12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye genelinde çok sayıda kişi gözaltına alınırken, binlerce kişi askeri mahkemelerde yargılandı. Darbe döneminde cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele ise aradan geçen yıllara rağmen mağdurların anlatımlarıyla gündemdeki yerini koruyor.

Ulucanlar Cezaevi’nde düzenlenen etkinlikte, darbe döneminde yargılanarak cezaevlerinde kalan Hakverdi Satılmış ile darbe sonrasında idam cezası alan çok sayıda ülkücü sanığın avukatlığını yapan Şevket Can Özbay, o dönemde yaşananları anlattı.

15 yaşında cezaevine girdi

Hakverdi Satılmış, 1978 yılında henüz 15 yaşındayken cezaevine girdi. Gözaltında işkence gördüğünü belirten Satılmış, bir süre Ulucanlar Cezaevi’nde kaldığını söyledi.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından ise “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” kapsamında 220 kişiyle birlikte idam talebiyle yargılandı. Satılmış, darbe sonrasında Mamak Cezaevi’nde de tutulduğunu ve burada işkence ile kötü muamele gördüğünü ifade etti.

Cezaevlerinde özellikle hücre uygulamaları, ağır yaşam koşulları, yetersiz beslenme ve hijyen sorunlarının bulunduğunu anlatan Satılmış, yıllar sonra çıkarılan af kapsamında serbest kaldı.

Aw786755 17 800X533

İdam cezası alan ülkücülerin avukatlığını yaptı

Darbe sonrasında yargılanan ülkücü sanıkların avukatlığını üstlenen Şevket Can Özbay da dönemin yargılama ve cezaevi süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çok sayıda ülkücü sanığın avukatlığını yaptığını belirten Özbay, cezaevlerinde tutulan kişilerin ağır işkencelere maruz kaldığını söyledi.

Özbay, 12 Eylül döneminde ülkücülerin komünistlerle bir tutulmasını eleştirerek, bunun Cumhuriyet tarihindeki en büyük yanlışlardan biri olduğunu savundu.

“Cumhuriyet tarihinin en büyük yanlışlarından ve ihanetlerinden biri de 12 Eylül ihtilalinde devleti için mücadele eden ülkücülerin yıkıcı ve bölücü komünistlerle bir tutularak, hatta onlardan daha çok cezalandırılarak hepsinin perişan olmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti için varlığını feda edeceksiniz, Türk bayrağı için yaşayacaksınız, Türk ordusu ve Türk polisi için göğsünüzü komünist kurşunlara hedef tutacaksınız. Ondan sonra onlar sizi sırtınızdan hançerleyecek. Kenan Evren ve arkadaşlarının en büyük ihaneti buydu.”

O dönemde herkesin gölgesinden bile korktuğu bir süreç yaşandığını belirten Özbay, Kenan Evren ve arkadaşlarına yönelik ağır eleştiriler içeren yazılar kaleme aldığını söyledi.

Özbay, ülkücülerin Türk milletinin yetiştirdiği öz evlatlar olduğunu savunarak, “Ülkücülerin dışında Türk milletinin dayanacağı başka bir güç kalmamıştır” dedi.

“Bu zulmü gerçekleştirenlere haklarımızı helal etmiyoruz”

Darbe döneminde mahkum olan Hakverdi Satılmış ise 12 Eylül’ün unutulmaması gerektiğini belirterek, o dönemde ülkücü gençlere yönelik uygulamaların gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini söyledi.

Satılmış, 12 Eylül 1980 günü 5 kişilik cuntanın Türk tarihine kara bir leke sürdüğünü belirterek, Türk milletine yapılan ihaneti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasına yönelik suikastı unutturmamak için bir araya geldiklerini ifade etti.

O dönemde vatanı için canını feda eden ve Türk milleti için mücadele eden ülkücü gençlere yapılan haksızlıkların unutulmaması gerektiğini belirten Satılmış, Mamak ve benzeri cezaevlerinde yaşanan işkence ve zulmü anlatmaya devam edeceklerini söyledi.

Satılmış, darbe sonrasına ilişkin şu rakamları paylaştı:

İstanbul’da kiracı-ev sahibi kavgası kanlı bitti: Ev sahibi ve eşi öldü
İstanbul’da kiracı-ev sahibi kavgası kanlı bitti: Ev sahibi ve eşi öldü
İçeriği Görüntüle

“1980 yılının 12 Eylül darbesi sonrası; yurt genelinde 650 bin gözaltı, 210 bin açılan dava, 230 bin yargılama, 7 bin idam talebi, 517 idam cezası, 49 idam, 300 kuşkulu ölüm, işkencede hayatını kaybeden 171 canın hesabını sormak ve unutturmamak için burada toplanmış bulunuyoruz.”

Yaşananların unutulmasının geçmişte mücadele eden insanların emeğine ve hatırasına ihanet anlamına geleceğini savunan Satılmış, “Bu zulmü gerçekleştirenlere de haklarımızı helal etmiyoruz” dedi.

“Ülkücüler asla mücadeleden vazgeçmedi”

Satılmış, 12 Eylül döneminde ülkücülerin komünistlerden daha farklı işkencelere maruz kaldığını ve çifte standart uygulandığını öne sürdü.

Türk milliyetçileri ve ülkücülerin mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmediğini belirten Satılmış, dönemin sorumluları olarak gördüğü kişileri de unutmadıklarını söyledi.

Satılmış, konuşmasında Savcı Nurettin Soyer ile C-5 ekibinde yer aldığını belirttiği Zeki Kaman, Dürüst Oktay, Sefa Nar, Seyfi Tatar ve Süleyman Ulus’un isimlerini de sıraladı.

Aradan 46 yıl geçmesine rağmen yaşananları unutmayacaklarını belirten Satılmış, söz konusu isimleri “işkenceci” olarak nitelendirerek lanetlediğini ve haklarını helal etmediğini söyledi.

Kenan Evren ve cuntacılara beddua etmek için toplanmadıklarını da ifade eden Satılmış, “Herkes, er ya da geç layığını bulacaktır” dedi.

Satılmış, Kenan Evren’in yaşamının son dönemine ilişkin değerlendirmesinde ise Evren’in yaşadıklarının kendisi açısından ilahi adaletin tecellisi olduğunu savundu.

Ulucanlar Cezaevi’nde düzenlenen etkinlikte, 12 Eylül döneminde yaşanan gözaltılar, yargılamalar, cezaevi koşulları, işkence ve kötü muamele bir kez daha gündeme taşınırken, dönemin mağdurları yaşananların unutulmaması gerektiği mesajını verdi.

Kaynak: İHA