Çözüm sürecine dair umut, yıllar sonra Van’da yeniden konuşulmaya başlandı. Bölge halkı, geçmişte yaşanan kırılmalara rağmen hâlâ kalıcı bir barışın mümkün olabileceğine inanıyor. Vanlı iş insanı Şemsettin Bozkurt da bu umudu paylaşanlardan biri.
Bozkurt, Türkiye’nin gerçek anlamda demokratik bir ülke olabilmesi için bazı temel anayasal değişikliklerin yapılması gerektiğini savunarak, “Çözüm sürecine dair umudumuz yüksek; ancak bu demokratik yapının güçlendirilmesiyle mümkün” dedi.
Bozkurt, gazetemize yaptığı açıklamada Türkiye’de hâlâ doğu ve batı arasında büyük fikirsel farklılıklar bulunduğunu, bunun da toplumun birliğini zedelediğini dile getirdi: “Anayasada ‘ilk üç madde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ deniyor. Peki bu Allah’ın kelamı mıdır, böyle bir şey olduğunda bu ülkeyi demokratikleştiremezsiniz! Kürtler eşit yurttaşlık hakkı elde etmelidir. Kürtlerin de tıpkı Türkler gibi anayasada vatandaşlık hakkı tanımlanmalıdır. Ve hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.”
Van’ın potansiyeline rağmen yıllardır geri bırakıldığını belirten Bozkurt, “Geçmişten beri ülkemizin doğu tarafının hep arka planda kaldığını görüyoruz. Yönetim aynı imkânları sunmuyor, bu yüzden birçok konuda geride kalıyoruz. Oysa Van hem coğrafi yapısıyla hem akarsuları hem de Van Gölü ile pek çok şehirden daha fazla yatırım potansiyeline sahip” dedi. Bozkurt, buna rağmen Kürt halkının yıllardır kendi demokrasisi için mücadele ettiğini ancak iktidarların şehirleri birbirinden ayıran politikalarının bu gelişimi engellediğini vurguladı.

“Kayyum uygulamaları çözüm süreciyle taban tabana zıttır”
Kayyum uygulamalarına da değinen Bozkurt, “Bir şehre gelip iki yıl memur gibi görev yapıp gitmek, o şehri yönetmek değildir. Valiler, kentin ruhunu, ihtiyaçlarını bilmeden görev yapıyorlar. Bu da hem gelişmeyi hem de barışı zedeliyor. Kayyum uygulamaları çözüm süreciyle taban tabana zıttır” diyerek eleştirilerini dile getirdi.
“İnanıyorum ki bu topraklarda barış yeniden filizlenecek”
Bozkurt, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kalıcı barışın sağlanması için yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Gerçek demokrasi, halkın kendi yöneticisini seçmesiyle, yöneticinin de bu sorumluluğu hissederek hareket etmesiyle mümkündür. Biz hâlâ bu noktaya gelemedik; ama inanıyorum ki bu topraklarda barış yeniden filizlenecek.”





