Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda sunulan rapor, cezaevlerindeki hak ihlallerinin sürdüğünü ve mahpusların ağır tecrit koşulları altında bırakıldığı ileri sürüldü.
Raporu açıklayan Van Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi Halil Kaya, ziyaret edilen tüm cezaevlerinde hasta mahpusların sevklerinin geç yapıldığını, kimi yerlerde ise hiç yapılmadığını söyledi. Kaya, ağız içi aramayı kabul etmeyen hasta tutukluların sevklerinin tamamen engellendiğini belirtti. Cezaevlerinde 3 ile 10 kitap arasında değişen sınırlamaların uygulandığını kaydeden Kaya, Kürtçe kitap ve mektupların altı yıldır birçok cezaevinde mahpuslara verilmediğini aktardı. Kaya, Yeni Yaşam, Evrensel ve Birgün gibi muhalif gazetelerin de tutsaklara ulaştırılmadığını ifade etti.
“Yemekler yetersiz, hijyen yok, kantin fiyatları fahiş”
Kaya, cezaevlerinin çoğunda yemeklerin doyurucu olmadığını, çeşitliliğin az olduğunu ve hijyen koşullarının sağlanmadığını belirterek, “Mahpuslar beslenme ihtiyaçlarını kantinden karşılamak istiyor ancak fahiş fiyatlar nedeniyle bu mümkün olmuyor” dedi. Maddi durumu kötü olan tutuklulara diğer mahpusların yardım etmesine izin verilmediğine de dikkat çekildi.
Pandemi döneminde kaldırılan sosyal etkinliklerin, pandemi bitmesine rağmen hâlâ başlatılmadığını vurgulayan Kaya, mahpusların ağır izolasyon altında tutulduğunu belirterek, bunun tecrit koşullarını derinleştirdiğini söyledi.

Tahliyeler erteleniyor
Cezaevlerinde “altyapı yetersizliği” gerekçe gösterilerek görüntülü görüşme hakkının kullandırılmadığını dile getiren Kaya, bunun aksine aynı hakkın adli tutuklulara sorunsuz sağlandığını ifade etti. Oda aramalarında amacın dışına çıkılarak odaların dağıtıldığını kaydeden Kaya, tahliyelerin ise “örgütten ayrılmadığı”, “uygun olmadığı” gibi gerekçelerle ertelendiğini belirtti.
“Patnos L Tipi kapatılmalı”
Raporun talep bölümünde cezaevlerinde tespit edilen sorunlara ilişkin öneriler sıralandı. Buna göre Patnos L Tipi Cezaevi’nin rutubetli, nemli ve yaşam koşullarını karşılamayan yapısı nedeniyle derhal kapatılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca işkence yasağı, sağlık hakkı, ifade özgürlüğü ve haberleşme hakkının ihlal edildiği belirtilerek, bu uygulamaların sonlandırılması istendi.
“Tecrit mahpusların ruh ve beden sağlığını tahrip ediyor”
Mahpusların sosyal faaliyetlerden mahrum bırakılmasının ruhsal ve bedensel sağlıklarını olumsuz etkilediğine dikkat çekilen raporda, AİHM’in sosyal izolasyonun insanlık dışı muamele sayılabileceğine ilişkin kararlarına atıf yapıldı. Kitap ve gazete kısıtlamalarının kaldırılması, mahpuslara daha fazla telefon hakkı tanınması ve yasal yayınların eksiksiz ulaştırılması talep edildi.
Ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulmaya devam edilmesinin yaşam hakkını ihlal ettiği belirtilen raporda, mahpusların tedaviye erişiminin derhal sağlanması ve infazın ertelenmesi gibi alternatif yöntemlerin uygulanması çağrısı yinelendi.

“Yönetmelik keyfiyete yol açıyor”
Son olarak, “Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik”in idareye sınırsız yetki verdiği ve keyfi kararların önünü açtığı ifade edilerek, ilgili yönetmeliğin iptal edilmesi ve gözlem kurullarının yetkilerinin kısıtlanması talep edildi.




