Van’ın Çaldıran ilçesinde Bayazıt Mahallesi’nde bir kuzunun kuyuya düşerek ölmesi, mahallede yaklaşık 50 yıldır konuşulan yer altındaki gaz iddiasını yeniden gündeme getirdi. Mahalle sakini Ali İhsan Taş, geçmişte kendisinin de kuyuya girdiğinde fenalaştığını belirterek, bölgede yeniden araştırma yapılması ve mevcut durumun açıklığa kavuşturulması çağrısında bulundu. Taş, kış öncesi hayvanların bulunduğu alanlarda temizlik amacıyla çukur açtıklarını, geçtiğimiz günlerde bu çukurlardan birine kuzunun düştüğünü anlattı. Kuzuyu çıkarmak için traktör kayışıyla müdahale ettiklerini belirten Taş, hayvanı kurtaramadıklarını söyledi.Taş, bu olayın ardından yıllardır mahallede konuşulan yer altındaki gaz iddiasını yeniden gündeme getirme ve yetkililere çağrıda bulunma gereği duyduğunu belirtti.

5875497574712676233


“Tandır bile yanmıyordu”

1976 Çaldıran depremi sonrası Bayazıt Mahallesi’ne yerleştiklerini anlatan Ali İhsan Taş, o dönem yaşananları şöyle anlattı:
“Burada yer altında karbondioksit gazı olduğu bize söylendi. 1977-1978 yıllarından beri bundan bahsediliyor. Bize gazın oksijeni yok ettiği ve oksijenin olmadığı yerde canlıların yaşayamayacağı anlatıldı. O dönemde su sıkıntımız vardı. Kuyu kazmaya başladık. Bir süre sonra tandırlarda da sorun yaşadık. Annem tandırı yakıp ekmek yapmak istedi ancak ateş sürekli sönüyordu. Geven, mazot ve hatta pürmüzle denedik, yine yanmadı. O zaman oksijen olmadığını düşündük. Kısa sürede bunun mahallede yaygın bir sorun olduğunu fark ettik.”

“Kuyuya giren kendinden geçiyordu”

Kuyularda çalışanların da benzer durumlarla karşılaştığını öne süren Taş, kendi yaşadığı olayı ise şöyle aktardı:
“Yaklaşık 1,5-2 metre kazılmış bir kuyuya amcam girdi, nefesi kesildi. Daha sonra beni çağırdılar. Ben de kuyuya indim. Küreği alacağım sırada ne olduğunu anlamadım. İnsan bir anda uyumak ister gibi oluyor. Kendinden geçiyor. Beni nasıl çıkardıklarını hatırlamıyorum. Sadece bir ses çıkardığımı hatırlıyorum.”


“MTA 34 yerde sondaj yaptı”


Mahalledeki şikayetlerin ardından MTA ekiplerinin bölgeye geldiğini söyleyen Taş, 1978-1979 yıllarında çalışma yapıldığını belirterek, “Bildiğim kadarıyla 34 yerde sondaj yaptılar. Bunların kayıtlarının MTA’da olması gerekir. Evimizin bir odasına cihaz koydular. Her gün tüp gibi bir şey takıyorlardı. Sabah gelip cihazı koyuyor, akşam gelip alıyorlardı. Beyaz olan tüpün içinin yemyeşil olduğunu görüyorduk. Tüpleri Ankara’ya, sondajlardan çıkan taş ve metalleri de başka yerlere gönderiyorlardı” dedi.
Taş, o dönemde bölgede görev yapan bir jeoloğun kendisini çocukları konusunda uyardığını da ileri sürdü.
“Bana, ‘Çocukları yerde yatırma, en az 30-50 santimetre yukarıda yatır’ dedi. Hatta önlem alınmazsa toplu ölümler olabileceğini söyledi. Biz de demircide somya yaptırıp çocuklarımızı yerde yatırmamaya başladık.”

“Bir mühendis kuyuya indi, o da etkilendi”


Dönemin yetkililerinin de bölgeye geldiğini anlatan Taş, bir kanalizasyon mühendisinin kuyuya girdiğini ve kısa süre sonra rahatsızlandığını iddia etti.
“Genç bir adam, ‘Ben kanalizasyon mühendisiyim, pisliğin içinde çalıştım, ben girerim’ dedi. Ben de gazın çok tehlikeli olduğunu söyledim. Kuyunun içine indi. Başı daha görünüyordu. Bir anda etkilendi. Polisler, korumalar ve ben hemen çekip çıkardık. Bir süre nefes nefese kaldıktan sonra bana, ‘Sen haklısın’ dedi.”


“23 metrelik temelden su çıktı”


Taş, geçmişte belediye binasının yapımı sırasında yapılan temel kazısında da su ve gaz bulunduğunu öne sürdü.
“Belediye binasının temeli için yaklaşık 23 metre kazıldı. Çok büyük miktarda su çıktı. Suyu çektikçe bitmedi. Gaz ve koku da vardı. Daha sonra orası taş ve başka malzemelerle dolduruldu ve bina onun üzerine yapıldı.”

Van’da atık lastik yangını
Van’da atık lastik yangını
İçeriği Görüntüle


“Bir çocuk hayatını kaybetti”


Mahallede geçmişte bir çocuğun da yaşamını yitirdiğini anlatan Taş, ölüm nedeninin araştırılmadığını belirterek, “Akrabamızın çocuğuydu. Bir sabah ailesi çocuğun öldüğünü fark etti. Çocuk yüzüstü şekilde duvarın yanında yatıyordu. Otopsi yapılmadı. Bilinen bir hastalığı yoktu. 5-6 yaşlarındaydı” dedi.
Taş, çocuğun ölümünü gazla ilişkilendiren kesin bir tıbbi bulgu bulunduğunu söylemedi; olayın o dönem araştırılmadığını ileri sürdü.


“50 yıl geçti, hâlâ ne olduğunu bilmiyoruz”


Yaklaşık 50 yıl geçmesine rağmen bölgedeki durumun net olarak ortaya konulmadığını savunan Taş, özellikle yeni yapılaşmalardan endişe duyduklarını söyledi.
“Biz hâlâ burada yaşıyoruz, hayvancılık yapıyoruz. Geçen gün hayvanların bulunduğu yerde bir çukur kazdık. Ertesi gün bir kuzu çukura düştü. Çıkarmaya çalıştık ancak kurtaramadık. Biz gazın artık azaldığını düşünüyorduk. Ama bugün bile burada ne olduğunu bilmiyoruz.”


“Yeniden araştırılsın”


Geçmişte MTA’ya defalarca başvurduğunu anlatan Taş, yetkililerden bölgedeki mevcut durumun yeniden incelenmesini istedi. “Benim istediğim halkın merakının giderilmesi. Geçmişte ne araştırıldı, hangi sonuçlara ulaşıldı, bugün durum nedir? Bunları bilmek istiyoruz. Teknoloji gelişti. Bugün yeniden araştırılabilir. Bundan sonraki nesil için kaygılanıyoruz. İnsanların temiz hava alma ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı var.”
Taş, özellikle hastane ve diğer kamu yatırımlarının bulunduğu alanlarda yeni yapılaşma öncesi kapsamlı araştırma yapılması gerektiğini savunarak, geçmişte bölgede yapılan çalışmaların ve raporların kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ