Teknolojik tüketim çılgınlığı, her yıl milyonlarca cihazın kullanım ömrünü tamamlamasına neden oluyor. Çekmecelerde çürümeye terk edilen veya doğrudan çöpe gönderilen bu cihazlar, genellikle 'işe yaramaz plastik yığınları' olarak görülüyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde, gözden kaçırılan devasa bir potansiyel yatıyor. Hammadde krizinin konuşulduğu şu günlerde atık yönetimi artık sadece çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir gelir kapısı olarak değerlendiriliyor.

DEVRELERİN İÇİNDE ALTIN VAR
Elektronik cihazların beyni sayılan devre kartlarında, iletkenliği güçlendirmek adına altın kullanılıyor. Ancak bu kıymetli maden, cihazların içinde mikroskobik boyutlarda ve karmaşık alaşımlar halinde saklı. Geçmişte bu metali plastik ve diğer metallerden ayrıştırmak hem çok maliyetliydi hem de doğaya zehir saçan kimyasallar gerektiriyordu. Bu zorluk nedeniyle tonlarca atık, içindeki servetle birlikte toprağa gömülüyordu.
İSVİÇRE'DEN EZBER BOZAN FORMÜL
İsviçre merkezli ETH Zürih Üniversitesi'nden gelen haber ise dikkat çekti. Akademisyenler, ağır ve toksik kimyasallara başvurmadan, çok daha çevreci ve verimli bir filtreleme yöntemi geliştirmeyi başardı. Laboratuvar ortamında yapılan testler, yeni teknikle ayrıştırılan altının saflık derecesinin şaşırtıcı seviyelerde olduğunu gösterdi. Elde edilen materyal, kuyumculuk sektöründe kullanılan 22 ayar altın standartlarını karşılıyor.
TÜRKİYE İÇİN FIRSAT KAPISI
Uzmanlara göre, tek bir telefondaki altın miktarı göze az görünse de milyonlarca atık bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo ekonomik açıdan iştah kabartıcı. Bu süreç, sadece atıkların geri dönüşümle ekonomiye kazandırılmasıyla kalmayıp, ayrıştırma ve işleme tesisleriyle sanayi bölgelerinde yeni istihdam alanları da yaratıyor.
Elektronik atık hacmi her geçen yıl büyüyen Türkiye için de bu model, hem hammadde ithalatını frenleyecek hem de ekonomik katma değer yaratacak stratejik bir fırsat olarak öne çıkıyor.





