VAN HABER

Van'da Olmayan Su İçin "Geliyê Zîlan" Havzası Yok Edilecek

Zilan Ekoloji Platformu, Koçköprü Kanyonu’ndan geçirilmek istenen sulama kanalının milyonlarca yıllık ekosistemi yok edeceğini belirterek projeye karşı yargı yoluna gitti.

Abone Ol

Van Gölü’nü besleyen ve havzanın en büyük, en önemli akarsuyu olan Zilan Çayı ve Zilan Havzası (Geliyê Zîlan), planlanan sulama kanalı projesi nedeniyle ciddi bir ekolojik yıkım tehdidiyle karşı karşıya. Zilan Ekoloji Platformu, Koçköprü (Xaçpır) Kanyonu’ndan geçirilmek istenen sulama kanalının, yalnızca bölge ekosistemini değil, Anadolu ve Mezopotamya’nın en önemli gen merkezlerinden birini yok edeceğini belirterek projeye karşı hukuki mücadele başlattıklarını açıkladı.

Van’da yapılan açıklamada konuşan Zilan Ekoloji Platformu Eş Sözcüsü ve Ekoloji Birliği Yürütme Kurulu Üyesi Mirbahattin Demir, Zilan Havzası’nın tarihsel, ekolojik ve jeolojik açıdan benzersiz bir alan olduğuna dikkat çekti. Demir, Zilan Havzası’nın yüksek endemizm oranı ile bilim dünyası açısından taşıdığı öneme vurgu yaparak, “Zilan Çayı ve havzası, sucul yaşam ile karasal yaşamın kesiştiği çok ender havzalardan biridir. Aynı zamanda Anadolu ve Mezopotamya’nın önemli gen merkezlerinden biridir” dedi.

Zilan florasında 1156 bitki türü bulunduğunu, bunlardan 96’sının endemik takson olduğunu belirten Demir, “Bu zengin biyoçeşitlilik içinde, literatüre yeni giren Droba Orientalis (Zilan Dolaması) gibi son derece değerli endemik türler yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

“Kuşlar, su samuru ve ortak yaşam alanları yok olma riskiyle karşı karşıya”

Zilan Havzası’nın kuş türleri açısından kritik bir ekolojik koridor olduğunu vurgulayan Demir, Koçköprü Kanyonu’nun ve Dücane Şelalesi’nin, Van Gölü ile Koçköprü Barajı koridorunun kesiştiği noktada yer aldığını söyledi. Demir, “Bu alanlar, kuş türlerinin üreme, yaşam ve kışlama alanıdır. Aynı zamanda nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok kuş türüne ve Van bölgesinde su samurunun yaşadığı iki noktadan birine ev sahipliği yapmaktadır” diye konuştu.

“ÇED yok, iklim krizi yok sayılıyor”

Demir, söz konusu sulama kanalının Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Kanunu yürürlüğe girmeden önce, 1993 yılından önce Morgedik Barajı’ndan alınmak üzere onaylandığını hatırlattı. Ancak bu projenin, 31 yıl sonra, iklim krizi ve küresel ısınma gerçekliği göz ardı edilerek hayata geçirilmeye çalışıldığını aktarsı. “2023 ve 2024 yıllarında, yağış rejimlerinin değiştiği, kuraklığın derinleştiği bir dönemde; mevcut 7 bin hektarlık geleneksel sulama alanına ek olarak yaklaşık 12 bin hektarlık yeni alan eklenerek, sanki iklim krizi hiç yokmuş gibi hareket ediliyor” diyen Demir, bu yaklaşımın bilimsel temelden tamamen yoksun olduğunu vurguladı.

“Bu proje kamu yararı değil, kamu zararıdır”

Demir, kurumların son 20 yıldır bilimden ve liyakattan uzak bir anlayışla hareket ettiğini savunarak, “Olmayan bir su rezervi için kanal açılıyor. Bu projeler yandaş şirketlerin cebini doldurmak için yerli işbirlikçilerin desteğiyle hayata geçirilmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu.Uzmanların, Morgedik Barajı’ndan bu alana ulaşacak yeterli bir su rezervinin bulunmadığını kesin bir dille ifade ettiğini aktaran Demir, “Bu kanalda su akmayacağını DSİ yöneticileri de biliyor. Çünkü su yok” ifadelerini kullandı.

“Dinamitli müdahale ihanettir”

Sulama kanalının dinamitler ve ağır iş makineleriyle açılmasının, yalnızca derenin doğal akışını değil, tüm yaşam döngüsünü yok edeceğini belirten Demir, şu sözlerle tepki gösterdi: “İnsan ayakkabıyla bile girmeye itina etmeli. Kaldı ki iş makinelerinin bu alana sokulması doğaya ihanettir. Milyonlarca yılda oluşmuş bir jeolojik yapının tahrip edilmesi telafisi mümkün olmayan bir felakettir”Demir, Zilan Havzası’nın geçmişte yapılan HES projeleri, maden faaliyetleri ve mermer ocakları nedeniyle zaten ciddi zarar gördüğünün altını çizdi. Bu faaliyetlerin bölgedeki kuş sayısında azalmaya neden olduğunu, yaşam alanlarını parçaladığını söyledi.

“Ramsar’a aykırı, suç teşkil ediyor”

Açıklamada, Kıyı Kanunu’nun dere yataklarına müdahaleyi açıkça yasakladığı hatırlatıldı. Demir, sulama kanalının bu haliyle hayata geçirilmesinin kamu yararı değil, kamu zararı oluşturacağını ve Türkiye’nin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirterek, “Bu durum açıkça suç teşkil etmektedir” dedi.

“Alternatif varken neden kanyon yok ediliyor?”

Demir, kamu yararı gerçekten gözetilecekse çözümün hazır olduğunu belirtti. 1978 yılında başlayan ve 1992’de faaliyete geçen Koçköprü Barajı’ndan açılan mevcut DSİ su pompası istasyonunun aktif hale getirilebileceğini söyleyen Demir, “Zaten var olan bir tesis dururken, neden bu kanyon feda ediliyor?” diye sordu.

“Milyonlarca yıllık miras yok ediliyor”

Demir, Yüksek Jeoloji Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji Uzmanı Dr. Eşref Atabay tarafından hazırlanan raporların, kanyonun on milyonlarca yıl önce oluşmuş bir doğa harikası olduğunu ortaya koyduğunu sa sözlerine ekledi. Demir, “Bu kanyonda makineler çalışırsa, olmayan bir su için demir borular geçirilirse, bu yalnızca doğaya değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olacaktır” ifadelerini kullandı.

“Yargıya taşıdık, karşısında duracağız”

Zilan Ekoloji Platformu olarak DSİ Bölge Müdürlüğü’ne karşı dava açtıklarını açıklayan Demir, kamuoyuna çağrıda bulundu: “Bu yıkım projesine karşı her yurttaş, her dernek yasal hakkını kullanabilir. Doğasına sahip çıkmalı, bu projeleri yargıya taşımalıdır. Biz bu geri dönüşü mümkün olmayan müdahalenin karşısında duracağız ve bu projeyi durduracağız”