VAN HABER

Van'dan Avrupa'ya Sera Güderin Moda Yolculuğu

Hakkari Yüksekova’dan Van’a, Van’dan Avrupa’ya uzanan bir hikâye… Modacı Sera Güder, Kürt yöresel kıyafetlerini modern dokunuşlarla yeniden yorumlarken, kültürü, kimliği ve güçlü kadın imgesini tasarımlarıyla dünyaya taşıyor.

Abone Ol

Bazı kadınlar vardır, daha ilk cümlede durup dinlersiniz. Sesinde memleket vardır, ellerinde emek, gözlerinde inadına bir ısrar… Sera Güder onlardan biri. Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde doğmuş, çocukken annesinin eski kıyafetlerini kesip biçmiş, hayalini hiç ertelememiş bir kadın. Bugün Kürt geleneksel kıyafetlerini modern dokunuşlarla yeniden yorumlayan bir modacı olarak Van’dan Avrupa’ya uzanan bir hikâye yazıyor.
Onunla konuşurken modadan çok daha fazlasını konuşuyorsunuz aslında.

Kimliği, aidiyeti, bir coğrafyaya borçlu olma hâlini, kadın olmayı, görünür olmayı… “Bu topraklara çok şey borçluyuz” diyen bir tasarımcının, fistanlara yüklediği anlamı, kumaşın hafızasını ve bir kadının aynaya baktığında kendini güçlü hissetme arzusunu dinliyorsunuz.

Sera Güder için moda bir trend meselesi değil. Bir dil, bir duruş, bazen sessiz ama çok şey anlatan bir ifade. Van’ı bir durak, Yüksekova’yı bir başlangıç, Avrupa’yı ise henüz yolun başı olarak görüyor. Çünkü onun hikâyesi tamamlanmış değil. Daha yeni başlıyor.
Ve evet… Bu bir moda röportajı gibi başlayıp, bir kadın hikâyesine dönüşüyor.

Aslen Hakkari Yüksekovalısınız ve şu an Van’dasınız. Bu serüveni biraz anlatır mısınız? Neden Van?
Moda çok küçük yaşlardan beri hayalini kurduğum bir meslekti. Bu coğrafyada mesleğimi sürdürmek ve kariyerimi burada devam ettirmek istedim. Bu topraklara çok şey borçlu olduğumuzu düşünüyorum. O yüzden burada olmak benim için çok kıymetli.

Van’da üretim yapmanın zorlukları oldu mu? Ne gibi sıkıntılar yaşadınız?
Van’da üretim yapmanın en büyük zorluklarından biri kumaş ve hammaddeye erişim. Kumaşı dokunarak ve görerek seçmek üretim açısından çok daha sağlıklı oluyor. Ancak burada bu imkânlar kısıtlı olduğu için çoğu zaman online alışveriş yapmak zorunda kalıyorum. Buna rağmen Van’ın bana çok büyük katkıları oldu. Çok güzel insanlar tanıdım. Hakikaten üretim açısından bana geniş bir alan sundu.

Gençlerin yöresel kıyafetlere bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben de o gençlerden biri olarak konuşabilirim. Yöresel kıyafetleri giymekten büyük mutluluk duyuyoruz. Gittiğimiz davetlerde bu kıyafetleri tercih ediyoruz. Bu çok önemli çünkü kültürümüzü gençler sayesinde yeni nesillere aktarabiliyoruz

Siz de çok küçük yaşta başlamışsınız. Ailenizde terzilik ya da modayla ilgilenen biri var mıydı?
Hayır, ailemde bu alanda bana referans olacak kimse yoktu. Ailemde daha çok öğretmenler, memurlar ve mühendisler var. Moda tamamen benim içimden gelen bir şeydi. Çok küçük yaşlarda hayalini kurmaya başladım ama bu isteğin nereden geldiğini ben de bilmiyorum.

Çocukken giydiklerinize dikkat eder miydiniz?
Evet. Annemin eski kıyafetlerini keser, biçer, diker ve kendime göre tasarlardım. O şekilde birçok davete katılırdım. Annem hâlâ anlatır. Annemin anlattığına göre ilkokul yıllarımdan itibaren modaya ilgim vardı.


Tek hayaliniz moda tasarımı okumak mıydı?
Evet. Başka bir meslek hiç düşünmedim. Odak noktam her zaman modaydı. Modaya karşı çok büyük bir tutkum var.

Tek hayaliniz moda tasarımı okumak mıydı?
Evet. Başka bir meslek hiç düşünmedim. Odak noktam her zaman modaydı. Modaya karşı çok büyük bir tutkum var.


Şu an Kürt yöresel kıyafetleri tasarlıyorsunuz. Bu sizin için bir iş mi yoksa kültürel bir sorumluluk mu?
Ben işimin hiçbir kısmını bir sorumluluk olarak görmüyorum çünkü işimi gerçekten severek yapıyorum. Kürt kültürünü taşıyan bir bireyim ve bunun işime yansıması kaçınılmazdı. Başka bir kültüre ait bir esintiyi yansıtmıyorum. Kültür sömürüsü yapmıyorum. Tamamen bana ait olan kültürel dokunuşları tasarımlarıma aktarıyorum

Hakkari Yüksekova gibi güçlü bir coğrafyadan çıkıp modayla uğraşmak size neler kattı?
Şu an sahip olduğum her şeyi kattı diyebilirim. En başta kimliğimi oluşturmamda çok büyük bir rol oynadı. Bu coğrafyaya hizmet etmek benim için çok değerli. Bu topraklara gerçekten çok şey borçluyum.

Yöresel desenleri modernize ettiğiniz için eleştiriler aldınız mı?
Bu konu eleştiriye açık bir alan. “Nasıl modernize edebilirsin?” gibi yaklaşımlar olabiliyor. Ancak doğru modernize edildiğinde eleştirilerin azaldığını düşünüyorum. Mesleğimi bu noktada çok titizlikle yapıyorum.

Kıyafet sizin için ne ifade ediyor?
Bir kıyafet, bir halkın hafızasını taşıyabilir. Kıyafet yalnızca bir kumaş parçası değildir; bazen bir kimliktir, bazen politik bir duruş, bazen de sessiz bir ifadedir. Moda başlı başına bir dildir ve toplumla birlikte şekillenir. Bir toplumun giydiği kıyafetlere bakarak hangi şartlarda yaşadığını, nasıl bir kültüre sahip olduğunu ve sanata nasıl baktığını okumak mümkündür.

Bugün Kürt yöresel kıyafetlerinin geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?
Bugün Kürt yöresel kıyafetlerinin artık daha görünür olduğunu düşünüyorum. Kendi kültürünü işine yansıtan tasarımcılar, Kürtçe şarkılar seslendiren sanatçılar ve gittikleri davetlerde kendi coğrafyalarına ait kıyafetleri gururla taşıyan gençler sayesinde bu görünürlük giderek artıyor.
Ben de yurt dışına yaptığım satışlarla Kürt kültürel estetiğini evrensel bir platforma taşıyabiliyorum. Aynı zamanda gurbette yaşayan Kürt kadınlarının memleket özlemini bir nebze olsun hafifletebildiğimizi düşünüyorum.

Avrupa’ya açılma süreciniz nasıl gelişti?
Avrupa’da özellikle Almanya ve Fransa başta olmak üzere birçok ülkeye satış yapıyoruz. Bunun yanında farklı ülkelerden de talepler gelmeye başladı. Bu benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Ancak kendimi hedeflediğim noktada görmüyorum. Bu benim için sadece bir başlangıç. Çünkü ulaşmak istediğim hedefler çok daha büyük.

Hedefiniz nedir?
Amacım çok güçlü bir marka oluşturmak. Markamı dünya çapına taşımak ve global ölçekte tanınan bir marka haline getirmek istiyorum. Tasarımlarımı her zaman güçlü bir kadın imajı üzerine kuruyorum. Bir gün biri benim diktiğim bir kıyafeti giyip aynaya baktığında kendini güçlü hissetsin istiyorum.


Bugünden geçmişteki küçük Serra’ya seslenseniz ne söylerdiniz?
“Doğru düşünüyorsun” derdim. Çünkü o yıllarda onaylanmaya çok daha fazla ihtiyaç duyuyordum.

Son olarak Kürt kadınlarına ve genç kızlara ne söylemek istersiniz?
Fistanlarınızı giyin, zılgıtlar eşliğinde halay çekin.