Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Osman Aytekin’in 21 Aralık 2025 tarihinde DergiPark’ta yayımlanan çalışmasına göre, Van Gölü’nün altında farklı dönemlere ait çok sayıda tarihi ve arkeolojik kalıntı bulunuyor. Yapılan bilimsel dalışlar ve araştırmalar, gölün yalnızca doğal bir alan değil, aynı zamanda su altında kalmış bir tarih ve medeniyetler alanı olduğunu ortaya koyuyor. Van Gölü’nün dibi, tek bir batık yapıdan ibaret değil; Urartu’dan Selçuklu’ya uzanan çok katmanlı bir yerleşim alanı niteliği taşıyor.
3 Bin Yıllık Urartu Kalesi Keşfedildi
2016 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden akademisyen ve dalgıçlardan oluşan bir ekip tarafından yapılan dalışlarda, gölün Adilcevaz açıklarında yaklaşık 3 bin yıllık olduğu belirtilen Urartu dönemine ait bir batık kale keşfedildi. Bazalt taşlardan inşa edilen bu kalenin duvarlarının yer yer 3-4 metre yüksekliğinde olduğu ve büyük oranda korunmuş durumda bulunduğu belirtildi. Uzmanlara göre bu yapı, geçmişte göl kıyısında bir savunma kalesiyken, su seviyesinin yükselmesiyle zamanla tamamen gölün altında kaldı. Bu keşif, dünyada en iyi korunmuş su altı Urartu yapılarından biri olarak değerlendiriliyor.
Selçuklu Mezar Taşları Ortaya Çıkıyor
Van Gölü’nün su seviyesinin son yıllarda düşmesiyle birlikte, özellikle Ahlat, Erciş ve Tatvan hattında Selçuklu dönemine ait mezar taşları da ortaya çıkmaya başladı. Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nın devamı niteliğinde olduğu düşünülen bu taşların üzerinde Arapça kitabeler, geometrik ve bitkisel motifler yer alıyor. Mezar taşlarının 12. ve 13. yüzyıla tarihlendiği belirtilirken, bu durum Selçuklu döneminde bugünkü göl kıyısının çok daha içeride olduğunu ve bugün su altında kalan alanların geçmişte kara parçası olduğunu gösteriyor.
Gölün Altında Kayıp Yerleşimler Var
Bunun yanı sıra göl tabanında, farklı noktalarda eski yerleşim izlerine de rastlanıyor. Tatvan, Erciş ve Ahlat çevresinde yapılan incelemelerde taş duvar sıraları, sokak benzeri uzanan hatlar ve ev temelleri tespit edildi. Bu bulgular, Van Gölü’nün altında sadece tekil yapılar değil, geçmişte insanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarının bulunduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, göl dibinde farklı dönemlere ait birden fazla yerleşim katmanı olabileceğini ifade ediyor.
Antik İskele ve Liman Kalıntıları
Gölün altında tespit edilen bir diğer önemli yapı ise antik iskele ve liman kalıntıları. Bitlis’in Esenkıyı bölgesi ve Erciş tarafında görülen bu taş bloklu yapılar, geçmişte Van Gölü üzerinden yapılan ticaret ve ulaşımın izlerini taşıyor. Bu iskelelerin Orta Çağ döneminde aktif olarak kullanıldığı ve gölün, yalnızca bir su kaynağı değil, aynı zamanda bölgesel bir ticaret hattı olduğu düşünülüyor.
İklim ve Tektonik Hareketler Tarihi Suya Gömdü
Bilim insanlarına göre tüm bu yapıların su altında kalmasının temel nedeni Van Gölü’nün su seviyesinin tarih boyunca sürekli değişmesi. Son 2 bin 500 yıl içinde göl seviyesi defalarca yükselip alçaldı. İklim değişimleri ve tektonik hareketler nedeniyle kıyıya kurulan yerleşimler zamanla sular altında kaldı ve bugün Van’ın büyük bir bölümü adeta gölün dibinde saklı bir tarihe dönüştü.
Su Altında Açık Hava Müzesi
Bugün Van Gölü’nün dibi, yalnızca doğal bir alan değil; kaleleri, mezarlıkları, iskeleleri ve kayıp köyleriyle adeta su altındaki bir açık hava müzesi niteliği taşıyor. Ancak uzmanlara göre bu alanların büyük bölümü hâlâ yeterince araştırılmış değil ve Van Gölü, Türkiye’nin en büyük ama en az bilinen su altı arkeoloji alanlarından biri olma özelliğini koruyor.
“Bu haber, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Osman Aytekin’in DergiPark’ta yayımlanan çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır.”
Kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5103322





