Türkiye’de gazetecilere yönelik gözaltılar, tutuklamalar ve televizyon kanallarına yönelik yayın engelleri, basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Halkın haber alma hakkı ve gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi tartışılırken, Van’da yurttaşlar arasında da farklı görüşler öne çıktı. Görüş bildiren yurttaşlardan biri basın özgürlüğünün anayasal bir hak olduğunu vurgularken, bir diğeri gazetecilerin iktidara muhalif oldukları için cezaevine konulduğunu savundu. Bir başka yurttaş ise bazı yayınların toplumun huzurunu bozduğunu ileri sürerek kanalların kapatılmasını istedi.

“Konuşma özgürlüğü anayasal bir haktır”

Basın özgürlüğünün kesinlikle bulunmadığını savunan bir yurttaş, konuşma özgürlüğünün herkesin en doğal ve anayasal hakkı olduğunu belirterek bu hakkın engellenemeyeceğini söyledi. Farklı düşüncelerin özgürce dile getirilmesinin gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacağını ifade eden yurttaş, kısıtlamaların artmasıyla insanların belirli sınırlar içinde düşünmeye ve konuşmaya zorlandığını dile getirdi.

Muhalif basının varlığının önemine de dikkat çeken yurttaş, Türkiye’nin farklı kültürleri ve zenginlikleriyle güzel bir ülke olduğunu belirterek bu çeşitliliğin korunması gerektiğini söyledi.

Van'da direksiyonda esnaf, durakta yurttaş eziliyor
Van'da direksiyonda esnaf, durakta yurttaş eziliyor
İçeriği Görüntüle

“Gazetecilik yapmak dikenli yollarda yürümek gibi”

Bir başka yurttaş ise Türkiye’de basın özgürlüğünün bulunmadığını savunarak özellikle iktidarı eleştiren gazetecilerin baskıyla karşı karşıya kaldığını öne sürdü. Hitler dönemindeki basın uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan yurttaş, basının iktidarın amaçları doğrultusunda şekillendirilmesinin ve iktidarın istediği haberleri yapmayan gazetecilerin cezalandırılmasının basın özgürlüğünü ortadan kaldırdığını ifade etti.

Türkiye’de de iktidara muhalif gazetecilerin düşünceleri nedeniyle cezaevine konulabildiğini savunan yurttaş, özellikle Kürt basınında çalışan gazetecilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. İktidarın yolsuzluklarını ve zaaflarını ortaya çıkaran gazetecilerin baskıyla karşılaştığını ileri süren yurttaş, basına yönelik baskıların ülkenin içinde bulunduğu tabloyu gösterdiğini söyledi.

Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecileri ilgilendiren bir mesele olmadığını vurgulayan yurttaş, halkın gerçekleri öğrenme hakkının da kısıtlandığını belirtti. Gazeteciliğin zor koşullarda yapıldığını ifade eden yurttaş, “Özellikle kalemini doğru kullanan, gerçekleri yazan bütün gazetecilerin önünde saygıyla eğiliyorum. Çünkü bu ülkede gazetecilik yapmak, adeta dikenli yollarda yürümek gibidir” dedi.

“Milletin huzurunu bozuyorlar, kapatılsın”

Görüş bildiren bir başka yurttaş ise bazı televizyon kanallarının toplumun huzurunu bozduğunu ileri sürerek bu kanalların kapatılması gerektiğini savundu. Yayınların toplumsal etkisinin dikkate alınması gerektiğini belirten yurttaş, basın kuruluşlarının yayın politikalarının toplum üzerindeki etkilerine göre değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğünü ifade etti.

“Futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutulmaz”

Basın özgürlüğü tartışmasının yanı sıra toplumun bilinçlenmesi ve siyasi kültürün değişmesi gerektiğini savunan bir yurttaş, insanların kendilerine sunulan bilgileri sorgulaması ve akıllarını kullanması gerektiğini söyledi.

Siyasi partilere yönelik bağlılığın sorgulanması gerektiğini belirten yurttaş, partilerin amacının ülkeye hizmet etmek olması gerektiğini ifade ederek, “Siyasi parti dediğin, ülkeye hizmet etmekle ölçülür. Kim hizmet ediyorsa o gelir” dedi.

Parti genel başkanlarının uzun yıllar görevde kalmasını da eleştiren yurttaş, siyasi partilerde değişimin önünün açılması gerektiğini savundu. Fikir özgürlüğünün toplum tarafından daha güçlü biçimde savunulması çağrısında bulunan yurttaş, düşünce özgürlüğünün yüksek sesle dile getirilmesinin önemine dikkat çekti.

Muhabir: Yasemin Dikici