Van'da 2023 yılında bel fıtığı ameliyatının ardından fenalaşarak hayatını kaybeden 33 yaşındaki iki çocuk annesi Makbule Kaya'nın ölümüyle ilgili başlatılan soruşturma yaklaşık 4 yıldır devam ediyor. Aile ,yanlış kan verildiğinin öne sürerek soruşturmanın bir an önce tamamlanmasını ve sorumlular hakkında işlem yapılmasını istiyor.
Ameliyat sonrası fenalaştı, yaşamını yitirdi
Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan Makbule Kaya, 20 Mart 2023 tarihinde tedavi için Lokman Hekim Van Hastanesi'ne kaldırıldı. Kaya, 21 Mart'ta ameliyata alındı. Operasyonun ardından sağlık durumunun kötüleştiği belirtilen Kaya, bir süre aynı hastanede tedavi gördü.
Ailenin iddiasına göre, bu süreçte hastanede görev yapan bir hemşire tarafından aranarak Makbule Kaya'ya yanlış kan verildiği bilgisi paylaşıldı. Yaklaşık 7 gün boyunca aynı hastanede tedavi gören Kaya, daha sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Tıp Merkezi'ne sevk edildi. Kaya, 2 Nisan 2023 tarihinde hayatını kaybetti.
Olayın ardından hem hastane yönetimi hem de aile tarafından görevli iki hemşire hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma ise halen devam ediyor.

"4 savcı değişti, hâlâ sonuç çıkmadı"
Van Bölge Gazetesi'ne konuşan Makbule Kaya'nın eşi Emrah Kaya, aradan geçen yıllara rağmen dosyada bir sonuca ulaşılamadığını söyledi.
Dosyada bugüne kadar birden fazla savcının görev yaptığını belirten Kaya, "4 yıla girdik. Dosyada şimdiye kadar 4 savcı değişti. Hâlâ soruşturma devam ediyor. Eşimi kaybettim ama dosyada sonuç alamadık. Yanlış kan verildiği belgelerle ortada. Hastanenin yeterli ekipmana sahip olmadığı ve zamanında sevk yapılmadığı da delillerle sabit. Günlerce bu olay bizden saklandı. Eşim ihmal sonucu öldü. Sorumluların cezasını çekmesini istiyoruz" dedi.

"Bir hemşire beni arayıp yanlış kan verildiğini söyledi"
Ameliyat sırasında eşinin kana ihtiyaç duyduğunu anlatan Kaya, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
"Eşimin kan grubu 0 Rh pozitifti. Ancak görevli hemşireler tarafından 2 ünite A Rh pozitif kan verildi. Ameliyattan sonra eşim büyük acılar çekiyordu ve kanaması vardı. Doktorlar bunun narkozun etkisi olduğunu söyledi. Dördüncü güne kadar eşime sürekli kan verdirdim. Daha sonra aynı hastanede görev yapan bir hemşire beni arayarak yanlış kan verildiğini anlattı. Bu durumu hastane yönetimine ilettim. Onlar da bilgilerinin olmadığını söyledi."
"Yanlış Kan Verildiği Bilgisi Günlerce Gizlendi" İddiası
Kaya, hastaya yanlış kan verildiği bilgisinin aileden günlerce gizlendiğini öne sürdü. Olayın yaklaşık 3 ila 4 gün boyunca aileyle paylaşılmadığını iddia eden Kaya, bu sürenin tedavi sürecinde kritik önem taşıdığını söyledi.
Kaya, yaptığı açıklamada, "Yanlış kan verildiği olayının yaklaşık 3-4 gün boyunca aileden gizlendiğini düşünüyoruz. Araştırma Hastanesi'ne sevk edilene kadar geçen süre kritik bir dönemdi. Bu süreçte durumun aileyle açık şekilde paylaşılmadığını değerlendiriyoruz. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hastanesi'ne sevk tarihi ile buradan çıkış tarihi karşılaştırıldığında durumun çok net şekilde ortaya çıkacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
"Ameliyat sonrası komaya girdi"
Ameliyatın ilk aşamada sorunsuz göründüğünü belirten Akdeniz, sonrasında hastanın sağlık durumunun hızla kötüleştiğini söyledi.
"Ameliyat sonrasında hasta servise çıkarılıyor. İlk etapta gözleri açık ve bilinci yerinde. Ancak daha sonra vücudunda ani kanamalar meydana geliyor. Yanlış kan verilmesinden kaynaklandığı iddia edilen reaksiyonlar sonrası sağlık durumu ağırlaşıyor ve komaya giriyor" dedi.

"Sevk için geçen 5-6 gün kritik öneme sahipti"
Makbule Kaya'nın Van YYÜ Dursun Odabaşı Tıp Merkezi'ne sevkinde gecikme yaşandığını savunan Akdeniz, bu sürenin soruşturmadaki önemli başlıklardan biri olduğunu belirtti.
Akdeniz, "Lokman Hekim'deki tedavi süreci ile Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne sevk edildiği tarih arasında yaklaşık 5-6 günlük bir süre bulunuyor. Bu süre ağır vakalarda son derece kritiktir. Eğer gerekli ekipman yoksa hastanın daha erken sevk edilmesi gerekir" dedi.
"Hastanede kan transfüzyon cihazı bulunmadığı iddiası"
Akdeniz, yanlış kanın etkilerini ortadan kaldırabilecek teknik imkânların bulunmadığını öne sürdü.
"Hastanede teknik imkanların yeterli sayıda bulunmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle yanlış kanın vücuttan hızlı şekilde uzaklaştırılamadığı değerlendiriliyor. Yanlış kanın vücutta ciddi hasara yol açtığı ve hastanın komaya girdiği iddiamız soruşturma dosyasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.
"Erken sevk edilseydi kurtarılma ihtimali daha yüksek olabilirdi"
Akdeniz, sevkin ardından görüştükleri bazı hekimlerin değerlendirmelerine de dikkat çekti.
Araştırma Hastanesi'nde görev yapan bazı doktorların, hastanın daha erken sevk edilmesi halinde kurtarılma ihtimalinin daha yüksek olabileceğini ifade ettiklerini aktaran Akdeniz, bu hususun da soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
"Sorumluluk yalnızca hemşirelerle sınırlı değil"
Dosyada iki hemşirenin bulunduğunu belirten Akdeniz, hemşirelerin savunmalarında birbirlerini suçladıklarını öne süren Akdeniz, "İlk etapta tüm sorumluluk hemşirelerin üzerinde bırakıldı. Ancak biz sorumluluğun yalnızca hemşirelerle sınırlı olmadığı kanaatindeyiz" dedi.
"Doktor ameliyat sürecinin amiridir"
Doktorun da süreçte sorumluluğu bulunduğunu savunan Akdeniz, "Sağlık hukukunda ameliyatın genel sorumluluğu ameliyatı yapan doktordadır. Hastaya verilen kanın doğruluğu, ameliyat sürecinin yönetimi ve hasta takibi bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle doktor yönünden de gerekli incelemenin yapılmasını talep ediyoruz" diye konuştu.
"Adaletin tecelli etmesini istiyoruz"
Yaklaşık 4 yıldır devam eden soruşturmada henüz nihai karar verilmediğini belirten Akdeniz, dosyada bugüne kadar birden fazla savcının değiştiğini ifade etti.
Aile ve avukatları, soruşturmanın tamamlanarak tüm sorumluların ortaya çıkarılmasını ve adaletin sağlanmasını beklediklerini dile getirdi.





