Van’da Tarıma Dayalı Besi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) projesi, 16 Ocak 2019’da Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde onaylandı. Projenin duyurusunu AK Parti Van Milletvekili Abdulahat Arvas yaptı. Açıklamalarda, yatırımın hayvancılık sektörüne yüksek katma değer sağlayacağı ve bölge ekonomisine önemli katkı sunacağı belirtildi.
Ancak proje sahasının belirlenmesi ve uygulama süreci, yerelde tartışma yarattı. Gevaş ilçesine bağlı Gündoğan Mahallesi’nde yaşayan köylüler, projenin kendi yaşam alanlarını kapsadığını uzun süre bilmediklerini, durumu ancak son bir yıl içinde öğrendiklerini ifade etti.
Köylüler, proje alanı olarak gösterilen bölgenin yıllardır hayvancılık faaliyetleri için kullanılan bir mera olduğunu, bu alanın köy halkı tarafından kendi arazilerinden pay verilerek oluşturulduğunu belirtti.
İddialara göre sürecin kritik aşaması 2022 yılında yaşandı. Bu dönemde Tapu Kadastro Müdürlüğü ve Kaymakam Bayram Yıldız'ın jandarma eşliğinde köye gelerek bazı köylülerden imza aldığı belirtildi. İmzaların “parsel sınırlarının düzeltilmesi” ve “ulaşım yolu açılması” gerekçesiyle toplandığı ifade edildi. Köylüler, bu işlemin tapu düzenlemesi kapsamında olduğunu düşündüklerini, ancak söz konusu imzaların daha sonra proje sürecinde kullanıldığını öne sürdü.
Bazı köylüler, köyde bulunmayan kişiler adına da imza atıldığını iddia etti. İmzaların kapsamı ve kullanım amacı hakkında yerel halka açık bir bilgilendirme yapılmadığı da dile getirildi. Projenin içeriğinde besi tesisleri, kesimhane, deri işleme alanları ve çeşitli üretim birimlerinin yer aldığı belirtilirken, köylüler bu tesislerin yerleşim alanlarına yakınlığının çevresel ve sosyal riskler doğurabileceğini savundu. Özellikle su kaynakları, mera kullanımı ve hayvancılığın sürdürülebilirliği konusunda endişelerin arttığı ifade edildi.

“Biz sonradan öğrendik”
Köy halkından Veysel İnanç ise sürecin 2019’da başladığını ancak köylülerin bunu çok sonra öğrendiğini söyledi. “16 Ocak 2019’da proje onaylanmış ama kimsenin haberi yok. Biz bunu bir yıl önce öğrendik. Çevre ve Şehircilik’e 450 imzayla iptal davası açtık, ama hiçbir dönüş olmadı” dedi.
“Hem arazimizden hem suyumuzdan olacağız”
Projenin içeriğine de değinen İnanç, “Besi tesisleri, kesimhane, deri fabrikası, kimyasal üretim alanları var. Bunlar köye çok yakın yapılmak isteniyor. Böyle tesisler yerleşim alanına bu kadar yakın olmaz. Biz burada yaşayamayız” diye konuştu.Su kaynaklarının da risk altında olduğunu belirten İnanç, “Bu tesisler kurulursa kimyasallar toprağa, oradan suya karışacak. Yarın bize ‘bu suyu kullanmayın’ diyecekler. Hem arazimiz hem suyumuz gidecek” ifade etti
“200 hanelik köy mağdur olacak”
Köyde yaşayan Muhittin Geve ise söz konusu alanın geçmişte tamamen köylülere ait olduğunu belirterek, “Bu tarlalar eskiden hep bizimdi. Biz ekip biçiyorduk. Sonra hayvanlarımız için burayı köy merası yaptık. Şimdi hazine malı deyip elimizden alıyorlar. Benim burada 50 dönüm arazim vardı, herkes de biliyor. Şimdi başkalarına veriyorlar. Bunu gizli yapmışlar. Bizim daha yeni, bir yıl oldu haberimiz. Biz bunu nasıl kabul edeceğiz? Bu bizim malımız, çocuklarımızın geleceği. Bir köy, 200 hanelik bir köy mağdur olacak. Devlet herkese eşit davranmalı. Buraya zengin gelir, fakir alamaz ki” diye konuştu.
“Bizi kandırdılar”
Köylülerden Ayhan İnanç ise 2022 yılında yaşanan sürece dikkat çekerek, “Kaymakam ve jandarma eşliğinde köye geldiler. ‘Tarlalarınız karışmış, düzeltme yapacağız’ diyerek imza aldılar. Ama aslında proje için imza toplamışlar. Hatta köyde olmayan iki kişi adına da imza atılmış. “Avukat ‘yüzde 80-90 kazanırız’ dedi ama belediyeden yetki alamadık. Bu yüzden dava açılamadı. Süreç böyle kaldı. Valiye gittik, destek alamadık. Belediyeye gittik bizim yapacağımız bir şey yok, karışmayın denildi. Eğer burası verilirse içme suyumuz da gider. Ya hepimiz burayı terk edeceğiz ya da direneceğiz” iddiasında bulundu.
“Sonuna kadar direneceğiz”
Köylülerden Mehmet Sıddık İnanç, köyün geçiminin tamamen bu alana bağlı olduğunu ifade ederek, “Eskiden 8 bine yakın koyun burada otluyordu. Hayvanlarımız burada su içip dağa çıkıyordu. 2019’da burayı projeye çevirmişler, bizim haberimiz yoktu. Biz burayı vermeyiz, sonuna kadar direneceğiz” dedi.
“Zenginden alıp fakire veriyorlar”
Köy sakinlerinden Yaşar Metin ise durumu “adalet” vurgusuyla değerlendirdi. “Biz hukuk istiyoruz, demokrasi istiyoruz. Burası dedelerimizin, babalarımızın yeridir. Üreticiden alıp zengine vermek doğru değil. Biz üreticiyiz, bu projeye karşıyız” dedi.
Köy sakinlerinden Mustafa Özhan ise “Köylulerın arazisini devlet çıkarı adı altında zaptetildi. Köylülere yapılan bir zulumdur bunu kabul etmıyoruz “ şeklinde konuştu.
“Devlet halkını korumalı”
Bir diğer köylü Mehmet Kanat ise sürecin kendilerini doğrudan mağdur ettiğini belirterek, “Hayvanlarımız burada otluyor, suyumuz burada. Eğer burası alınırsa bizi buradan koparacaklar. Biz buna izin vermeyeceğiz, direneceğiz. Biz kavga istemiyoruz. Sadece adalet istiyoruz. Kendi toprağımızda, kendi suyumuzla yaşamak istiyoruz. Devlet halkını kaybetmesin, köyün hakkını korusun” cümlelerini kullandı.





