Van’da mahalle araları artık sadece çocuk sesleriyle değil, korna ve egzoz sesleriyle dolu. Kaldırımlar yayalara değil araçlara ait gibi kullanılıyor, sokaklar otoparka dönmüş durumda. Mikrofon uzattığımız yurttaşlar, Günlük yaşam zorlaştı, ambulans giremiyor, çocuklar sokakta oynayamıyor" diye konuştu.
“Mahalleler artık güvenli değil”
Mikrofon uzattığımız Kazım Pınarlı isimli yurttaş, mahallelerde yaşanan otopark sorununa dikkat çekerek, araçlarını mecburen mahalle aralarına park ettiklerini söyledi. Başka çarelerinin olmadığını belirten Pınarlı, bu durumun sadece bir park meselesi değil, aynı zamanda güvenlik ve yaşam kalitesi sorunu haline geldiğini ifade etti: “Biz araçlarımızı mahalle aralarına bırakıyoruz çünkü başka seçeneğimiz yok. Otopark sıkıntısı var ve bu durum bizi ciddi anlamda zorluyor. Artık kendi mahallemizde bile yürürken tedirgin oluyoruz. Sokaklar araçlarla dolu olduğu için ne çocuklarımızı rahatça dışarı çıkarabiliyoruz ne de biz güven içinde yürüyebiliyoruz” diyen Pınarlı, özellikle bina altlarına ve uygun alanlara yeni otoparklar yapılması gerektiğini vurguladı.
“Bu soruna bir an önce el atılmalı”
Tek yön uygulamalarıyla daralan sokakların daha da içinden çıkılmaz hale geldiğini belirten Pınarlı, plansız yapılaşmanın ve yetersiz otopark alanlarının mahalle yaşamını olumsuz etkilediğini dile getirdi. Mahalle aralarının adeta açık otoparka dönüştüğünü söyleyen Pınarlı, yetkililere seslenerek, “Bu sorun artık bireysel değil, toplumsal bir mesele. Acil ve kalıcı çözümler üretilmeli” çağrısında bulundu.
“Van’da imar sorunu var”
Bir diğer yurttaş Ömer Demirise, Van’ın en büyük sorunlarından birinin imar eksikliği olduğunu belirterek, bu durumun çarpık kentleşmeyi ve buna bağlı park sorunlarını kaçınılmaz hale getirdiğini vurguladı. Demir, mevcut tabloya bakıldığında bu sorunların yakın zamanda çözülebileceğine dair umudunun kalmadığını dikkat çekti. Demir, “Van’da imar planları sağlıklı olmadığı için çarpık kentleşme artıyor. Bu da beraberinde otopark, yeşil alan ve sosyal yaşam sorunlarını getiriyor. Açıkçası bu gidişle bu problemlerin çözülebileceğine pek inanmıyorum” dedi.
“Çoçuklarımızı rahatça mahalleye çıkaramıyoruz”
Demir, geçmişle bugünü kıyaslayarak çocukların yaşadığı kayba dikkat çekerek, eskiden mahallelerde geniş boş alanların olduğunu hatırlattı: “Biz çok şanslı bir nesildik. Mahalle aralarında rahatça dolaşır, top oynar, bisiklet sürer, gün boyu sokakta eğlenirdik. Şimdiki çocuklar bunu yapamıyor. Artık anne baba olarak çocuklarımızı gönül rahatlığıyla dışarı bile çıkaramıyoruz”
“Kime şikayet edelim”
Hamit Alkış ise mahallelerde yaşanan park ve trafik sorunlarıyla ilgili defalarca yetkilileri aradığını ancak somut bir sonuç alamadığını belirterek, denetim eksikliğine dikkat çekti. Alkış, sorunun büyümesindeki en temel nedenin cezasızlık algısı olduğunu vurgulayarak, “Bu konuyla ilgili sürekli zabıtayı, polisi arıyorum ama sağlıklı bir dönüş alamıyorum. Zabıta ‘görevimiz değil’ diyor, polisi arıyorum ‘bizim işimiz değil’ deniliyor. Herkes topu birbirine atıyor. Keşke her vatandaş bu konuda biraz sorumluluk alsa, o zaman bu kadar büyük bir sorun da olmazdı” şeklinde konuştu.
“Hem yayalar hem araçlar risk altında”
Alkış’a göre kurallar var ama uygulanmıyor. “Eğer gerçekten cezalar uygulansa, insanlar iki kere düşünür. Ceza caydırıcı olur. Ama şu an tam tersine, cezasızlık algısı bu sorunu daha da büyütüyor” ifadelerini kullandı. Eskiden Van’da araç sayısının bu kadar fazla olmadığını hatırlatan Alkış, bugün hem araç hem de sürücü sayısındaki artışın mahalle yaşamını zorlaştırdığını söyledi. “Şimdi mahalle aralarında araçlar öyle yoğun ki, bazen gelip geçerken park halindeki araçlara çarpıp zarar verebiliyorlar. Dar sokaklarda hem yayalar hem de araçlar risk altında” dedi.Alkış son olarak sürücülere de çağrıda bulunarak, “Bari herkes kendi mahallesine park etsin, başkasının alanını işgal etmesin. Herkes biraz empati yapsa, kendi aracını düşünse bu şehir daha yaşanabilir olur” sözleriyle sorunun sadece kurumlarla değil, toplumsal bilinçle de ilgili olduğunu vurguladı.





