5 Mayıs tarihinde Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberde, Ağrı’nın Diyadin İlçe Müftülüğü tarafından WhatsApp grubu üzerinden din görevlilerine camilerde Türkçe dışında vaaz ve hutbe verilmemesi yönünde talimat iletildiği için kamuoyunda tartışma yarattı. Dem Parti Van Milletvekili Gülderen Varlı tarafından TBMM gündemine taşındı; Mustafa Çiftçi ile Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle verilen soru önergelerinde, Kürtçe vaaz ve hutbelere yönelik herhangi bir resmi yasak ya da idari baskının bulunup bulunmadığı soruldu.
“Sadece Türkçe” Talimatı İddiası
Önergede yer alan bilgilere göre, Diyadin İlçe Müftülüğü bünyesindeki din görevlilerine gönderildiği belirtilen mesajda, hutbe ve vaazların yalnızca Türkçe yapılması istendi. Mesajda, “Hutbeler ne olursa olsun sadece Türkçe irad edilecek” ve “Köylerde vaaz dinlemeye gelenlerin içinden bir kişi dahi Kürtçe bilmiyorsa orada da vaaz Türkçe yapılacak” ifadelerinin yer aldığı öne sürüldü.
Ayrıca bölgede görev yapan bazı imamların, anadilinde vaaz verilmemesi konusunda idari baskıya maruz bırakılmasının da kamuoyuna yansıdığı belirtildi.
“Toplumsal Kaygı Yarattı”
Önergelerde, Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı bölgelerde böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesine ilişkin kamuoyunda geniş tepki ve kaygıya neden olduğu ifade edildi.
Kur’an-ı Kerim’in Rûm Suresi 22’nci ayetine atıf yapılan metinde, “Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması Allah’ın ayetlerindendir” ifadesi hatırlatılarak, inanç hizmetlerinin toplumun anladığı dilde sunulmasının hem dini hem toplumsal açıdan önemli bir gereklilik olduğu vurgulandı.
Metinde ayrıca, Ağrı ve çevresinde yaşayan Kürt yurttaşların ibadet hizmetlerinden anadilinde yararlanmasının engellenmesinin; din ve vicdan özgürlüğü, eşit yurttaşlık ilkesi ve toplumsal barış açısından ciddi kaygılar doğurduğu ifade edildi.
Bakanlığa 7 Soru
Van Milletvekili Gülderen Varlı tarafından sunulan önergelerde, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Türkçe dışında vaaz ve hutbeyi yasaklayan herhangi bir resmi mevzuat veya genelge bulunup bulunmadığı soruldu.
Önergelerde ayrıca şu başlıklarda yanıt talep edildi:
· Diyadin İlçe Müftülüğü’nün söz konusu talimatı hangi gerekçeyle verdiği,
· Talimatın hukuki dayanağının olup olmadığı,
· Kürtçe vaaz verilmesinin önünde idari veya hukuki bir engel bulunup bulunmadığı,
· Kürtçe hutbe verdiği gerekçesiyle hakkında işlem yapılan imam ve din görevlisi sayısı,
İnanç hizmetlerinin yurttaşların anadilinde sunulmasının din ve vicdan özgürlüğü kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediği,
Farklı dil ve kimliklerin kamusal alanda özgürce kullanılmasına yönelik herhangi bir çalışma yürütülüp yürütülmediği soruldu.




