23 Ekim 2011’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki Van depreminde 604 kişi hayatını kaybetti. 9 Kasım 2011’de yaşanan 5,6 büyüklüğündeki ikinci depremde ise 40 kişi yaşamını yitirdi. İki depremde toplam can kaybı 644’e, yaralı sayısı 1.966’ya ulaştı. Depremin 15’inci yıl dönümünde kentteki yapı güvenliği ve afet hazırlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Van Şube Başkanı Yakup Ebiri, Van’ın depreme hazırlık durumuna ilişkin bilimsel verilerin eksikliğine dikkat çekti. Ebiri, yapı stoku envanterinin hazırlanması, deprem master planının oluşturulması ve riskli binaların tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

“Depreme ne kadar hazırız sorusunun bir cevabı yok”
Van’ın depreme hazırlık durumuna ilişkin bilimsel çalışmaların bulunmadığını belirten Ebiri, kentteki riskli yapıların sayısı, deprem toplanma alanlarının yeterliliği ve olası bir depremde binaların ne kadarının ayakta kalabileceği konusunda net verilerin olmadığını ifade etti.
Ebiri, “Bizim bilimsel bir verimiz yok. Depreme ne kadar hazırız sorusunun bir cevabı yok. Kaç tane riskli yapımız var sorusunun bir cevabı yok. Deprem toplanma alanlarımız yeterli midir sorusunun bir cevabı yok. Kaç şiddetinde bir depreme hazırlıklıyız? Kaç tane binamız ayakta kalır sorusunun bir cevabı yok. Çünkü bilimsel hiçbir çalışmamız yok” dedi.
Depremde yaşanan can kayıplarının önlenebilir olduğuna dikkat çeken Ebiri, “Deprem ölümleri önlenebilir ölümler olduğu için ve biz bunu önlemekte üzerimize düşeni tam olarak yapamadığımız için mahcup hissediyorum” diye konuştu.

“Yüzde 50’nin üzerinde riskli yapımız var”
Van’ın kapsamlı bir deprem planına ihtiyaç duyduğunu dile getiren Ebiri, öncelikle kentteki binaların mevcut durumunu ortaya koyacak bir yapı stoku envanterinin hazırlanması gerektiğini söyledi.
Ebiri, “Artık Van’ın büyük bir deprem planına ihtiyacı var. Onun öncesinde bir yapı stoku envanterine ihtiyacımız var. Yürütülmesinin başında biz olabiliriz. Diğer tüm kurumlarla ortaklaşarak bunu yapabiliriz” ifadelerini kullandı.
Kentteki yapıların yüzde 50’den fazlasının riskli olduğunu öne süren Ebiri, bu binaların tespit edilerek güçlendirilmesi ya da dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.
Ebiri, “Bu yapıların bir an önce tespit edilip güçlendirilmesi ya da dönüştürülmesi gerekiyor. Bu da nasıl olacak? Yapı stoku envanterimizle olacak” dedi.
Envanter çalışmasının ardından binalarda karot alma ve röntgen testleri gibi incelemelerin yapılması gerektiğini kaydeden Ebiri, “Bu testlerin neticesinde binaların dayanımı ne kadardır, güçlendirilmesi mi gerekir, yıkılması mı gerekir kararı verilecek” diye konuştu.

“Vatandaşlar mağdur edilmeden dönüşüm yapılmalı”
Yıkılması gereken binalarda yaşayan yurttaşların mağdur edilmemesi gerektiğini belirten Ebiri, belediyelerin imar kolaylığı sağlaması, devletin ise yeniden inşa sürecinde müteahhitlere kredi desteği sunması gerektiğini savundu.
Ebiri, “Yıkılması gereken yapılarla alakalı belediyelerin üzerine düşen vazife şudur: O binada oturan vatandaşları mağdur etmeyecek şekilde imar kolaylığı sağlamaktır. Devlete düşen görev de bu yapıları yapacak müteahhitlere gereken kredi desteğini vermek” ifadelerini kullandı.
Dönüşümün kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmesiyle daha sağlıklı ilerleyebileceğini söyleyen Ebiri, “İnsanlar mağdur edilmedikten sonra, devlet üzerine düşeni yaptıktan sonra, belediyeler üzerine düşeni yaptıktan sonra yapı stoku çalışması çok verimli bir şekilde nihayete erdirilebilir” dedi.

İmar sorunları ve kaçak yapılaşma uyarısı
Van’da uzun süredir imar planlarını bekleyen mahalleler bulunduğunu belirten Ebiri, imar süreçlerindeki gecikmelerin kaçak yapılaşmayla bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Ebiri, “Halkımızın bu konudaki bilinç seviyesi biraz düşük. Herkes her yere bir yapı yapabileceğini düşünüyor. Tabii ki belediyelerimizin de büyük sorumlulukları var” diye konuştu.
İmar durumlarının yeterince hızlı biçimde askıya çıkarılmamasının sorun yarattığını ifade eden Ebiri, uzun süredir imar bekleyen mahallelerde barınma ihtiyacının bulunduğunu söyledi.
Ebiri, “İmar olmayan bir yere ruhsatlı bir yapı yapılamaz. Kaçak yapılar yapılabilir. Mühendislik hizmeti almadan yapılar yapılıyor. Bunlar zaten direkt riskli yapılardır” ifadelerini kullandı.
Mühendislik hizmeti alınmadan, yalnızca ustalar aracılığıyla inşa edilen binaların risk taşıdığını belirten Ebiri, kaçak yapılaşmadaki sorumluluğun hem yapıyı inşa eden kişilere hem de belediyelere ait olduğunu savundu.
Kurumlar arasındaki iletişim eksikliğine de değinen Ebiri, “Van’daki kurumlar arasında diyalog çok eksik olduğundan ötürü bu imar planları bir türlü istenilen seviyede olmuyor” dedi.

“Deprem master planımız da yok”
Van’da yapı stoku envanterinin yanı sıra deprem master planının da bulunmadığını belirten Ebiri, deprem sonrasında yapılacak çalışmaların önceden planlanması gerektiğini söyledi.
Ebiri, “Bizim bir yapı stoku envanterimiz olmadığı gibi bir deprem master planımız da yok. Deprem sonrası ne yapılacağına dair hiç kimse bir şey bilmiyor. Deprem toplanma alanlarımız şu anda yapılaşıyor. Van’ın içindeki her boş arsayı dolduramayız” ifadelerini kullandı.

“Erek Dağı’na doğru büyümemiz gerekiyor”
Van’ın kentleşme yönüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ebiri, Erek Dağı çevresine doğru planlı büyümenin önemine dikkat çekti.
Ebiri, “Bizim Erek Dağı’na doğru büyümemiz gerekiyor. Erek Dağı’nın zemini sağlam. Buralara yüksek katlı binalar yapabiliriz. Geniş yollar yapabiliriz. Buralarda kamu kurumlarımızın tamamını buralara taşımamız gerekiyor” dedi.
Kent merkezindeki geçmiş planlama tercihlerini eleştiren Ebiri, “Van’ın şehir merkezi artık gömlek 30 yıl önce, 40 yıl önce yanlış iliklendi ve bugüne kadar yanlış iliklenerek geldi” diye konuştu.
Bundan sonraki süreçte nitelikli dönüşümün önemini vurgulayan Ebiri, “Erek Dağı’na doğru da yetkin mühendisler ve yetkin müteahhitler eliyle nitelikli, kaliteli yapılar yapılması gerekiyor. Belediyelerdeki en iyi mühendislerin en iyi imar planlarını çizmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yapı kayıt belgesi ve bina güvenliği
Ev satın alan yurttaşların binaların hangi ruhsat ve denetim süreçlerinden geçtiğini kolayca öğrenemediğini belirten Ebiri, yapı kayıt belgesiyle kat mülkiyetine geçmiş binalar konusunda bilgilendirme yapılması gerektiğini söyledi.
Ebiri, “Biz bir ev satın aldığımız zaman bu evin resmî evraklarda yapı kayıt belgeli mi yoksa yapı kullanım izin belgeli mi olduğunu göremiyoruz. Yani bu bina yapı denetim hizmeti almış mıdır? Mühendislik hizmeti almış mıdır? Yapı ruhsatı almış mıdır?” diye konuştu.
İmar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi alan binalara ilişkin belirsizliğe dikkat çeken Ebiri, “Yoksa imar barışı adlı sıkıntılı süreçten sonra yapı kayıt belgesiyle mi kat mülkiyetine geçmiştir? Bunu biz hiçbir yerde göremiyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu bilgilerin Tapu Müdürlüğü ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü aracılığıyla kamuoyuna duyurulması gerektiğini belirten Ebiri, “Biz mühendislik hizmeti almış bir binada mı oturuyoruz yoksa hiç mühendis görmemiş bir binada mı oturuyoruz? Bunu bilmemiz gerekiyor. Bu, halkımıza verilmesi gereken bir bilgidir. Devletin vatandaşına karşı görevidir” dedi.

Zayıf zeminlerde fore kazık çağrısı
Van Gölü çevresindeki yapılaşmaya ve zemin koşullarına değinen Ebiri, bina güvenliğinde zeminin de en az yapı malzemeleri kadar önemli olduğunu vurguladı.
Ebiri, “Bizde zemin güçlendirmesi olayı özel sektörde neredeyse hiç yok. Yedi-sekiz katlı binalar yapıyoruz fakat zemini güçlendirmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Binalarda demir, kalıp ve beton kalitesinin iyi olmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Ebiri, “Fakat mühendislik hizmeti de alıyor. Ama zeminimiz zayıf. Zeminimiz uygun değil” dedi.
Zayıf zeminli mahallelerde fore kazık uygulamasının zorunlu hâle getirilmesini isteyen Ebiri, “Bu mahallelere fore kazık imalatının bir an önce belediyeler eliyle dayatılması gerekiyor. Plan notlarında fore kazık yapılmadan yapı yapılamaz yazması gerekiyor” diye konuştu.
Zemin güçlendirmesinin maliyeti artırdığı yönündeki değerlendirmelere de değinen Ebiri, “Tamam maliyet artıyor fakat binaların değeri de artıyor. Yani siz zemin güçlendirmesi yapılan bir binada oturmayı tercih etmez misiniz?” sorusunu yöneltti.
Ebiri, açıklamasını “Biz kendi elimizle kendi tabutlarımızı inşa etmeyelim” sözleriyle tamamladı.






