Gazetemize konuşan yerine kayyum atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal, Van’da en temel sorunun kadın özgürlük sorunu olduğunu söyleyerek, “Kayyum atandıktan sonra bu hizmetlerin hepsini feshetti, kapattı ve kadınlar, kayyum politikalarıyla birlikte yeniden yoksullukla karşı karşıya bırakıldılar” dedi. Kadın politikaları üzerinden Rojin Kabaiş olayına da değinen Şedal, “Biz Rojin'in anısını yaşatmak için kadın yaşam merkezimizin ismini Rojin Kabaiş Kadın Yaşam Merkezi olarak koymak istemiştik. Rojin'in isminin yaşam merkezimize verilmesini istemediler. Buna da engel oldular” ifadesini kullandı.
“Çalışmalarımız birçok temele dayanıyor”
Yaptıkları çalışmaların farklı dinamiklere sahip olduğuna değinen Şedal, “Hayata geçirmek istediğimiz çalışmalar; bir fikriyata, geleneğe, siyasi alanda yürütülen mücadeleye ve yerel yönetimler alanında yürütmüş olduğumuz çok köklü bir mücadeleye dayanıyor. Bunun en önemli sebebi de bir paradigmaya, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yerel yönetimler modeline dayanmasıdır. Biz bu felsefeden besleniyoruz. Dolayısıyla çalışmalarımızın demokratik bir zeminde olması, bir kentte bulunan bütün dinamiklerin bu yönetime dahil olması anlamına geliyor. Kadın çalışmalarını yürütürken kentin en temel dinamiği olan ve kente en çok söz kurması gereken kadınları da ön planda tutuyoruz. Elbette ki bu yönetimin en önemli parçalarından biri kadınlardır. Bu sebeple çalışmalarımızın demokratik olmasını çok önemsedik ve bu yönlü çok kapsamlı buluşmalarımız stratejik plan çerçevesinde kadınlarla bir araya geliyoruz” dedi.
Kentte kadın özgürlükçü sistemin birlikte oluşturulabilmesine dönük çok kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Şedal, “Elbette ki bu çalışmalar hayata geçirilirken ekolojik olmasını da çok önemsedik. Hayata geçirdiğimiz bütün çalışmaların bu doğaya uyumlu olması ve kesinlikle doğaya zarar vermemesi bizim en temel esaslarımızdan bir tanesi oldu” şeklinde konuştu.
“Van iradesi gasp edilen bir kent”
Kayyumla birlikte Van’ın iradesinin gasp edildiğini belirten Şedal, şunları aktardı: “Van maalesef uzun bir dönemdir iradesi gasp edilen kent. Bu sebeple kadın iradesinin ve potansiyelinin çok güçlü olduğu bir yer. Kadın özgürlükçü sistemini hayata geçirmeye çalışırken, bu kadın özgürlükçü sistemin hedef haline geldiği ve kayyum gaspı ile karşı karşıya olduğumuz bir gerçeklik de maalesef karşımıza çıkıyor. Ancak kayyumun bütün tahribatlarına rağmen geçmiş iki dönemde kadın kazanımlarının ve kadın kurumlarının hedef alınmasına karşın bizim hayata geçirdiğimiz birçok çalışmamız oldu. Nerede bir kadın yaşam merkezi kapatılmışsa biz yeniden kadın yaşam merkezlerimizin sayısını arttırarak açtık. Kadınların kendi tarihini, kendi hakikatiyle buluşabileceği alanları, kütüphaneleri ve araştırma merkezlerini açtık. Buna rağmen görüyoruz ki bu kentte en temel sorun, kadın özgürlük sorunu diyebilirim.”
“Kadın Dayanışma Merkezleri Kurduk”
Kadın cinayetlerine ve ölümlerine de değinen Şedal, neredeyse bir gün içerisinde yüzlerce kadının şiddete maruz kalabildiğini, bir haftada birçok kadının intihara sürüklendiğini hatta öldürüldüğünü belirtti. Şedal, dolayısıyla kadın kırım politikalarının bu kadar derinleştiği bir yerde en temel esaslarının kadına yönelik şiddetle mücadele etmek olduğunu ifade etti. Açtıkları kadın yaşam merkezlerinden bahseden Şedal, “Kadınların elinden alınan ve kadınların uzak tutulduğu bütün adalet mekanizmalarını hayata geçirebilmek, şiddet üretim alanlarında kadın özgürlükçü perspektifimizle mücadele etmek, cinsiyetçiliğin inşa edildiği alanlarda cinsiyetçilik ideolojisiyle mücadele etmek, bir taraftan da bu mekanizmaları yeniden işlevsel kılmak için kadın dayanışma merkezlerini birçok ilçede açtık” dedi.
Kadın dayanışma merkezlerine binlerce kadının geldiğini ifade eden Şedal, “Kadınların şiddet gördükleri ortamdan uzaklaşması ve daha özgür yaşam alanlarında yaşamaları için bu merkezleri kurduk. Bu merkezlerime başvuran kadın sayısı fazla. Biz geldiğimiz gibi yaptığımız ilk şey yeniden özgür yaşam alanının açılması için resmi başvurularımızı yapmak oldu. Ancak biz 11 ay boyunca siyaseten bize yaklaşımın bürokratik engellerine takılmış olduk. Fakat şu an elbette ki alternatiflerini ilçelerimiz üzerinden hayata geçirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
“Kadın Yoksulluğuna Karşı Ekonomik Destek Programları Ürettik”
Van’daki kadınların yoksulluğun en ağır yükünü taşıdığını belirten Şedal, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilmeleri için üretim alanları oluşturduklarını söyledi. Bu kapsamda kadınlara yönelik sosyal destek projeleri de hayata geçirdiklerini belirtti. Bunlardan biri olan JinKart uygulamasıyla kadınlara ücretsiz ulaşım ve kültürel etkinliklere erişim imkânı sağladıklarını söyleyen Şedal, Sosyal kart projesiyle de temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan kadınlara destek verdiklerini belirtti. Fakat kayyum atandıktan sonra bu hizmetlerin hepsini feshedildiğini, kapatıldığını söyleyen Şedal, yeniden kadınların kayyum politikalarıyla birlikte yoksullukla karşı karşıya bırakıldıklarını ifade etti.
STK’larla Ortak Eğitim Programları ve Hukuki Destek
Şedal, kentteki sivil toplum kuruluşları, kadın dernekleri, sendikalar ve baro ile iş birliği içinde kadınlara yönelik hukuki ve psikolojik destek sağladığını, Van Barosu ile imzalanan Adli Yardım Protokolü sayesinde avukat tutamayan kadınların adalete erişimi mümkün hale geldiğini, ancak bu protokol de kayyum atandıktan sonra iptal edildiğini belirtti.
“Tüm Kadın Merkezleri Kayyum Tarafından Kapatıldı”
Şedal, “Kadın eserleri kütüphanesinden spor merkezlerine kadar kadınlar için kurulan tüm sosyal alanların, kayyum döneminde birer birer kapatıldığı aktarıldı. Edremit Belediyesi ile ortak açılan Kadın Yaşam Merkezi de Eylül ayında kapatıldı” dedi.
“Eşbaşkanlık Sistemiyle Alternatifsiz Değiliz”
Kürt kadın hareketinin yerel yönetimlerde oluşturduğu eşit temsiliyete dayalı eşbaşkanlık sistemiyle dünyaya örnek olabilecek bir model sunduklarını belirten Şedal, kadın merkezlerinin alternatif yollarla ilçe belediyeleri üzerinden yeniden açılacağını ifade etti: “Şu an kayyumun bertaraf ettiği, kadınların yeniden şiddetle karşı karşıya kalması ve yoksullukla karşı karşıya kalabilmesi için kapattıkları bütün kurumları biz tek tek ilçe belediyelerimiz üzerinden hayata geçiriyoruz. Hem yoksullukla hem Kadına yönelik şiddetle kapsamlı mücadele etmeyi en temel hedef olarak görüyoruz.”
Rojin Kabaiş’in Anısına Merkez Açılmak İstendi, Engel Kondu
Van’da geçen yıl kaybolduktan sonra 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş için yapılmak istenen anma ve isimlendirme çalışmaları da engellendiğini ifade eden Şedal, yeni açılacak Kadın Yaşam Merkezi’ne Rojin’in adını vermek istediklerini, ancak ilgili merciler tarafından reddedildiğini söyledi. Şedal, Rojin Kabaiş ve benzeri kadın cinayetlerinin unutturulmasına izin vermeyeceklerini belirterek, açacakları her yeni merkezin şiddete kurban giden kadınların anısını yaşatacağını vurguladı.
“Kadın şiddetine, cinayetlerine karşı mücadelemiz devam edecek”
Rojin’in olayı hakkında da bilgi aktaran Şedal, şunları aktardı: Rojin kaybolduğunda, İtfaiye Daire Başkanlığımıza bağlı arama kurtarma ekipleri de günlerce orada beklemişlerdi. İlk etapta maalesef çalışmalara dahil edilmedik. Çalışmalara dahil edilmememizin en temel sebebi de bu olayın üstünün kapatılması meselesiydi. Daha biz çalışmalara dahil edilebildik. Yani buradan hakikaten bir yandan kadınların katledilmesinin üstünün örtülmesi meselesine dair de çok ciddi bir mücadele yürütüyoruz. Ve biz Rojin'in anısını yaşatmak için kadın yaşam merkezimizin ismini Rojin Kabaiş Kadın Yaşam Merkezi koymak istemiştik. Fakat Rojin'i kaybettiren zihniyet, Rojin'in isminin dahi yaşamasını istemedi. Yani bu zihniyet bir bütündür. Her alanda kendini yaşatıyor. Ancak biz hem Rojin için Rojin gibi kaybettirilen, katledilen bütün kadınlar için adalet arayışımızı elbette ki yerel yönetimler alanında da kapsamlı bir şekilde yürüteceğimizi bir kez daha ifade ediyorum. Açacağımız her yaşam merkezi, açacağımız her dinlenme merkezi, her dayanışma merkezi, her üretim merkezi başta katledilen, kaybettirilen kadınların anısına olacak. Bir daha bunların yaşanmaması için de birer mücadele alanı olacak.





