İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet yürüten İstanbul Planlama Ajansı tarafından hazırlanan kapsamlı veri raporu, kentteki toplumsal yaşamın ve sosyo-kültürel alışkanlıkların seyrine dair dikkat çekici sonuçlar sundu. Toplam 758 kent sakininin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırması, megakentte yaşayan vatandaşların kültür ve sanat faaliyetleriyle olan bağının her geçen gün zayıfladığını açıkça kanıtladı. Araştırma çıktılarında yer alan rakamlar, şehirde kültür sanat operasyonlarına erişimin artık geniş kitleler için lüks bir faaliyete dönüştüğünü gösterdi.

Saha çalışmasına dahil olan katılımcıların yüzde 45,8 gibi kritik bir bölümü, son 1 yıl içerisinde herhangi bir sinema, tiyatro, konser ya da sergi organizasyonuna adım atmadığını beyan etti. Kent yaşamının en önemli dinamiklerinden biri kabul edilen sosyal etkileşim alanlarının boş kalması, İstanbul’un kültürel dokusundaki kan kaybını da su yüzüne çıkardı. Uzmanlar bu yüksek oranın, şehirdeki kitlesel sosyalleşme pratiklerinin biçim değiştirdiğine ve toplumsal yalnızlaşmanın derinleştiğine işaret ettiğini bildirdi.

Maddi İmkansızlıklar Ve Yüksek Bilet Ücretleri Sanata Engel Oldu

Vatandaşların etkinlik alanlarından uzak kalmasının arkasında yatan temel gerekçeler incelendiğinde, ekonomik koşulların yıkıcı etkisi ön plana çıktı. Araştırma raporuna göre, kentsel etkinliklere erişimi zorlaştıran en büyük etken yüzde 45,0 oranıyla bilet ve giriş ücretlerinin aşırı yüksekliği şeklinde kaydedildi. Katılımcıların önemli bir kısmı aile bütçelerinde kültür ve eğlence kalemlerine pay ayıramadıklarını dile getirirken, sanatsal faaliyetlerin maliyet yükü vatandaşın sosyal hayattan çekilmesine yol açtı.

Maddi kısıtlamaların yanı sıra zaman yönetimi ve günlük hayatın yoğun temposu da sanatsal etkileşimin önündeki bir diğer bariyer olarak belirlendi. Katılımcıların yüzde 38,1’i iş hayatı veya eğitim süreçlerinin getirdiği yoğun çalışma temposu nedeniyle vakit bulamadıklarını aktardı. Ekonomik baskıların gündelik yaşam stresini artırdığı bu dönemde, bireylerin bütçelerini öncelikli olarak temel ihtiyaçlara yönlendirmesi, kültür endüstrisinin doğrudan gerilemesine sebebiyet verdi.

Canlı Performanslar Ve Konserler En Çok Tercih Edilen Faaliyet Oldu

Son 1 yıllık zaman diliminde kısıtlı da olsa en az 1 etkinliğe katılma imkanı bulan şanslı kesimin sosyal tercihlerinde müzik organizasyonları başı çekti. Faaliyetlere erişim sağlayabilen vatandaşlar arasında yapılan değerlendirmede, yüzde 33,9'luk oranla konserler en fazla ilgi gören sanatsal etkinlik türü olmayı başardı. İstanbulluların canlı müzik performanslarına gösterdiği bu yoğun ilgi, zorlu kent yaşamında ortak eğlence arayışının hala sürdüğünü kanıtladı.

Müzik organizasyonlarının hemen ardından gelen diğer kültürel tercihler ise farklı zevklere sahip kitlelerin dağılımını gösterdi. Tiyatro oyunları ile stand-up gösterileri yüzde 21,8 oranında tercih edilirken, müze ve sanat galerisi ziyaretleri yüzde 21,2 ile hemen arkasından sıralandı. Bunun yanında kitap fuarları veya yazar imza günleri yüzde 16,2, sokak festivalleri ile açık hava organizasyonları yüzde 16,1 ve film festivalleri yüzde 11,9 oranında katılım oranında kaldı.

Van'da Hangi Bölgelerin Karanlıkta Kalacağı Belli Oldu!
Van'da Hangi Bölgelerin Karanlıkta Kalacağı Belli Oldu!
İçeriği Görüntüle

Dijital Ekran Süreleri Sosyal Etkinliklerin Yerini Almaya Başladı

Fiziksel alanlardaki etkinlik katılımının düşmesiyle birlikte vatandaşların serbest zaman eğlence pratikleri dijital mecralara doğru kaydı. Veriler, İstanbulluların iş, uyku, yemek ve çocuk bakımı gibi zorunlu günlük rutinlerinden geriye kalan serbest zamanlarının ortalama 3 saat 44 dakika olduğunu tespit etti. Bu kısıtlı zaman diliminin çok büyük bir kısmının evde veya mobil cihazlar aracılığıyla dijital platformlarda tüketildiği ortaya çıktı.

Araştırmaya katılan bireylerin dijital eğlence platformlarına, sosyal medyaya ve çevrim içi içeriklere ayırdığı günlük süre ortalama 3 saat 8 dakika olarak ölçüldü. Dışarıdaki etkinlik maliyetlerinin yükselmesi, kent sakinlerini ev ortamında daha düşük maliyetli alternatiflere yönlendirirken, ekran bağımlılığı ve dijital tüketim alışkanlıkları şehir kültürünün canlılığını tehdit eden temel bir unsur haline geldi.

Kaynak: Haber Merkezi