Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa genelinde yürüttüğü son analiz, gençlerde ruh sağlığı sorunlarının endişe verici boyutlara ulaştığını ortaya koydu. 20 yaş altı her 7 gençten 1’inin ruhsal bir sorun yaşadığı belirtilen rapor, bu artışın son 15 yılda üçte bir oranında yükseldiğini gösteriyor. Uzmanlar, ekonomik belirsizliklerden sosyal krizlere kadar birçok etkenin gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkilediğini vurgularken, Türkiye’deki tabloya ilişkin uyarılar da dikkat çekiyor.

N N N N N

Gençlerde Ruh Sağlığı Sorunları Büyüyor

DSÖ’nün raporunun ardından değerlendirmelerde bulunan Uzman Psikolojik Danışman Hurşit Demir, artışın Türkiye’de de benzer şekilde hissedildiğini söyledi. Demir, ergenlik döneminin zorlu doğasına dikkat çekerek, “13-19 yaş aralığı başlı başına fırtınalı bir dönem. Ancak aile içi sorunlar, ekonomik belirsizlik ve gelecekle ilgili kaygılar bu dönemin yükünü daha da artırıyor” şeklinde dile getirdi.

N N-3

“En Büyük Etken Aile Tutumları Ve Ekonomik Belirsizlik”

Gençlerdeki ruhsal sorunların temelinde aile içi iletişim zayıflığı, ekonomik zorluklar ve işsizlik gibi faktörlerin bulunduğunu söyleyen Demir, “Ruhsal sorunlara neden olan başlıca etken aile tutumlarıdır. Ardından ekonomik sorunlar ve işsizlik gelir. Gençlerin gelecekle ilgili belirsizlikleri ruhsal yüklerini artırıyor” bilgisini kaydetti.

AK Parti heyeti Meclis Başkanı ile süreci görüştü
AK Parti heyeti Meclis Başkanı ile süreci görüştü
İçeriği Görüntüle

N N N-3

“Kız Çocukları Daha Dezavantajlı”

DSÖ raporunda, 15-19 yaş arasındaki kızların ruhsal sorun oranlarının daha yüksek olduğuna dair bulguları değerlendiren Demir, bunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle yakından ilişkili olduğunu anlatarak, “Kız çocukları birçok noktada dezavantajlı. Toplumun kadın kimliğine yönelik bakış açısı ve ailelerin erkek çocuklara daha fazla yatırım yapması ve erkek çocuklarına toplumun daha fazla alan açması ciddi bir etken” mesajını verdi.

“Bir Anda Değişen Davranışları Ciddiye Alın”

Gençlerdeki ani davranış değişimlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyen Demir, şunları kaydetti: “Bir çocuk bir anda başarısızlaşmaya, öfkelenmeye, uyku düzeni bozulmaya başladıysa bu çok önemli bir mesajdır. Çocuk aslında hayatında ters giden bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyor” diye konuştu.

Ailelerin sakin kalması gerektiğini vurgulayan Demir, “Ergen öfkeli olabilir ama ebeveynin aynı öfkeyle karşılık vermesi sorunu büyütür.”

“Okullar Sadece Sınav Odaklı Olmamalı”

Eğitim sisteminin sınav baskısının gençleri zorladığını söyleyen Demir, okulların gençleri yalnızca not üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini dile getirerek, “Sosyal etkinlikler neredeyse yok. Çocukların ilgilerini, yeteneklerini geliştirecek alanlar tükenmiş durumda. Ders notlarındaki ani düşüşler ya da davranış değişiklikleri bir uyarı sinyali olarak görülmeli” şeklinde konuştu.

N N N N-2

“Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri Artık Elzem”

Ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca sorun çıktığında değil, önceden de erişilebilir olması gerektiğini belirten Demir, “Her okulda yeterli rehber öğretmen olmalı. Belediyelerden aile sağlık merkezlerine kadar her kurum gençlere psikolojik destek alanı açmalı” yorumunu yaptı.

Demir, sanat ve spor etkinliklerinin önemine de dikkat çekerek, “Ders ve deneme dışında gençlere alan bırakılmadığı için patlıyorlar. Bu durum ruh sağlığı açısından kritik bir risk” ifadelerini kullandı.

“DSÖ Raporu Hepimize Uyarıdır”

Gençlerin davranışlarının yetişkinlere bir mesaj niteliği taşıdığını hatırlatan Demir, DSÖ raporunun da aynı mesajı verdiğini belirterek, “Bu rapor bir uyarıdır. Gençler öfkeleriyle, davranışlarıyla nasıl bir şeylerin ters gittiğini söylüyorsa, DSÖ de topluma aynı şeyi söylüyor. Artık koruyucu önlemler alınmalı” açıklamasını yaptı.

Muhabir: BELKIS YAYLA