Türkiye'nin en tanınan edebiyatçılarından birinin gençlik döneminde attığı bir adım, yalnızca tarihi bir eseri değil, aynı zamanda Van'ın geleceğini de değiştirdi. Van Gölü'ne duyduğu hayranlıkla bilinen Yaşar Kemal, kendisini hiç beklemediği bir anda büyük bir sorumluluğun tam ortasında buldu. Peki bu süreç nasıl başladı, kimler devreye girdi ve neler yaşandı? İşte merak edilenler:
İLK KEZ 'VAN DENİZİ' TABİRİNİ KULLANANLARDAN BİRİYDİ
Yaşar Kemal, Van Gölü'nü 'Van Denizi' olarak tanımlayan ilk isimlerden biriydi. 1915'teki Rus işgali sırasında ailesi Muradiye'nin Ünseli Köyü'nden göç etti. Osmaniye'de doğup büyüyen Yaşar Kemal'in, Van'a olan sevdası yıllar sonra Kemal'i yeniden Van'a sürükledi. Van Gölü'nün rengi, atmosferi ve büyüsü genç yazarın yazılarına da ilham kaynağı oldu.
1951'DE YIKILMASI İSTENDİ
1951 yılında Akdamar Adası'ndaki Surp Haç Kilisesi için yıkım kararı verilmişti. Yaşar Kemal'in bu dönemde Van'da bulunması ve gazetecilik mesleğini yapıyor olması Van'ın kaderini değiştirdi. Kemal'in Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanan röportajları, bölgedeki askerler ve yetkililerin ilgisini çekti. Sonrasında Yaşar Kemal'e kilisenin yıkımına dair yardım istekleri gelmeye başladı. Genç gazeteci yardım taleplerine kayıtsız kalmadı. Yaşar Kemal'in, gazete yönetiminin ve sonrasında bakanlığın devreye girmesi ile ak damarda bulunan Surp Haç Kilisesi yıkılmaktan kurtuldu.
HER YIL BİNLERCE KİŞİ ZİYARET EDİYOR
25 Haziran 1951'de süreç tamamen durdu ve Surp Haç Kilisesi yıkılmaktan kurtarıldı. Günümüzde her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Akdamar Adası, benzersiz atmosferi ve tarihi ile ziyaretçi hakkına uğruyor. Bölgenin en güzel tarihi miraslarından olan bu yer, Van'ın kültürel turizmine katkı sunuyor. Bugün yüzlerce kişinin ziyaret ettiği bu tarihi kilisenin güzümüze kadar ulaşmasında Yaşar Kemal'in etkisinin olduğu ise birçok kişi tarafından hala bilinmiyor.