Van Dahil 52 İlde Sosyal Medya Operasyonu! 216 Şüpheli Gözaltına Alındı
Van Dahil 52 İlde Sosyal Medya Operasyonu! 216 Şüpheli Gözaltına Alındı
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de anadilinde eğitim hakkı, çeşitli dilsel ve kültürel engellerle karşılaşıyor. Bu durum, özellikle Anadili Kürtçe olan öğrenciler için eğitimde eşitsizliklere yol açıyor. Dilsel çeşitliliği destekleyen eğitim politikalarının eksikliği, öğrencilerin akademik başarılarını olumsuz etkiliyor. TÜİK’in 2023 verilerine göre, ortalama eğitim süresi ve okuryazarlık oranı açısından en düşük verilere sahip iller arasında Van, Şanlıurfa, Şırnak, Muş, Mardin ve Ağrı öne çıkıyor. Bu illerde eğitim göstergeleri, ülke ortalamasının altında yer alıyor.

“ANA DİLİNDE EĞİTİM ALMAYAN ÇOCUKLAR GERİ KALIYOR”

Eğitim-Sen Van Şube Eş Başkanı Murat Atabay, eğitimdeki başarısızlığın birçok gerekçesi olduğunu ancak en önemli nedenlerden birinin çocukların ana dilinde eğitim alamaması olduğunu belirtiyor: “Ana dilinde eğitim almayan çocukların hem akademik başarısında ciddi bir düşüş söz konusu. Hem psikolojik ve sosyal gelişimleri noktasında çok ciddi problemler var. Özellikle bölgedeki eğitim öğretimdeki düşüklüğün nedenlerinin en önemli nedeni olarak da bunu açıklayabiliriz.”

Ana Dil

“VAN, EĞİTİMDE HEP SON SIRALARDA”

Murat Atabay, Van’ın bölgede akademik başarı oranında çok geride kaldığını vurguluyor. Atabey, dil faktörünün yanı sıra ekonomik ve ideolojik etkenlerin de eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkilediğini söylüyor: “Van ve Bölge üzerinde açıklanan verilere baktığımızda hem LGS sınavlarında hem YKS sınavlarında net olarak görüyoruz. Sonuçlar hep son sıralarda yer alıyor.”

“İKTİDARIN POLİTİKALARI EĞİTİMİ GERİLETİYOR”

Atabay, aynı zamanda hükümetin bölgeyi dezavantajlı hale getiren politikalarının da bu geriliğe neden olduğunu ifade ediyor: “Tabii ki sadece ana dilinde eğitimle açıklamıyoruz; Bu en önemli nedenlerinden biri ama özellikle iktidarın kullandığı, özellikle dezavantajlı hale getiren, eğitime bütçeye aktarmayan uygulamaları da aynı zamanda bölge illerinin eğitim sıralamasında çok geride yer almasına neden oluyor.”

“ÇOCUKLAR BİLMEDİKLERİ BİR DİLDE EĞİTİM GÖRÜYOR”

Bölgede ana dilde eğitim almayan çocukların ilkokuldan itibaren bilmedikleri bir dilde eğitim öğretime başladığını söyleyen Murat Atabay, “Bunu sadece Türkçeyi bilen, resmi dili bilen çocukların gerisinde durmaları anlamında değil, aynı zamanda işte Çankaya’daki, İstanbul’daki herhangi bir okulla da yarışmak durumunda kalıyorlar. Dili belli bir süre sonra öğrenmeye çalışıyorlar ama çok kavramsal olarak oturtamıyorlar. Genellikle, düşünceleri Kürtçe, çevirileri ise Türkçe oluyor. Bu noktada da ciddi problemler yaşıyorlar. İleriki süreçlerde ortaokulda liseye kadar bunu olumluya çeviremiyorsunuz. Sürekli o geri duruş mutlaka orada kalıyor” dedi.

“ASİMİLE ETMEYE YÖNELİK UYGULAMALARDAN VAZGEÇİLMELİ”

Eğitim-Sen’in yıllardır bu konuda uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Atabay, her çocuğun kendi ana dilinde eğitim alması gerektiğini vurguluyor: “Yani iktidarın bu noktada yapması gereken çok önemli şeyler var. Yıllardır da dile getiriyoruz. Eğitim-Sen olarak da ana dilde eğitim hizmeti sunan bir sendikayız. Bu noktada sürekli şunu söylüyoruz: Her çocuğun kendi ana dilinde eğitim alacağı bir eğitim müfredatı programı oluşturulması gerekiyor. Asimile etmeye yönelik, yok etmeye yönelik, yok saymaya yönelik uygulamalardan vazgeçilmesi gerekiyor.”

“EĞİTİM TİCARİ VE İDEOLOJİK ALAN OLMAKTAN ÇIKARILMALI”

Atabay, eğitimin ticarileştirilmesi ve ideolojik bir alan haline getirilmesinin de başarıyı düşürdüğünü söylüyor: “Eğitime yaklaşımın bu noktada çok ticari bir alan olmaktan çıkarılması ve çok ideolojik bir alan olmaktan çıkarılması gerekiyor. Yani hem ticarileştirme, hem ideolojik bir alana dönüştürme, hem asimile aracına dönüştürme uygulamaları sonucunda eğitimin kalitesi de bu noktada gerçekten ciddi anlamda düşüyor.’’

“EĞİTİM ORTAK BİR MÜCADELE ALANI OLMALI”

Sendikaların ve toplumun bu politikalar karşısında ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini belirten Atabay, “Ana dil eğitiminde iktidarın yeterli bütçe ayırmaması, burayı özellikle dezavantajlı hale getirmesi politikaları sonucunda da maalesef bu geri dönüm ortaya çıkıyor. Bizlerin de yapılması gereken hem sendika olarak hem toplumsal olarak iktidarın bu politikalarına karşı bir ortaklaşma oluşturmak, ana dilinde eğitimin verilmesini sağlamak bunun için bir çaba içerisine girmek. Aynı zamanda ülkedeki bütçenin kurumlara aktarılan, farklı alanlara aktarılan bütçenin de eğitime bu noktada yeterli bir şekilde aktarılmasını sağlayarak eğitimi ideolojik ve ticari bir alan olmaktan çıkarıp geleceği yetiştirecek, soran sorgulayan bir nesil yetiştirme aracına dönüştürmek olmalı” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Muhabir: EDANUR KUŞ