Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde günlerce kayıp olarak aranan Rojin Kabaiş’in cansız bedenine ulaşılması ve kısa süre sonra 15 yaşındaki bir çocuğun kampüs içinde ölü bulunması, öğrenciler arasında ciddi bir güvenlik kaygısına yol açtı. Peş peşe yaşanan bu olayların ardından kampüste yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığını savunan öğrenciler, hem üniversite yönetimine hem de yetkililere çağrıda bulundu.
Öğrenciler, özellikle üniversiteye komşu olan Bardakçı Mahallesi’nden kampüse giriş çıkışların kontrolsüz olduğunu, isteyen herkesin rahatlıkla üniversite alanına girebildiğini söyledi. Mahalleye yakın konumda bulunan Edebiyat Fakültesi ile Van Aişe Sıdıka Öğrenci Yurdu’nun da riskli bölgeler arasında yer aldığı ifade edildi.
“İsteyen giriyor, isteyen çıkıyor”
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde okuyan bir kadın öğrenci, kampüste herhangi bir caydırıcı önlem bulunmadığını belirterek mevcut güvenlik sisteminin yetersiz olduğunu dile getirdi. Kampüsün kontrolsüz bir alan haline geldiğini söyleyen öğrenci, herkesin rahatça girip çıkabildiğine dikkat çekti.
Kadın öğrenci yaşadıkları durumu şu sözlerle anlattı: “Kampüste hâlâ adam akıllı bir güvenlik önlemi yok. Ne caydırıcı bir duvar var ne de gerçekten işe yarayan bir engel. Küçük çocuktan en yaşlısına kadar isteyen giriyor, isteyen çıkıyor. Sahil şeridi zaten başlı başına en güvensiz alanlardan biri ve mevcut güvenlik uygulamaları baştan sona yetersiz kalıyor”. Kadın öğrenci, güvenlik sorununun yalnızca öğrencileri değil, aileleri de doğrudan etkilediğini ifade etti. Ailelerin çocuklarını kente büyük bir endişeyle gönderdiğini belirten öğrenci, bu durumun psikolojik bir baskıya dönüştüğünü söyleyerek, "Ailelerimiz bizi bu kente emanet ederek bırakıyor ama içleri hiçbir zaman rahat değil. En az bizim kadar onlar da üniversitenin gündemini takip ediyor ve sadece biz değil, onlar da korkuyor. Çünkü bu mesele sadece kampüs içi bir problem değil, doğrudan hayatlarımızla ilgili” dedi.
“Yıkık duvar kontrolsüz geçiş alanı yaratıyor”
Kadın öğrenci, özellikle kız yurdu ile Bardakçı Köyü arasındaki yıkık duvarın ciddi bir güvenlik açığı yarattığını vurguladı. Bu alanın kontrolsüz ve denetimsiz olduğunu, herkes için potansiyel bir tehlike oluşturduğunu ifade etti: “Özellikle kız yurdu ile Bardakçı Köyü arasındaki yıkık duvar, olmaması gereken bir geçiş alanı yaratıyor. Kontrolsüz, ışıksız ve denetimsiz bu alan, herkes için potansiyel bir risk demek. Rojinin ölümünden sonra alınması gereken önlemler hâlâ alınmış değil. Oysa böyle acılar yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce tedbir alınması gerekir” Öğrenci, kampüste gündelik hayatın bile korku içinde geçtiğini anlatarak, sürekli tetikte olmak zorunda kaldıklarını dile getirdi. Günün her saatinde tedirgin hissettiklerini söyleyen öğrenci, bunun normal bir üniversite hayatı olmadığını vurguladı.
“Bu bireysel değil, yapısal bir ihmal”
Kadın öğrenci, yaşananların bireysel bir korkudan ibaret olmadığını, yapısal bir sorun olduğunu belirtti. Üniversite yönetimine ve ilgili kurumlara sorumluluk çağrısı yapan öğrenci, “Bu yüzden mesele bireysel bir tedirginlik değil; yapısal bir ihmal meselesidir. Güvenlik bir lütuf değil, haktır. Ve bu hak, özellikle kadın öğrenciler için, artık ertelenemez bir zorunluluktur. Kampüs yönetimi ve ilgili tüm kurumlar, bir şey olmasını beklemeden sorumluluk almak zorundadır. Çünkü bir kişinin daha zarar görmesi bile kabul edilemez” şeklinde konuştu
“Kağıt üzerinde güvenlik var”
Kampüste konuştuğumuz bir erkek öğrenci de benzer kaygıları dile getirdi. Mevcut güvenlik uygulamalarının sadece görünürde kaldığını belirten öğrenci, pratikte kendilerini güvende hissetmediklerini ifade etti. Erkek öğrenci durumu şöyle anlattı: “Kağıt üzerinde güvenlik var gibi görünüyor ama pratikte kendimizi gerçekten güvende hissettiğimiz tek bir alan bile yok. Giriş çıkışlar kontrolsüz, kim olduğu belli olmayan insanlar kampüs içinde rahatça dolaşabiliyor”. Özellikle akşam saatlerinde kampüsün daha da güvensiz hale geldiğini aktaran öğrenci, aydınlatma ve güvenlik personelinin yetersizliğine dikkat çekti.
“Rojin’den sonra bile bir şey değişmedi”
Erkek öğrenci, kız yurdu çevresindeki denetimsiz alanların da büyük bir risk oluşturduğunu söyledi. Yıkık duvarlar ve açık geçiş noktaları nedeniyle kampüse kimlerin girip çıktığının bilinmediğini ifade etti:“Kız yurdu çevresi başlı başına ayrı bir sorun. Yıkık duvarlar ve denetimsiz geçiş noktaları yüzünden yurda girip çıkan herkesin kim olduğu belirsiz. Bu durum sadece bizi değil, ailelerimizi de endişelendiriyor” Rojin Kabaiş’in ölümünden sonra beklentilerin boşa çıktığını dile getiren öğrenci, güvenlik konusunda hâlâ somut bir adım atılmadığının altını ç
“Lüks değil, temel bir hak istiyoruz”
Güvenli bir kampüs istediklerini belirten erkek öğrenci, korkmadan yaşamak istediklerini söyledi:“Biz ekstra bir lüks istemiyoruz, sadece en temel hakkımız olan güvenliği istiyoruz. Korkmadan yürümek, geceleri rahatça yurda dönebilmek, dersimize odaklanmak istiyoruz. Üniversite dediğimiz yer korkunun değil, güvenin ve özgürlüğün mekânı olmalı. Ama şu an bizim için tam tersi”




