Van’ın Edremit ilçesinden başlayıp Gürpınar’a kadar uzanan, Urartu Krallığı tarafından yaklaşık 2 bin 700 yıl önce inşa edilen Şamran (Menua) Kanalı, sadece bir su yapısı değil, aynı zamanda antik dünyanın mühendislik anlayışını yansıtan çarpıcı bir miras olarak öne çıkıyor. 51 kilometrelik bu devasa yapı, son dönemlerde keşfedilen doğal taşlarla birlikte yeni bir tartışmanın da kapısını araladı: Urartular, kanallarını betonla değil mercan benzeri taşlarla mı kapladı?

Kaya: Bu yapı, doğayla kurulan ilişkinin taşlaşmış halidir

Siyaset Bilimci Muhlis Kaya, Bölge Gazetesi’ne yaptığı açıklamalarda, Şamran Kanalı boyunca görülen ilginç taş oluşumlarına dikkat çekti. Kaya, “Urartu Krallığı tarafından yaklaşık 2700 yıl önce inşa edilen Şamran Kanalı, yalnızca bölgenin su ihtiyacını karşılayan bir yapı olmanın ötesinde, dönemin doğayla kurduğu ilişkinin ve malzeme bilgisinin somut bir göstergesidir” dedi.

Kaya'nın dikkat çektiği nokta ise oldukça sıra dışı: Kanal çevresindeki taş duvarlarda yoğun biçimde rastlanan, “spagetti taş” ya da “mercan taşı” olarak nitelendirilen doğal kayaçların, kanalda suyun toprakla temasını kesmek için kullanıldığı yönünde.

Whatsapp Image 2025 07 29 At 09.12.29

“Elle sıvandı, zamanla taşlaştı”

Van Gölü Aktivistleri ve Doğu Kültür Sanat Merkezi Derneği tarafından düzenlenen Şehir Okumaları kapsamında gerçekleştirilen 51 km’lik Şamran Kanalı yürüyüşünün 26 km’lik bölümünde gözlemler yapan Kaya, bu taşların özellikle Çiçekli Mahallesi, Köprüler Mahallesi ve Kadem Bastı güzergâhında yoğunlukla görüldüğünü belirtti.

Van’da Taziyeye Katılanlardan Barış Mesajı: “Analar Ağlamasın”
Van’da Taziyeye Katılanlardan Barış Mesajı: “Analar Ağlamasın”
İçeriği Görüntüle

“Urartuların bu taşları nemli halde elle sıvayıp zamanla taşlaştırdığı, böylece suyun sızmasını önlediği anlaşılıyor” diyen Kaya, bunun dönemi için olağanüstü bir mühendislik örneği olduğuna dikkat çekti. Özellikle lifsi, örgümsü bir yapıya sahip olan ve organik görünümleriyle yosun, alg ve mercanı andıran bu taşlar, yüzeyde suya dayanıklı doğal bir çimentolanma etkisi yaratıyor.

“Betonla kaplamak tarihi yıkıma neden oldu”

Muhlis Kaya, modern dönemde kanal üzerinde yapılan çalışmalara ise sert eleştiriler yöneltti. Son 50 yılda kepçelerle yapılan temizlik işlemlerinde, bu özel doğal katmanların tahrip edilerek dışarı atıldığını ve yerine beton döküldüğünü belirtti.

“Bu, Urartuların doğayla uyumlu mühendislik anlayışının yok edilmesi anlamına geliyor” diyen Kaya, bu müdahalelerin sadece yapının tarihsel orijinalliğini değil, aynı zamanda doğal çimentolanma süreçlerine dair önemli verileri de geri dönülemez şekilde yok ettiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2025 07 29 At 09.12.27

Bu taşlar sadece yapı malzemesi değil, sembolik bir tercih olabilir

Kaya, bu özgün taşların sadece suya dayanıklılık özelliği nedeniyle değil, sembolik ve kültürel anlamlar taşıyor olabileceğini de dile getirdi. “Bu taşlar, Urartu mezar yapılarında ve bazı takılarda da benzer şekilde kullanılmış. Dolayısıyla burada sadece işlevsel değil, aynı zamanda anlam yüklenmiş bir malzeme kullanımı söz konusu olabilir” dedi.

Bilimsel inceleme şart: Yeni açılımlara kapı aralayabilir

Kaya, Şamran Kanalı ve çevresinde gözlemlenen bu mercan benzeri taşların detaylı bir bilimsel araştırmaya konu olması gerektiğini vurguladı. “Elimizdeki birkaç bilimsel makale ve gözleme dayalı veri, bu taşların mutlaka çok disiplinli çalışmalarla ele alınması gerektiğini gösteriyor. Van’ın kireçli su yapısı da düşünüldüğünde, bu doğal çimentolanma örneği mimarlık, şehircilik ve çevre mühendisliği için yeni açılımlar sunabilir” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2025 07 29 At 09.12.28

“Geçmişin ayak izleri, geleceğin bilgisini taşıyor”

Şamran Kanalı boyunca yürüyerek yapılan keşiflerin, yalnızca tarihsel bir gezi değil, aynı zamanda geleceğe taşınması gereken bilgiye bir yolculuk olduğunu belirten Kaya, “Bu yapının korunması, incelenmesi ve anlaşılması yalnızca bir kültürel sorumluluk değil, aynı zamanda bilimsel bir zorunluluktur” diyerek çağrıda bulundu.

Urartuların 2 bin 700 yıl önce doğayla kurduğu bu yaratıcı mühendislik ilişkisi, bugünün sürdürülebilirlik anlayışı için de ilham verici nitelik taşıyor.

Muhabir: Murat Barın