Doğu Anadolu'nun en çok ilgi gören rotalarından biri olan Akdamar Adası, hem etkileyici manzarası hem de dilden dile dolaşan efsanesiyle son dönemde yeniden gündemde. Van Gölü üzerindeki dört adadan en bilineni olan Akdamar, tarihine dair anlatılan hikâyeyle dikkat çekiyor. Yalnızca efsanesiyle değil, ada üzerinde bulunan 1100 yıllık kiliseyle de merak uyandırıyor.
AKDAMAR ADI NEREDEN GELİYOR?
Yüzyıllardır anlatılagelen efsaneye göre adanın ismi, 'Tamar' adlı güzelliğiyle ün salmış genç bir kızla ona âşık olan çobanın trajik öyküsünden geliyor. Her gece kıza kavuşmak için adaya yüzen genç, Tamar'ın elindeki feneri takip ederken bir gece babanın oyunu ile yönünü şaşırır. Fırtınanın ortasında gücünü kaybeden çoban, 'Ah Tamar!' diyerek son nefesini verir. Sevdiğinin feryadını duyan Tamar ise kendini göle bırakır. Bu acı hikâyenin zamanla 'Ahtamara', ardından 'Akdamar' adına dönüştüğü düşünülüyor.

ERMENİ MİMARİSİNİN EN ÖNEMLİ YAPISI
Adanın en dikkat çeken yapısı olan Akdamar Kilisesi, Vaspurakan hâkimiyeti döneminde 915-921 yılları arasında Kral Gagik tarafından inşa ettirildi. Mimar Keşiş Manuel'in eseri olan yapı, Ermeni mimarisinin en değerli örnekleri arasında gösteriliyor. Dört yapraklı yonca planıyla dikkat çeken kilise, zengin taş kabartmaları ve iç duvarlardaki freskleriyle bölgenin tarihini yansıtıyor. Kutsal Haç Kilisesi olarak da bilinen yapı, bir dönem Ermeni Patrikliği'nin merkezi konumundaydı.

KİLİSEYİ YAŞAR KEMAL KURTARDI
1951 yılında yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan kilise, genç gazeteci Yaşar Kemal'in müdahalesi sayesinde yok olmaktan kurtuldu. Şu an müze olarak ziyaret edilebilen kilise, 2005-2007 yıllarında restore edilerek bugünkü görünümüne kavuştu. Hem doğal güzelliği hem de tarihiyle Akdamar Adası, her yıl binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor.




