Bu yıl Türkiye genelinde yaklaşık 5 milyon kişi TOKİ’ye başvurdu. 2000’li yıllardan itibaren hız kazanan TOKİ (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) projeleri, yalnızca bir konut politikası değil, yeni bir toplumsal düzen inşa ediyor. TOKİ konutları, modern mimariyle sunulan yeni bir yaşam vaadi gibi görünse de, Sosyolog Sibel Harman Tertemiz'e göre bu yapılar aynı zamanda toplumu görünmez bir gözetim rejimine, kadınları yalnızlığa, çocukları sanal dünyaya, yaşlıları sessizliğe ve komşuluk ilişkilerini yok oluşa sürüklüyor. Harman, TOKİ’lerin yüksek katlı blokları, sınırlı sosyal alanları ve uzak lokasyonlarıyla sakinlerini görünür ve yönetilebilir kıldığını belirterek, “Bu durum, modern yaşamın mimari gözetim ve toplumsal denetim mekanizması olarak işlediğini ortaya koyuyor” dedi.
“TOKİ Yerleşimleri Panoptikon Prensibini Yaşıyor”
Michel Foucault’nun “Hapishanenin Doğuşu” kitabında tanımladığı panoptikon (cezaevi mimari modeli), gözetim toplumunun metaforu olarak öne çıkıyor. Ortada bir gözetleme kulesi ve çevresinde halka şeklinde hücreler bulunan bu yapı, mahkûmların sürekli görüldüğünü hissetmesini ve kendilerini disipline etmelerini sağlıyor. Foucault’ya göre modern toplumda hastaneler, okullar, fabrikalar ve dijital araçlar aynı prensiple işler. Harman, bu yaklaşımı TOKİ yerleşimlerine uygulayarak, “TOKİ yerleşimleri de bu prensibin mekânsal ve toplumsal yansımalarını taşıyor” şeklinde aktardı.
“TOKİ Yerleşkeleri Modern Panoptikonlar mı?”
Harman, TOKİ sitelerinin panoptikon prensibinin dört ana özelliğini barındırdığına dikkat çekerek, mimari tekdüzeliğin, yüzlerce aynı bloğun olmasının, geniş avluların ve güvenlik kameralarının, sürekli gözlenme hissi yarattığını söyledi. Şehirden uzaklık ve yetersiz ulaşımdan dolayı TOKİ sakinlerinin site kurallarına ve disipline boyun eğmek zorunda olduğunu da sözlerine ekleyen Harman, “Sosyal dokunun yok edilmesi, geleneksel mahallelerde var olan sokak hayatını, esnafı ve yarı-kamusal alanları ortadan kaldırıyor. İnsanlar apartman dairelerine kapanıyor, komşuluk ilişkileri zayıflıyor, bireyselleşme ve yalnızlaşma artıyor” diye konuştu. Harman, ayrıca TOKİ sitelerinin çoğunlukla düşük ve alt-orta gelir grubuna hitap ettiğinden mahalleleri “getto” algısıyla damgaladığını da sözlerine ekledi.
“Kadınlar Evine Mahkûm, Çocuklar Sanal Dünyaya Kapalı”
TOKİ yerleşimleri kadınların toplumsal hayattan kopmasına yol açtığını vurgulayan Harman, eski mahallelerde tandırda ekmek pişirmenin, komşularla dayanışmayı sağlayan sosyal bir aktivite olduğunu hatırlattı: “Şimdi kadınlar 80–120 metrekarelik dairelere kapatılıyor, üretimden ve toplumsallıktan uzaklaştırılıyor. Çocuklar sokakta oynayamadığı için teknoloji ve sanal dünyaya bağımlı hale geliyor. Yaşlılar, bilgi ve deneyimlerini paylaşacak sosyal alanlardan mahrum kalıyor. Erkekler ise ekonomik baskı ve ev içi ataerkil sorumluluklarla artan stres ve öfkeye maruz kalıyor. Bu dev yapılar, kadınları bilerek ve isteyerek toplumdan, sosyal hayattan koparıp eve hapsetmektedir. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez.”
“Komşuluk İlişkileri Sıfırlandı, Dayanışma Çöktü”
Harman, Bostaniçi TOKİ’de bir buçuk yıl yaşadığını ve hiçbir komşusunun “hoş geldin” demediğini anlatarak, “İnsanlar birbirini tanımadığı için kim hasta, kimin yemeği yok, kimin yardıma ihtiyacı var gibi temel sorular cevapsız kalıyor. Bu durum toplumsal bağları zayıflatıyor ve aşırı muhafazakâr, bireyselleşmiş bir toplum yaratıyor. Mahallelerde doğal olarak var olan güven ve paylaşım kültürü, TOKİ’lerde yerini yalnızlığa ve görünmez gözetim hissine bırakıyor” şeklinde konuştu.
“Kadına Yönelik Şiddet Görünmez Hale Geliyor”
Toplu yaşamda komşuluk ağlarının zayıflaması, kapalı yaşam ve yabancılaşmanın kadına yönelik şiddetin görünürlüğünü azalttığına dikkat çeken Harman, “Sesleri duyan veya gören olsa bile, tanımadıkları komşular müdahale etmiyor. Bu durum, şiddetle mücadeleyi zorlaştırıyor ve kadınların destek mekanizmalarına erişimini kısıtlıyor” dedi.
“Kültürel ve Sosyal Alanları Yeniden Kurmalıyız”
Harman’a göre çözüm, TOKİ’deki mimariyi yıkmak değil, toplumsal kültür ve dayanışmayı yeniden inşa etmekten geçiyor. Harman, “Kadın yaşam merkezleri, kadın emeği pazarları ve tandır alanları yeniden açılmalı, sosyal dayanışmayı güçlendirecek alanlar oluşturulmalı ve kadınlar üretime ve toplumsal yaşama geri kazandırılmalı” mesajını verdi.




