Komisyonun yeni sürecin başarıya ulaşması amacıyla hazırladığı rapor; CHP, DEM Parti, AK Parti ve MHP’nin desteğiyle 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla Meclis’ten geçti. TİP ve EMEP rapora karşı çıkan partiler oldu.
Raporda öne çıkan başlıklar
Komisyon toplantısında okunan nihai rapor, toplam 7 ana başlıktan oluştu. Raporun giriş bölümünde, sürecin en kritik ve belirleyici aşamasının PKK mensuplarının silah bırakması olduğu vurgulandı. Silah bırakma sürecinin, devletin ilgili güvenlik birimleri tarafından tespit edilmesi ve teyit edilmesi gerektiği ifade edildi.
Raporda, bu adımın yalnızca silahlı faaliyetlerin sona erdiğinin ilanı anlamına gelmediği; aynı zamanda yeni bir hukuki ve siyasi sürecin başlangıcı olacağına dikkat çekildi.
Yasal düzenleme vurgusu
Örgütün feshi ve silahların imha edilmesinin ardından, kapsamlı yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulacağına dair komisyon üyeleri arasında genel bir görüş birliği olduğu belirtildi. Silah bırakma süreciyle eş zamanlı olarak ele alınacak müstakil bir yasanın; demokratik siyaseti güçlendirecek, şiddeti tamamen dışlayan ve sürecin sonuçlarını kalıcı hale getirecek nitelikte olması gerektiği ifade edildi.
Söz konusu yasal düzenlemenin, silah ve şiddeti reddeden bireylerin topluma dönüşünü kolaylaştırmayı, şiddetin kalıcı biçimde sona erdirilmesini ve meselenin tümüyle hukuki ve siyasi zemin üzerinden çözülmesini hedeflemesi gerektiği vurgulandı.
“Umut hakkı” tartışması rapora girdi
Nihai raporda, kamuoyunda uzun süredir tartışılan “umut hakkı” konusuna da yer verildi. Bu kapsamda, infaz mevzuatının; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesi önerildi.
Raporda, infaz sisteminin “infaz adaleti” ilkesini esas alacak şekilde ele alınması gerektiği belirtildi. Ayrıca hasta ve yaşlı tutuklu ile hükümlüler açısından, yaşam hakkının üstünlüğü gözetilerek infaz ertelemesi uygulamasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret edildi.
Komisyon, evrensel hukuk ilkeleri ile AİHM ve AYM’nin yerleşik kararları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde temel ilke haline getirilmesi gerektiğini de raporunda vurguladı.





