Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Başkale'nin nüfusu 2024 yılında 41 bin 159 olarak kaydedilirken, 2025 yılında bu sayı 37 bin 568'e geriledi. Bir yıl içerisinde yaşanan dikkat çekici nüfus kaybı, ilçede işsizlik, ekonomik zorluklar ve kırsaldan büyükşehirlere yönelen göçü yeniden gündeme taşıdı.
Başkale'de istihdam alanlarının sınırlı olması nedeniyle hayvancılık, uzun yıllardır bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Son yıllarda sektörde yaşanan daralma ise sadece üretimi değil, istihdamı da olumsuz etkiliyor. Bu durum özellikle genç nüfusun ilçede kalmak yerine başka kentlere yönelmesine neden oluyor.
Oysa Başkale, sahip olduğu geniş mera alanları ve köklü hayvancılık kültürüyle Van'ın en yüksek hayvancılık potansiyeline sahip ilçelerinden biri olarak gösteriliyor. Buna rağmen artan üretim maliyetleri, yem fiyatlarındaki yükseliş, meralar üzerindeki baskı ve üreticilerin karşılaştığı yapısal sorunlar nedeniyle bu potansiyel yeterince değerlendirilemiyor. Hayvancılığın zayıflamasıyla birlikte ekonomik hareketlilik azalırken, işsizlik ve göç sorunu da her geçen yıl daha görünür hale geliyor.
Başkale Ziraat Odası Başkanı İsmet Aşan'a göre ise hayvancılıktaki gerilemenin birçok nedeni bulunuyor. Aşan, en önemli sorunlardan birinin dışarıdan gelen göçer sürülerin meralar üzerindeki yoğun baskısı olduğunu belirterek, "Özellikle dışarıdan gelen göçer sürülerin yüksek sayıda hayvanla ilçe meralarını kullanması, zaten baskı altında olan mera varlığını daha da zorluyor. Aşırı otlatma nedeniyle ot verimi düşüyor, meralar kendini yenileyemiyor. Bunun sonucunda yerel üreticiler kendi hayvanlarını otlatacak yeterli alan bulmakta zorlanıyor. Bir yandan mera yetersizliği, diğer yandan sürekli artan yem maliyetleri nedeniyle birçok yetiştirici hayvancılığı sürdürmekte ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalıyor” dedi.
“Meralar kapasitesinin üzerinde kullanılıyor”
Meraların yıllardır aşırı otlatma nedeniyle yıprandığını belirten Aşan, doğal bitki örtüsünün zayıfladığına dikkat çekerek, “Meralar yıllardır kapasitesinin üzerinde otlatılmakta, bu durum doğal bitki örtüsünün zayıflamasına, ot veriminin düşmesine ve toprağın kendini yenileme gücünü kaybetmesine neden olmaktadır. Özellikle yerel üreticiler, kendi hayvanlarını otlatacak yeterli alan bulmakta zorlanırken, artan yem maliyetleri nedeniyle ekonomik olarak da büyük sıkıntılar yaşamaktadır.” diye konuştu.
“Acil dinlendirme ve ıslah şart”
Aşan, mevcut tablo karşısında meraların sadece korunmasının değil, yeniden güçlendirilmesinin gerektiğini ifade ederek çözüm önerisini şu sözlerle dile getirdi: “Bugün gelinen noktada meraların sadece korunması değil, aynı zamanda yeniden güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için mera alanlarının dinlendirilmesi ve doğal yapısının kendini toparlamasına fırsat verilmesi şarttır. Bu kapsamda dışarıdan gelen göçer sürülerin Başkale meralarına girişinin en az iki yıl süreyle durdurulması önemli bir çözüm olarak değerlendirilmelidir.”

“Bilimsel planlama ve sürdürülebilir yönetim uygulanmalı”
İki yıllık süreçte mera ıslahı yapılması gerektiğini vurgulayan Aşan, “İki yıllık bu süre boyunca mera ıslah çalışmaları yapılmalı, otlatma kapasitesi bilimsel yöntemlerle belirlenmeli ve sürdürülebilir mera yönetimi uygulanmalıdır. Böylece hem mera varlığı korunacak hem de yerel üreticilerin hayvancılık faaliyetlerini daha sağlıklı şartlarda sürdürmeleri mümkün olacaktır” şeklinde konuştu.
“Amaç hiçbir kesimi hedef almak değil”
Aşan, önerilerinin herhangi bir kesimi hedef almadığını da belirterek, “Bu talep herhangi bir kesimi hedef almak amacı taşımamaktadır. Amaç, yıllardır aşırı kullanım nedeniyle yıpranan meraların yeniden canlanmasını sağlamak, bölgedeki hayvancılığın geleceğini güvence altına almak ve Başkale’de geçimini hayvancılıkla sağlayan binlerce ailenin haklarını korumaktır” diyerek şöyle devam etti: “Meralar bir yılın değil, gelecek nesillerin de ortak mirasıdır. Bu nedenle ilgili kurumların, üreticilerin ve uzmanların görüşleri doğrultusunda gerekli tedbirlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Başkale'nin hayvancılık potansiyelinin korunması için meraların dinlendirilmesi ve dışarıdan gelen aşırı hayvan yoğunluğunun geçici olarak sınırlandırılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.”





