Kamuoyunda "talan yasası" olarak anılan 7554 sayılı Maden Yasası'nın yürürlüğe girişinin üzerinden bir yıl geçerken, Zilan Ekoloji Platformu ile Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu, yayımladıkları ortak açıklamayla yasanın özellikle Van ve çevresinde doğa üzerindeki baskıyı artırdığını savundu. Platformlar, Van Gölü Havzası, Zilan Vadisi ve Sümbül Dağı başta olmak üzere bölgenin birçok noktasında madencilik ve enerji projelerinin ekolojik yıkımı derinleştirdiğini belirtti.

Açıklamada, yasanın TBMM'de görüşüldüğü süreçte yaşam savunucuları, köylüler, bilim insanları, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen düzenlemenin kabul edildiği hatırlatılarak, "Kamu yararı yerine şirketlerin çıkarları gözetildi" değerlendirmesi yapıldı.

Adsiz Tasarim 71 1 1

"Van'ın yaşam alanları hedefte"

Platformlar, Van'ın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarımı, hayvancılığı ve su kaynaklarıyla da hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, özellikle Van Gölü Havzası, Zilan Vadisi ve Sümbül Dağı çevresindeki projelerin geri dönülmesi güç sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Sümbül Dağı'ndaki madencilik faaliyetleri, Van Gölü Havzası'ndan Zilan Vadisi'ne kadar uzanan geniş coğrafyada ekolojik tahribatı büyütüyor. Bu projeler yalnızca dağları ve su kaynaklarını değil, biyolojik çeşitliliği, tarımı, hayvancılığı ve binlerce yıllık doğal dengeyi tehdit ediyor."

Koçerlerin yaşamı da tehlikede

Platformlar, bölgedeki madencilik ve enerji projelerinin en büyük mağdurlarından birinin de göçerler olduğunu belirtti.

Yaylaların ve meraların giderek daraldığına dikkat çekilen açıklamada, yüzyıllardır sürdürülen koçer yaşam kültürünün ciddi risk altında olduğu belirtilerek, "Doğayla uyum içinde sürdürülen kadim yaşam biçimi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıyor." denildi.

Van TSO'daki iddialar Ticaret Bakan Yardımcısı'na iletildi
Van TSO'daki iddialar Ticaret Bakan Yardımcısı'na iletildi
İçeriği Görüntüle

"Akbelen'den Van'a aynı mücadele"

Ekoloji örgütleri, Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşanan çevre mücadelelerinin ortak bir zeminde buluştuğunu vurgulayarak, Akbelen, Kazdağları, Cerattepe ve Munzur'da verilen mücadelenin Van'daki çevre direnişlerinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

Açıklamada, "Akbelen'i savunanlarla Sümbül Dağı'nı savunanlar, Kazdağları'nı savunanlarla Gabar'ı savunanlar aynı yaşam mücadelesinin parçasıdır. Çünkü doğanın dili ortaktır." ifadeleri kullanıldı.

"24 Temmuz yalnızca bir tarih değil"

Platformlar, 24 Temmuz'un yalnızca Maden Yasası'nın yürürlüğe giriş tarihi olmadığını, aynı zamanda doğayı savunanların ortak mücadele günü olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamanın sonunda ise şu mesaj verildi:

"Yaşamı savunmak suç değil, geleceğe karşı sorumluluğumuzdur. Yasa şirketlerin olabilir; ancak yaşam alanları tüm canlıların ortak mirasıdır."

Muhabir: Yasemin Dikici