Türkiye genelinde sayıları milyonları bulan ve en alt sınırdan emekli aylığı alan vatandaşların gözü kulağı son günlerde tamamen yasal düzenlemelerin getireceği finansal değişikliklere kilitlenmiş durumdadır. Yasama organı tarafından kabul edilerek meclis aşaması tamamlanan yeni mevzuata rağmen, hak sahiplerinin cari ay içerisindeki hesap hareketlerinde henüz beklenen artışlar kendisini gösterememiştir. Mevcut yasal prosedürlerin tamamlanamaması sebebiyle vatandaşlar bu döneme ait ödemelerini yine eski alt sınır olan 20.000,00 TL bandından tahsil etmek zorunda kalmaktadırlar. Düzenlemenin resmiyet kazanarak yürürlüğe girebilmesi için en üst düzey idari onay makamı olan Cumhurbaşkanlığı imzasının tamamlanması ve ardından Resmi Gazete mecrasında ilan edilmesi süreci büyük bir merakla takip edilmektedir.

Ülke genelinde temel yaşam maliyetlerini yansıtan açlık sınırının verilerine göre 35.000,00 TL seviyesini aştığı bu zorlu ekonomik konjonktürde, emekli gelirlerinin hane halkı bütçesini dengelemesi imkansız bir boyuta ulaşmıştır. Bahse konu yetersizlikler nedeniyle hayat standartlarını korumakta güçlük çeken yüz binlerce yaşlı vatandaş, normal şartlarda dinlenmeleri gereken ileri yaş dönemlerinde dahi yeniden iş gücü piyasasına dönerek istihdam arayışına girmektedir. Ev ekonomisine katkı sağlamak ve en temel insani gereksinimleri karşılayabilmek adına ilerlemiş yaşlarına aldırmadan çalışmaya devam eden bu kitlenin toplumsal ve psikolojik durumu, günümüz ekonomik gerçekliğinin en net ve sarsıcı göstergelerinden birini oluşturmaktadır.

Kök Aylık Sistemi Ve Taban Maaş Uygulamasının Yarattığı Kronik Sorunlar

Sosyal güvenlik sisteminin uzun yıllardır en çok tartışılan ve karmaşık yapısıyla vatandaşların mağduriyet yaşamasına yol açan unsurlarının başında kök aylık hesaplama metodolojisi gelmektedir. Kök aylık kavramı, bir sigortalının çalışma hayatı boyunca Sosyal Güvenlik Kurumu veri tabanına işlenen prim ödeme gün sayıları, kazanç tutarları ve dönemsel katsayılar doğrultusunda hesaplanan ham ve gerçek emekli maaşını ifade etmektedir. Ancak bu gerçek kazançların enflasyon karşısında eriyerek devlet tarafından yasal olarak belirlenen taban aylık seviyesinin çok altında kalması, yıllardır çözülemeyen yapısal bir problemi beraberinde getirmektedir.

Durumu somut bir göstergeyle açıklamak gerekirse, sistemsel kök maaşı 17.000,00 TL düzeyinde bulunan bir hak sahibinin, yasal olarak belirlenen yüzde 17,75 oranındaki dönemsel artış sonrasında alması gereken fiili tutarın normal şartlarda 20.017,50 TL seviyesine ulaşması beklenmektedir. Ne var ki, devreye giren taban aylık koruma sınırı uygulamaları sebebiyle yapılan oransal artışlar gerçek maaşlara tam olarak yansımamakta ve toplam gelir yasal sınır çizgisine takılmaktadır. Bu durum, yapılan güncellemelerin geniş halk kitlelerinin cüzdanına yansıyan etkisini sınırlamakta ve gelir adaletini zedeleyen temel bir faktör olarak varlığını sürdürmektedir.

Geçici Kanuni Düzenlemeler Ve Meclis Sürecinin Toplumsal Hayata Etkileri

En alt sınırdan ödenen emekli maaşlarının yükseltilmesi amacıyla yürütülen faaliyetler, kalıcı köklü reformlar yerine genellikle seyyanen yapılan yasal müdahalelerle şekillendirilmektedir. Siyasi iktidar kanadı, sosyal güvenlik sistemindeki bu kronik adaletsizliği yapısal reformlarla ortadan kaldırmak yerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında her dönem tekrarlanan geçici yasal formüller üretmeyi tercih etmektedir. Bu tarz palyatif yaklaşımlar, kısa vadede pansuman niteliği taşısa da uzun vadede sistemin aktüeryal dengesini bozmakta ve kalıcı bir rahatlama sağlamaktan uzak kalmaktadır.

Temmuz ayının 3. gününde resmi verilerin açıklanmasıyla birlikte netlik kazanan gelir artış farkları, yoğun tartışmaların ardından tam 11 gün sonra meclis genel kurulundan geçerek yasalaşma sürecini tamamlamıştır. Ancak kanunun meclisten onay alarak geçmesi, yüksek enflasyonist baskılar altında ezilen ve her geçen gün alım gücü düşen geniş halk kitlelerinin günlük yaşam mücadelesinde kayda değer bir rahatlama yaratmaya yetmemiştir. Vatandaşlar, temel tüketim maddelerine gelen ardı arkası kesilmeyen zamlar karşısında, kağıt üzerinde yapılan bu artışların fiilen hiçbir yarar sağlamayacağı yönündeki endişelerini dile getirmektedirler.

Resmi Gazete Onayı Ve Kamuoyuna Yansıtılan Gerçek Dışı Haberlerin Tepkisi

Yasama meclisinden geçerek kabul edilen kanun teklifinin tam manasıyla hukuki bir geçerlilik kazanabilmesi, tamamen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nihai imzasının ardından Resmi Gazete platformunda yayımlanması şartına bağlı bulunmaktadır. Bu resmi bürokratik prosedür tamamlanmadığı müddetçe, bankacılık sistemleri üzerinden herhangi bir ek ödemenin ya da zam farkının vatandaşların hesaplarına aktarılması teknik ve hukuki olarak mümkün olmamaktadır.

Bu süreçte hükümete yakınlığıyla bilinen ana akım medya kuruluşlarının, 17 Temmuz tarihi itibarıyla başlayan rutin ödeme takvimini kitlelere "zamlı maaşlar hesaplara geçmeye başladı" şeklinde duyurması kamuoyunda çok ciddi bir infiale ve tepki dalgasına yol açmıştır. Zira en alt sınır üzerinden gelir elde eden milyonlarca vatandaşın hesaplarına yansıyan herhangi bir artış bulunmazken, bu tarz haberlerin servis edilmesi yanıltıcı bir algı oluşturmuştur. Gerçekte ise sadece görece daha yüksek dilimden maaş alan sigortalıların yasal farkları 17 Temmuz ile 25 Temmuz tarihleri arasında belirlenen takvime göre hesaplarına yatırılmaktadır.

Ödeme Takvimindeki Gecikmeler Ve Taban Gelir Grubunun Geleceğe Yönelik Talepleri

Cari ay içerisindeki resmi maaş dağıtım günlerine yetiştirilmesi zamanlama açısından artık imkansız gözüken zam farkı ödemelerinin akıbeti, tamamen en üst düzey idari onayın yayımlanma hızına endekslenmiştir. Başkentin ekonomi koridorlarında ve Ankara kulislerinde konuşulan senaryolara göre, hak sahiplerinin merakla beklediği bu birikmiş fark ödemelerinin ancak Ağustos ayı içerisindeki yeni mali takvimde hesaplara aktarılabileceği öngörülmektedir. Bu durum, nakit sıkışıklığı yaşayan ve ödemelerini bu aya göre planlayan milyonlarca aile için ciddi bir finansal erteleme anlamına gelmektedir.

TEB Keseyi Açtı: Temmuzda Dikkat Çeken Promosyon Hamlesi!
TEB Keseyi Açtı: Temmuzda Dikkat Çeken Promosyon Hamlesi!
İçeriği Görüntüle

Yaşanan tüm bu gelişmeler ışığında emekli vatandaşlar, kök aylık mekanizmasının getirdiği mağduriyetlerin her yıl geçici formüller ve anlık müdahalelerle ötelenmesinden duydukları derin rahatsızlığı yüksek sesle ifade etmeye başlamışlardır. Devlet yönetiminden artık günü kurtaran politikalar yerine, kalıcı, sürdürülebilir ve adalet ilkesine dayanan kapsamlı bir yasal düzenleme acilen talep edilmektedir. Farklı emekli grupları arasındaki gelir uçurumu her geçen gün biraz daha derinleşirken, haksızlığa uğradığını düşünen bazı toplumsal kesimler ise demokratik haklarını ve tepkilerini önümüzdeki ilk seçim sandığında net bir şekilde göstereceklerini belirterek siyasi iradeye yönelik uyarı tonunu sertleştirmektedirler.

Kaynak: Haber Merkezi