Van’da kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet giderek artarken, hukuki ve toplumsal mekanizmaların yetersizliği kadınların güvenliğini tehdit etmeye devam ediyor. Van Barosu’na bağlı Avukat Gülbahar Doğan, şiddetin artık kronikleştiğini belirterek hem devletin hem toplumun hem de kadınların bu döngüyü kırmak için ortak sorumluluk taşıdığını vurguladı.
“Şiddet Sistematik, Hepimiz Tanığız”
Kadına şiddetin sadece Türkiye’nin değil, dünyanın genelinde yaygınlaştığını ifade eden Doğan, “Kadına karşı şiddet artık kronikleşmiş, sistematik. Hepimizin karşılaştığı, maruz kaldığı, tanık olduğu bir şiddet biçimi” dedi. Kadınların birbirlerine karşı kullandığı dilin de kimi zaman yıkıcı olabildiğine dikkat çeken Doğan, çözümün önce kadınların kendi dayanışmalarını güçlendirmesinden geçtiğini aktardı.
Kız Çocukları Dijital ve Fiziksel İstismarın Hedefinde
Özellikle 15–18 yaş arası kız çocukları, kimlik arayışı ve aile içi sorunlar nedeniyle istismara daha açık hale geldiğini belirten Doğan, “Bu yaş grubundaki kız çocukları yetişkinler tarafından çok fazla mağdur ediliyor. Dijital ortamda ciddi bir zorbalığa uğruyorlar” diyerek, yalnızca hukuki yolların yeterli olmadığını, eğitim ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği bilgisini verdi.
“Hukuk Tek Başına Yetmez: Eğitim İlkokuldan Başlamalı”
Şiddetin önlenmesi için toplumsal cinsiyet eşitliğinin erken yaşlarda öğretilmesi gerektiğini belirten Doğan, şunları kaydetti: “Kadın erkek aynı olmak zorunda değil. Burada eşitlikten kasıt hak eşitliği. Ekonomik, sosyal, siyasal haklarda eşitliği hâlâ yakalayamadık.”
Medyanın kullandığı dilin toplumsal algıyı derinleştirdiğini söyleyen Doğan, kadın cinayetlerinin “eski sevgilisi tarafından öldürüldü” gibi çerçevelenmesinin mağduru suçlu gibi gösterdiğini dile getirerek özellikle dizilerdeki şiddet sahnelerinin de toplumda “özdeşlik” yaratarak şiddeti normalleştirdiğini ifade etti.
6284 Sayılı Kanun: Tedbir Var, Uygulama Zayıf
Kanundaki tedbirlerin Van’da hızlı alınabildiğini ancak caydırıcılığın zayıf olduğunu belirten Doğan, “Uzaklaştırma kararı çıkıyor ama erkek yaklaşıyor. O an müdahale edecek bir mekanizma yok. Tedbirler uygulanmadığında ciddi bir yaptırım olmaması en büyük sorun” yorumunda bulundu.
Birçok kadının, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan kişiler tarafından öldürüldüğünü hatırlatan Doğan, bunun sistemin tam olarak işlemediğinin göstergesi olduğunu söyledi.
Uzayan Boşanma Davaları Kadınları Şiddete Mahkûm Ediyor
Doğan, boşanma süreçlerinin yıllarca sürdüğünü ve bunun kadınların hayatını daha da zorlaştırdığını ifade ederek, şunları aktardı: “Boşanma uzun sürdükçe kadın hem eşinin hem de çevrenin baskısına maruz kalıyor. Kusurun ispatı için tanıklar, bilirkişiler derken süreç uzuyor. Bu süreçte kadınlar ekonomik haklarından vazgeçmek zorunda kalıyor.” dedi ayrıca aşiret ve feodal kültürün etkisiyle ailelerin baskılarına da dikkat çeken Doğan, birçok kadının “yakınlarına zarar gelmesin.”
“Kadınlar Desteksiz Kalıyor, Sistemi Aşmak İçin Yalnızlaştırılıyorlar”
Bazı sosyal çalışmacıların kadınları yargılayıcı tutumlarının da mağduriyet yarattığını belirten Doğan, “Kadın zaten çocuğunu bırakmanın acısını yaşıyor. ‘Nasıl çocuğunu almazsın?’ diye sorgulanması doğru değil” dedi.
Kadınların ekonomik, psikolojik ve hukuki destekten yoksun kaldıkça şiddete daha açık hale geldiğini aktaran Doğan, çözümün ancak dayanışma ve güçlü sosyal politikalarla mümkün olacağını vurguladı.





