Türkiye genelinde hız kazanan kentsel dönüşüm hamlesi kapsamında binaların yıkım süreçlerine dair teknik standartlar ve hukuki sorumluluklar sil baştan düzenlendi. Yaşam alanlarını yenilemek isteyen mülk sahiplerini doğrudan ilgilendiren bu tarihi karar, kentsel yenileme sahalarında hem can güvenliğini en üst seviyeye çıkarmayı hem de çevreye verilen zararı en aza indirmeyi hedefliyor. Resmi Gazete’de ilan edilerek uygulamaya giren düzenleme, mühendislik denetiminden patlayıcı kullanımına, gürültü kirliliğinden toz engelleme sistemlerine kadar pek çok kritik alanda bağlayıcı şartlar getiriyor.
Söz konusu mevzuat değişikliği ile birlikte kent merkezlerindeki riskli yapıların ortadan kaldırılması esnasında yaşanabilecek kaza risklerinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Yeni dönemde şantiye alanlarında uygulanacak kurallara uymayan firmalar hakkında cezai işlem uygulanacak olup, dönüşüm projelerinin tamamı çok daha sıkı denetim mekanizmalarıyla takip edilecek. Bu sayede hem çalışanların hem de çevredeki binaların ve bölge sakinlerinin güvenliği tam koruma altına alınacak.
Mühendislik Sorumluluğunda Yeni Dönem Başlıyor
Yayımlanan yönetmelik uyarınca kentsel dönüşüm sahalarındaki yıkım faaliyetlerinde fenni mesuliyet üstlenme yetkisi doğrudan inşaat mühendislerine devredildi. Çalışmaların tamamen projelendirilmiş planlara ve teknik standartlara uygun biçimde ilerlemesinden sorumlu tutulacak inşaat mühendisleri, yıkım anına kadar tüm süreçleri bizzat sahada denetleyecek. Böylece geçmişte yaşanan yetki karmaşası sona erdirilerek, herhangi bir olumsuzluk durumunda hukuki ve teknik sorumluluğun kime ait olduğu net bir biçimde belirlenmiş olacak.
Yapı yüksekliği 18,5 metrenin altında kalan binalarda genel kural olarak fenni mesuliyet arama şartı muaf tutulsa da yetkili idarelere geniş takdir yetkisi tanındı. Bitişik nizamda yer alan, taşıyıcı sisteminde düzensizlik bulunan, okul ve hastane gibi hassas yapıların yakınında konumlanan veya tarihi eser komşuluğundaki riskli binalar 18,5 metreden alçak olsa dahi sorumlu mühendis görevlendirilmesi zorunlu kılınabilecek. Bu uygulama ile riskli coğrafyalardaki yıkımlarda sıfır hata prensibiyle hareket edilmesi sağlanacak.
Kontrollü Patlatmalarda İklim Ve Görüntü Takibi Zorunluluğu
Teknolojik yöntemlerle ve patlayıcı maddeler kullanılarak gerçekleştirilecek yıkım operasyonlarından önce detaylı meteorolojik incelemelerin yapılması şart koşuldu. Rüzgâr hızı, rüzgâr yönü, nem oranı ve atmosferik şartların patlatma emniyetine yapacağı muhtemel etkiler uzman ekiplerce önceden raporlanacak. Olumsuz hava koşullarında patlatma işlemlerine kesinlikle izin verilmeyecek ve çevredeki yerleşim alanlarının zarar görmesi engellenecek.
Patlatma anının tüm safhaları yüksek çözünürlüklü ve yüksek hızlı kameralarla saniye saniye kayıt altına alınacak. Elde edilen bu detaylı görüntüler sayesinde patlayıcı maddelerin bina taşıyıcı sistemine yaptığı anlık etki, yapının çöküş yönü ve çevrede oluşan sarsıntı hareketleri milisaniyelik hassasiyetle incelenebilecek. Yapılan analizler, sonraki yıkım projeleri için hem bilimsel veri oluşturacak hem de olası kaza incelemelerinde somut delil niteliği taşıyacak.
Uzman Personel Ve Belgelendirme Şartları Sıkılaştırıldı
Yüksek risk içeren patlayıcılı yıkım projelerinde görev alacak sorumlu mühendislerin alanlarındaki yetkinliklerini ve mesleki uzmanlıklarını resmi belgelerle kanıtlaması gerekecek. Sıradan inşaat mühendisliği diploması bu tür tehlikeli operasyonları yönetmek için yeterli kabul edilmeyecek. Yalnızca ilgili ihtisas eğitimlerini tamamlamış ve gerekli tecrübe belgesine sahip olan mühendisler patlayıcılı yıkım projelerinin başına geçebilecek.
Aynı zamanda sahada ateşleme faaliyetlerini birebir yürütecek teknik personelin B sınıfı ateşleyici yeterlilik belgesine sahip olması yasal bir zorunluluk haline getirildi. Patlayıcı malzemelerin şantiyeye nakliyesinden yerleştirilmesine, kablolama hatlarının çekilmesinden fünyelerin patlatılmasına kadar tüm aşamalar sadece bu belgeye sahip uzmanlarca gerçekleştirilebilecek. Böylesi kritik bir alanda belgesiz veya yetersiz kişilerin çalıştırılması tamamen engellenmiş olacak.
Çevre Sağlığı Ve Şantiye Güvenliği Ön Planda Tutan Önlemler
Yeni yönetmelik kentsel yenileme alanlarında sıklıkla şikâyet konusu olan gürültü, toz ve titreşim kirliliğine karşı sert yaptırımlar getiriyor. Yıkım işlemleri sırasında ortaya çıkacak toz emisyonunun belirlenen sınır değerlerin altında tutulması için sürekli sulama ve tazyikli sisleme sistemlerinin kurulması şart koşuldu. Çalışma alanlarında iş sağlığı ve güvenliği kuralları en üst düzeyde uygulanırken, çevre binaların titreşimden hasar görmemesi için de özel ölçüm cihazları kullanılacak.
Özellikle kat sayısı yüksek binaların yıkımında parçaların çevreye savrulmasını önlemek maksadıyla koruyucu cephe perdeleme sistemleri, kapalı geçit alanları ve koruma fanlarının kullanımı zorunlu hale getirildi. Şantiyelerde kurulacak çalışma kuleleri ile dış cephe iskelelerinin de Türk Standartları Enstitüsü tarafından belirlenen teknik normlara tam uyum sağlaması gerekecek. Tüm bu tedbirler sayesinde şehir merkezlerindeki kentsel dönüşüm yıkımları modern, güvenli ve çevreye saygılı bir yapıya kavuşturulacak.





