Van’da 1 Mayıs kapsamında basın sektöründe çalışan gazeteciler konuştu. Fikir işçileri olarak gazeteciler, mesleğin zorluklarını, karşılaştıkları hak ihlallerini ve 1 Mayıs’ın kendileri için anlamını anlattı. Yerel medyada çalışan gazeteciler, özellikle ekonomik koşullar, iş yükü ve sahadaki risklerin giderek arttığını dile getirdi.

“1 Mayıs fikir işçileri için farkındalık günüdür”
Basın sektörü çalışanı Emrah Demir, 1 Mayıs’ın gazeteciler için anlamına dikkat çekerek, “1 Mayıs, yani Emek ve Dayanışma Günü, fikir işçileri için sadece bir bayram değil; aynı zamanda emeğin değerini hatırlama ve hatırlatma günüdür. Medya sektöründe hem sahayı hem yönetim tarafını bilen biri olarak şunu söyleyebilirim: Bu alanda ciddi emek var ve bu emek her geçen gün daha görünür hale geliyor.” ifadesine yer verdi.

Sektörde yaşanan sorunlara da değinen Demir, “Ücretler, özellikle yerel medyada, her zaman istenen seviyede olmayabiliyor. Sosyal güvence ve mesai konularında geçmişe göre daha iyi bir noktaya gelinse de hâlâ geliştirilmesi gereken alanlar var” vurgusunu yaptı.
Demir, sektörün dönüşüm sürecine işaret ederek, “Medya sektörü, değişen dünya ve dijitalleşme ile birlikte büyük bir dönüşüm yaşıyor ve bu süreç hem çalışanı hem işvereni zorluyor” sözlerini kullandı.
İşveren tarafına da değinen Demir, “Artan maliyetler, daralan reklam gelirleri ve rekabet ortamı, kurumları ayakta kalma mücadelesine itiyor. Bu tablo içinde hem çalışanı koruyan hem de işletmeyi sürdürülebilir kılan bir denge kurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.
Ayrıca Demir, “Fikir işçileri için 1 Mayıs hem bir farkındalık günü hem de geleceğe dair umutların konuşulduğu bir gündür. Güçlü bir medya, ancak değer verilen fikir işçileriyle mümkündür.” bilgisini verdi.

“Hem hızlı hem doğru olmak zorundayız”
Gazeteci Fatma Öztürk ise yerelde gazetecilik yapmanın zorluklarına dikkat çekerek, “Gazetecilik sahada göründüğünden çok daha zor bir meslek. Özellikle yerelde çalışan gazeteciler için bu zorluklar daha da derinleşiyor. Çünkü hem sınırlı imkânlarla çalışıyoruz hem de birçok rolü aynı anda üstlenmek zorunda kalıyoruz.” sözlerini sarf etti.

Bilgi kirliliği ve manipülasyon riskine vurgu yapan Öztürk, “Bazen dışarıdan yönlendirme ya da etki oluşturma çabaları, haber üretim süreçlerini dolaylı olarak etkileyebiliyor. Bu da gazetecinin işini daha dikkatli ve temkinli yapmasını gerektiriyor. Sürekli teyit mekanizmasıyla çalışmak ciddi bir emek istiyor” dedi.
Ekonomik koşullara da değinen Öztürk, “Yerelde mesele sadece haber yapmak değil; ekonomik koşullar, sınırlı kadrolar ve sosyal haklara erişimde yaşanan eksiklikler de var. Bu durum motivasyonu ve üretimi etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“Bir yandan hızlı olmak zorundasınız, bir yandan doğru kalmak. Bu dengeyi kurmak her zaman kolay olmuyor” diyen Öztürk, gazeteciliğin kamusal sorumluluğunun olduğunu da hatırlattı.

“Van’da gazetecinin tek bir görevi yok”
Gazeteci Yasemin Dikici, Van’da gazetecilik yapmanın farklı bir gerçekliği olduğunu söyledi. Diğer illerdeki işleyişi tam olarak bilmediklerini ancak Van'da net bir iş tanımının çoğu zaman olmadığını ifade eden Dikici, “Bir gün muhabir, bir gün editör, başka bir gün ise video kurgu yapan kişi olabiliyoruz. Yani aslında birden fazla işi aynı anda üstlenmek durumunda kalıyoruz. Bu da hem iş yükünü artırıyor hem de mesleğin görünmeyen tarafını daha da ağırlaştırıyor” dedi.

“Gazetecilikte maaş algısı ile gerçekler uyuşmuyor”
Gazeteciliğin dışarıdan farklı algılandığını dile getiren Dikici, sahada sık sık “Siz gazetecisiniz, iyi kazanıyorsunuzdur” gibi yorumlarla karşılaştıklarını belirtti. Ancak gerçeğin bu olmadığını vurgulayan Dikici, “Pek çok basın emekçisi gibi bizler de asgari ücretin biraz üzerinde maaşlarla geçinmeye çalışıyoruz” diye konuştu. Mesleğe dair yaygın bir anlayışa da değinen Dikici, “Zaman zaman ‘çok para bekliyorsanız bu meslekte kazanamazsınız’ şeklinde uyarılar yapılıyor. Bu söz, gazeteciliğin fedakârlık ve idealizm üzerine kurulu olduğunu gösterse de sahadaki gerçeklik, emeğin karşılığının yeterince alınamadığını da ortaya koyuyor. Yani mesele sadece beklenti değil; mevcut şartlarda bu meslekle geçinmek oldukça zor” ifadelerini kullandı.
“Gazetecilik görünenden çok daha fazla emek gerektiriyor”
Gazeteciliğin yalnızca mikrofon uzatmak ya da haber yazmaktan ibaret olmadığını belirten Dikici, işin arka planında büyük bir emek, sabır ve fedakârlık olduğunu söyledi. “Ailemizden ve özel hayatımızdan feragat ettiğimiz çok oluyor. Özellikle böyle anlamlı günlerde herkes sevdikleriyle vakit geçirirken biz sahada olmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu sadece emek değil, gerçeğin mücadelesi”
Gazeteci Zerrin Sargut ise 1 Mayıs’a farklı bir perspektiften yaklaşarak, “Van’da sahada çalışan bir kadın gazeteci olarak 1 Mayıs benim için sadece emeğin değil, aynı zamanda gerçeğin de mücadelesidir. Çünkü biz gazeteciler çoğu zaman görünmeyen bir emeğin içindeyiz.” sözlerini kaydetti.

Sargut, sahadaki zorlukları da anlatarak, “Uzun saatler, belirsiz koşullar, sahada karşılaştığımız zorluklar, baskı ve zaman zaman açık risklerle görevimizi yapıyoruz. Haber peşinde koşarken sadece fiziksel değil, ciddi bir psikolojik yük de taşıyoruz.” şeklinde belirtti.
Gazeteciliğin sorumluluk boyutuna vurgu yapan Sargut, “Bu meslek yalnızca bir iş değil, topluma karşı bir sorumluluktur. Van gibi sahası zor bir kentte doğruyu aktarmak büyük bir çaba gerektiriyor” dedi.
Basın özgürlüğüne dikkat çeken Sargut, “Gazetecilerin emeği çoğu zaman görünmez kılınıyor. Basın özgürlüğü her gün sahada yeniden sınanan bir haktır. Susturulan her gerçek, toplumun kaybıdır” sözlerini dile getirdi.
Ayrıca Sargut, “Bu meslek uğruna bedel ödeyenleri unutmamak gerekiyor. Tehdit edilen, cezaevine konulan ve hayatını kaybeden gazetecileri saygıyla anıyorum. 1 Mayıs sadece kutlama değil; hatırlama, sahip çıkma ve dayanışmayı büyütme günüdür. Tüm zorluklara rağmen gerçeğin peşinden gitmeye devam edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.





