Varlı, paylaşımında farklılıkların ayrışma nedeni olarak değil, birlikte yaşamın temel dayanaklarından biri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Medine Sözleşmesi’ne atıfta bulunan Varlı, farklı toplulukların bir arada yaşamasına yönelik tarihsel deneyimlerin bugün de yol gösterici olduğunu belirtti.
Barış, yalnızca çatışmaların sona ermesi değildir.
— Gülderen VARLİ (@gulderenvarli) August 12, 2026
Barış; hukukun güçlenmesi, demokrasinin derinleşmesi, adaletin herkes için sağlanması ve toplumun yeniden birbirine güvenmesidir.
En önemlisi ise ortak geleceğimizi birlikte inşa etmektir.#Aşitî#Barış pic.twitter.com/HeeHGQyyGF
“Farklılıkları bir arada yaşamak için önemli bir kaynak”
Medine Sözleşmesi’nin farklılıkların bir arada yaşaması açısından önemli bir kaynak olduğunu belirten Varlı, geçmişte bu tür birlikteliklerin kolay kurulmadığına dikkat çekti.
Varlı, yakın dönemde yaşanan çatışma ve çözüm süreçlerine de değinerek, kalıcı barışın demokratik süreçler ve siyasi iradeyle mümkün olabileceğini savundu.
“Yeni toplumsal sözleşmenin imkanlarını konuşuyoruz”
Türkiye’nin tarihsel bir dönemden geçtiğini ifade eden Varlı, silahların susmasının ardından eşit yaşamın hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Varlı, bu sürecin “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tarihe geçmesi gerektiğini ifade ederek, toplumsal barışın yalnızca çatışmaların sona ermesinden ibaret olmadığını vurguladı.
“Barış, ortak geleceğin birlikte inşa edilmesidir”
Varlı paylaşımında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Barış yalnızca güçlenmesidir, demokrasinin derinleşmesidir, adaletin herkes için işlemesidir, toplumun birbirine yeniden güvenmesidir ve en önemlisi ortak geleceğin birlikte inşa edilmesidir.”
Varlı’nın açıklaması, TBMM’de kabul edilen çerçeve yasanın ardından toplumsal barış, demokratikleşme ve yeni toplumsal sözleşme tartışmalarının sürdüğü dönemde dikkat çeken siyasi mesajlardan biri oldu.





