…” diyen Sîsê, sıtranın insanın içinde ne varsa onu yansıttığını söyledi.
“Kimi zaman acıyı, kimi zaman sevgiyi söylersin” diyen Sîsê, “Ben de o an ne hissediyorsam onu söylerim” ifadelerini kullandı.
“Sustukça yok oluyordum”
İlk zamanlar toplum içinde sıtran söylemeye çekindiğini anlatan Sîsê, bunun kendisine öğretilen bir durum olduğunu söyledi. “Kadın geri durur, kadın susar denirdi. Ama ben sustukça içim daralıyordu. Bir gün anladım ki sustukça yok oluyorum. O yüzden söyledim” diye konuştu.
“Bu sadece benim hikâyem değil”
Yıllar geçse de bazı şeylerin değişmediğini söyleyen Sîsê, kadınların hâlâ bastırılmak istendiğine dikkat çekti. Ancak artık korkmadığını belirten Sîsê, “Kim ne derse desin sıtran söylemeye devam ediyorum” dedi.
Sözlerini güçlü bir vurguyla tamamlayan Sîsê, “Bu sadece benim hikâyem değil… Bu, erken yaşta evlendirilen kız çocuklarının hikâyesi… Bu, sesi kısılmak istenen kadınların hikâyesi… Bu, bir halkın hafızası…” şeklinde konuştu.

“Eşim de bana destek oldu”
Tüm zorluklara rağmen en büyük destekçilerinden birinin eşi olduğunu da belirten Sîsê, zamanla birlikte sıtran söylediklerini ifade etti. “Eşim bana engel olmadı, aksine destek oldu. Bazen birlikte söylüyoruz” diyerek bu desteğin kendisi için önemli olduğunu vurguladı.





