İnşaat Mühendisleri Odası Başkan Yardımcısı Mahfuz Arslan, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından Van’ın deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini vurguladı. Arslan, yaşanan depremlerin yalnızca yıkımın yaşandığı 11 ili değil, depremle yüzleşmekten kaçan tüm kentleri derinden sarstığını söyledi.
“Bu depremler insan eliyle üretilmiş kırılganlığı gösterdi”
6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arslan, yaşanan yıkımın nedenlerine dikkat çekerek,
“6 Şubat 2023’te yaşanan depremler, yalnızca on bir ili değil, deprem gerçeğiyle yüzleşmekten kaçan tüm kentleri derinden sarsmıştır. Bu depremler, doğanın gücünden çok, insan eliyle üretilmiş kırılganlığın nelere yol açabileceğini göstermiştir” ifadelerini kullandı.
Bugün Van’da konuşulması gereken temel meselenin bu olduğuna işaret eden Arslan,
“Biz bu aynaya ne kadar cesaretle bakabiliyoruz?” sorusunu yöneltti.
“Van depremi teorik olarak bilen bir kent değildir”
Van’ın deprem gerçeğini yaşayarak öğrenmiş bir kent olduğunu vurgulayan Arslan, 2011 Van depremlerini hatırlatarak,
“Van, depremi teorik olarak bilen bir kent değildir. 23 Ekim ve 11 Kasım 2011’de yaşanan depremler hâlâ bu kentin hafızasında tazeliğini korumaktadır” şeklinde konuştu.
Enkaz başında verilen sözlerin büyük bölümünün hayata geçirilmediğini belirten Arslan,
“O gün enkaz başında kurulan ‘artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ cümleleri ne yazık ki aradan geçen yıllarda büyük ölçüde karşılığını bulamamıştır” dedi.
Deprem öncesi binalar Van’da büyük risk oluşturuyor
Van’daki yapı stokuna dikkat çeken Arslan, özellikle 2011 depremleri öncesinde inşa edilen binaların ciddi bir tehlike oluşturduğunu vurguladı. Arslan,
“Bugün Van’daki yapıların yaklaşık yüzde 65’i, 2011 depremi öncesi yapılmış ve güncel deprem yönetmeliklerine göre yüksek risk taşımaktadır. Bu binaların mutlaka yeniden değerlendirilmesi, güçlendirilmesi ya da dönüştürülmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Bu yapıların büyük bölümünün deprem performansının bilinmediğini söyleyen Arslan,
“Deprem öncesi yapılmış bu binalar, olası bir depremde can kayıplarını artırabilecek en büyük risk unsurlarından biridir” dedi.
“Yönetmeliğe uygun görünen binalar yıkıldı”
Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan yapıların niteliğine dikkat çeken Arslan, bunun Van açısından ciddi bir uyarı olduğuna işaret ederek,
“Yıkılan yapıların önemli bir kısmı, kâğıt üzerinde ‘yönetmeliğe uygun’ görünen binalardı. Bu gerçek, Van açısından son derece düşündürücüdür” diye konuştu.
Van’daki yapılaşma sürecine de değinen Arslan,
“Kentimizde zemin özellikleri yeterince dikkate alınmadan yükselen çok katlı yapılar, denetimin formaliteye dönüştüğü süreçler ve ekonomik baskılarla şekillenen proje anlayışı yaygındır” ifadelerini kullandı.

“Sorun yalnızca eski binalar değildir”
Sorunun sadece eski yapılarla sınırlı olmadığına dikkat çeken Arslan,
“Sorun; yapı üretim sürecinin bütüncül ele alınmaması, mühendisliğin yalnızca imza aşamasına indirgenmesidir” dedi.
Van’daki mevcut yapıların risk durumuna da değinen Arslan,
“Van’da bugün ayakta duran birçok yapı, bir deprem anında nasıl davranacağı bilinmeden kullanılmaktadır. Bu belirsizlik başlı başına bir risk göstergesidir” şeklinde konuştu.
“Asıl belirleyici olan afet öncesi kararlardır”
6 Şubat depremlerinin önemli bir gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Arslan,
“Afet sonrası müdahaleler ne kadar hızlı olursa olsun, asıl belirleyici olan afet öncesinde alınan kararlardır” dedi.
Van’da hâlâ yanlış bir bakış açısının hâkim olduğunu vurgulayan Arslan,
“‘Deprem olursa ne yaparız?’ sorusu konuşuluyor ancak ‘deprem olmadan ne yapmalıyız?’ sorusu yeterince gündeme gelmiyor” ifadelerini kullandı.
“Bunlar maliyet değil, hayat meselesidir”
Riskli yapıların tespiti ve yapı stokunun analizinin ertelenemez olduğunu belirten Arslan,
“Riskli yapıların tespiti, yapı stokunun bütüncül analizi, zemin verilerinin güncellenmesi ve kentsel dönüşümün sosyal boyutuyla ele alınması artık zorunluluktur” dedi.
Bu konuların maliyet hesabıyla değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Arslan,
“Bunlar maliyet değil, insan hayatıyla doğrudan ilişkili meselelerdir” diye konuştu.
“Meslek odaları sürecin merkezinde olmalı”
İnşaat Mühendisleri Odası olarak yıllardır bilimsel uyarılar yaptıklarını ifade eden Arslan,
“Bilimsel uyarılar dikkate alınmadığında bedelini toplum öder. 6 Şubat’ta yaşananlar bunun acı kanıtıdır” dedi.
Van’daki tüm kurumlara çağrıda bulunan Arslan,
“Yerel yönetimler ve merkezi idare, meslek odalarını sürecin dışına iten değil, sürecin merkezine alan bir anlayış benimsemelidir” ifadelerini kullandı.
“Van için zaman var ama sınırsız değil”
Van için hâlâ zaman olduğunu ancak bu sürenin sınırsız olmadığını söyleyen Arslan,
“Bugün alınmayan her önlem, gelecekte çok daha ağır bedeller olarak karşımıza çıkacaktır” dedi.
Kentin depremle barışık hâle gelmesinin yolunun mevcut riskleri kabul etmekten geçtiğini belirten Arslan,
“Depremle barışık bir kent; yalnızca yeni binalarla değil, eski risklerle yüzleşerek mümkündür” diye konuştu.
Son söz: “Deprem kader değildir”
Açıklamasını şu sözlerle tamamlayan Mahfuz Arslan,
“Deprem bir kader değildir; kader hâline getirilen ihmaller zinciridir. Bu zinciri kırmak mümkündür” dedi.
Arslan, çözümün yolunu ise şu sözlerle netleştirdi:
“Bilimi rehber edinmek, mühendisliği ciddiye almak ve sorumluluğu ertelememek zorundayız. Van’ın geleceği bugünden atılacak doğru adımlara bağlıdır. Bu adımlar yarın değil, bugün atılmalıdır.”




