Van’ın tarihi Hüsrev Paşa Camii’nde imam hatiplik görevini yürüten ve Van Kadim Geleneksel Sanatlar Derneği Başkanlığını yapan Hattat Ahmet Hüsrev Koyuncu, hüsn-i hat sanatını yaşatmak amacıyla yıllardır emek veriyor. İlk yıllarda toplum tarafından yeterince tanınmayan bu sanatın bugün daha fazla ilgi gördüğünü belirten Koyuncu, yetiştirdiği öğrencilerin de yeni öğrenciler yetiştirmeye başlamasıyla geleneksel yazı sanatının daha geniş kitlelere ulaştığını söyledi.

Van’ın geçmişinde 11 ünlü hattatın izini sürüyor

İHA muhabirine konuşan Koyuncu, hat sanatını tanıtmaya başladıkları ilk yıllarda insanların bu sanatın ne olduğunu anlamakta güçlük çektiğini dile getirdi. Osmanlı döneminde Van’ın da önemli hattatlar yetiştirdiğini belirten Koyuncu, geçmişten kalan eserleri araştırarak bu mirasın izini sürmeye çalıştıklarını anlattı.

Koyuncu, “2004-2005 yıllarında Van’da bu sanata başladık. İlk başladığımız dönemlerde hat sanatından söz ettiğimizde birçok insan, ‘Benim minibüs hattım yok ki hattımda olsun veya hat öğreneyim’ diye düşünüyordu. Oysa geçmişe baktığımızda Osmanlı döneminde Van’da da birçok büyük şehirde olduğu gibi sanatla uğraşan sanatçılarımız ve hattatlarımızın bulunduğunu görüyoruz. Van’da ve çevresinde çok sayıda Kur’an-ı Kerim ve el yazması kitap yazan hattatlarımız varmış. Bir zamanlar araştırma yaptığımda, Vanlı olup dünyada meşhur olan 11 hattatımızın bulunduğunu öğrendim. Biz de onların izini takip edebilmek için yazdıkları kitapları ve Kur’an-ı Kerimleri bulmaya çalışıyoruz” dedi.

Yetiştirdiği öğrenciler yeni nesillere ders veriyor

Hat sanatının temelini insanlara öğretmek amacıyla başladıkları çalışmaların zamanla büyüdüğünü kaydeden Koyuncu, öğrencilerin kendilerini geliştirerek bu sanatı başkalarına da öğretmeye başladığını aktardı. Van’da hat sanatına yönelik ilginin her geçen gün arttığını ifade eden Koyuncu, yıllardır sürdürdükleri eğitim faaliyetlerinin kültürel mirasın aktarılmasında önemli bir rol üstlendiğini belirtti.

Elektrik kesintisi Van'ı etkileyecek: 17 Ekim'de enerji kesilecek yerler
Elektrik kesintisi Van'ı etkileyecek: 17 Ekim'de enerji kesilecek yerler
İçeriği Görüntüle

Koyuncu, “En azından insanlara hat sanatı nedir, kalem nedir, mürekkep nedir, nasıl çalışılır, bunları öğretelim dedik. Başladıktan sonra yavaş yavaş öğrenciler gelmeye ve bu sanatı öğrenmeye başladılar. Bir süre sonra kendilerini geliştirdiler. O tarihten bugüne kadar bu sanatı öğrenenlerin sayısı oldukça arttı. Daha sonra bu öğrenciler de başka öğrencilere ders vermeye başladılar. Son zamanlarda Van’da hat sanatına yönelik ilgi daha da arttı ve artmaya devam edecek. Biz de bu işin peşini hiç bırakmadık. Ecdadımızın sanatını öğrenebilmek, başkalarına öğretebilmek ve gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürdük” diye konuştu.

Hat sanatıyla ayetler ve hadisler daha fazla ilgi görüyor

Hüsn-i hat sanatının yalnızca güzel yazı yazmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Koyuncu, ayetlerin, hadislerin ve geçmişte yaşamış büyüklerin sözlerinin sanatsal bir biçimde yazılmasının bu ifadelerin daha fazla dikkat çekmesini sağladığını söyledi. Osmanlı döneminde evlerde Hilye-i Şerif levhalarına da önem verildiğini hatırlatan Koyuncu, yazının dini ve kültürel değerlerin aktarılmasında etkili bir araç olduğunu dile getirdi.

Koyuncu, “Hat sanatı aynı zamanda bir tebliğ mahiyetindedir. Bazen söylediklerimizi insanlar dikkate almıyor ancak yazılı olarak hat sanatıyla ifade ettiğimizde birçok kişinin dikkatini çekiyor. Okuduğumuz ayetleri defalarca okumuşuzdur ancak hat sanatıyla yazıp levha haline getirdiğimizde çok daha fazla dikkatimizi çekiyor. Osmanlı döneminde özellikle her evde Hilye-i Şerif bulunmasına önem verilirdi. Bunun yanı sıra Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetler, Peygamber Efendimizin hadisleri ve kelam-ı kibarlar da hat sanatıyla yazılırdı” ifadelerini kullandı.

Gençler Osmanlıca yazılara ilgi duyuyor

Ta’lik, nesih ve Osmanlıca yazı çeşitleriyle hazırlanan eserlerin gençlerin de dikkatini çektiğini belirten Koyuncu, özellikle yazılardaki ifadelerin anlamını merak eden gençlerin bu sözleri kendi defterlerine aktardığını anlattı. Bazı gençlerin zamanla bu yazıları meşk ederek levha çalışmalarına yöneldiğini kaydeden Koyuncu, geleneksel sanatların yaşatılması için kültürel mirasa sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

Koyuncu, “Çocuklar bunları gördüklerinde, ‘Bu, bizim büyüklerimizin, ecdadımızın sözü müdür?’ diye merak ediyor. Yazılanları aldıktan sonra kendi defterlerine, not defterlerine yazıyor, hatta bunları meşk haline getirerek levha haline getirmeye gayret ediyorlar. Kendi kültürümüzü, dinimizi ve memleketimizi tanıtabilmek; büyüklerimizi ve ecdadımızı gelecek nesillere aktarabilmek için hep birlikte bu kültüre sahip çıkmamız ve onu geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

70-1

Kaynak: İHA