Sudan’da yaşayan Kürt kökenli topluluklara ilişkin bilgiler sınırlı kaynaklara dayanmasına rağmen, çeşitli araştırmalar ülkede dikkate değer bir Kürt varlığı bulunduğunu ortaya koyuyor. Mevcut bilgilere göre Sudan’daki Kürt nüfusunun yaklaşık 80 bin ile 101 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.
Vikipedi’de yer alan bilgilere göre Sudan’daki Kürtler farklı dini kimliklere sahip. Buna göre topluluğun yaklaşık yüzde 60’ının Hristiyan, yüzde 20’sinin Müslüman olduğu, daha küçük bir kesimin ise Yezidilik inancını sürdürdüğü belirtiliyor.
Sudan’daki Kürtlerin kökenine ilişkin en dikkat çekici anlatımlardan biride, araştırmacı Celal Cewher’in Bas News üzerinden verdiği röportajda yer alıyor. Bu araştırmaya göre Sudan’daki Kürtlerin kökeni yaklaşık 800 yıl öncesine dayanıyor. Celal Cewher, 1172’de Selahaddin Eyyubi zamanında Toran Şah’ın Sudan’a düzenlediği sefer sırasında bazı Kürt askerlerinin bölgede kalmasıyla bu topluluğun ilk izlerinin ortaya çıktığını aktarıyor. Bu askerlerin komutanı olarak Îbrahîm el‑Kurdî’nin atanması ve halkın burada yerleşmesi anlatılıyor.
Kürtler Sudan’a Nasıl Yerleşti? Tarihsel Göç Dalgalari
Sudan’daki Kürt varlığının tarihinin oldukça eski dönemlere uzandığı ifade ediliyor. Vikipedi’de yer alan bilgilere göre Kürtlerin Sudan’a göçü beş ayrı tarihsel dalga halinde gerçekleşti.İlk göç dalgası 12. yüzyılda Kürt Sultanı Selahaddin Eyyubi döneminde yaşandı. Mısır’daki Fatımi devletine bağlı Sudanlı Nubiyalı askerlerin isyanlarının bastırılması üzerine Selahaddin Eyyubi, kardeşi Turan Şah’ı Sudan’a askeri bir sefer için gönderdi. Sefer sırasında bazı Kürt askerlerinin bölgede kalmayı tercih ettiği ve zamanla Sudan’ın farklı bölgelerine yayıldığı ifade ediliyor. Kordofan bölgesinde “Kürt” adıyla anılan yerleşim yerlerinin de bu erken dönem yerleşimlerinin izleri olduğu belirtiliyor.
İkinci göç dalgası ise Osmanlı İmparatorluğu döneminde, özellikle Sultan Selim I zamanında gerçekleşti. Osmanlı yönetiminin Kürt prensleriyle yaptığı anlaşmalar sonucu bazı Kürt askerlerinin Osmanlı seferlerine katıldığı ve Swakin, Şambat, Gedaref ve Port Sudan gibi bölgelere yerleştiği aktarılıyor.
Üçüncü göç dalgasının ise Amedli Kürt lider Muhammed Ali Paşa’nın Sudan’daki askeri seferleri sırasında gerçekleştiği belirtiliyor. Bu süreçte bölgeye gelen bazı Kürt askerlerinin geri dönmeyerek Sudan’da kaldığı ifade ediliyor.
Dördüncü göç dalgası, Irak’taki Kürt Eylül Devrimi’nin çöküşünün ardından yaşandı. Saddam Hüseyin yönetiminden baskı görme endişesi taşıyan bazı Kürt siyasetçi ve askeri isimlerin Sudan’a sığındığı belirtiliyor. Bu isimler arasında askeri ve siyasi çalışmalarıyla bilinen Halil Cebari de yer alıyor.
Beşinci göç dalgasının ise Arap Baharı sonrasında ortaya çıktığı ifade ediliyor. Özellikle Suriye’deki gelişmeler ve Sudan’ın bazı dönemlerde Suriyelilere vizesiz giriş imkânı tanıması nedeniyle yeni bir göç hareketinin oluştuğu belirtiliyor.

Foto: kurdistan24.net isimli sitenin "Sudan’daki Kürtler Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nden yardım istiyor" başlıklı haberinden alınmıştır.
Kürt Girişimciler Sudan’ın Plastik Ticareti ve Kuyu Sondajını Kontrol Ediyor
Sudan’daki Kürtlerin özellikle tarım ve kuyu sondajı alanlarında faaliyet gösterdiği ifade ediliyor. Ayrıca ülkedeki plastik ticaretinin yaklaşık yüzde 80’inin Kürt girişimcilerin kontrolünde olduğu yönünde bilgiler de yer alıyor. Kuyu sondajı tekniklerinin Sudan’a Kürt girişimciler tarafından getirildiği ve bu alanda 50’den fazla şirket kurulduğu da belirtiliyor.
Sudan’daki Kürtler: Tarih, Kültür ve Celal Cewher’in Araştırması
Iğdır Doğuş Gazetesi’nin aktardığı Bas News röportajına göre, Sudan’daki Kürtlerin varlığı 800 yılı aşkın bir geçmişe dayanıyor. Araştırmacı Celal Cewher, 1172’deki Selahaddin Eyyubi dönemi seferi sırasında bazı Kürt askerlerinin bölgeye yerleştiğini belirtiyor. O dönem komutan olarak bırakılan Îbrahîm el‑Kurdî ve takipçilerinin, zamanla nüfusun bir bölümü hâline geldiği ifade ediliyor. Bu kişiler bugün hâlâ soyadlarında “Kurdî” adını taşımakta.
Sudanlı Kürtler, yerel halk tarafından cesur, çalışkan, haksızlığa boyun eğmeyen ve misafirperver bir topluluk olarak tanımlanıyor. Sözü geçen röportajda, Britanya işgali döneminde direnişe katılan ve tarihte Britanya ordusunu yenilgiye uğratan Kürt komutan Osman Dîqne gibi isimlerden de bahsediliyor. Dîqne 17 yıl hapis yatmış, mahkemede “Ben Diyarbekirliyim ve Kürdüm” diyerek kimliğini vurgulamış.
Celal Cewher ayrıca Sudan’da Kurdovan gibi coğrafi isimlerin ve “Kurdî” kelimesinin geçtiği yer adlarının Kürt varlığının izleri olduğuna işaret ediyor. Ancak kültürel asimilasyon nedeniyle Kürtlerin çoğu dilini ve geleneklerini büyük ölçüde kaybetmiş durumda; Newroz gibi gelenekler artık kutlanmıyor.
Röportaja göre Sudan’da yaklaşık 100 bin civarında Kürt yaşıyor ve çoğu ülkenin doğu kesimlerinde bulunuyor. Bazı Kürt ailelerinin spor kulüpleri ve sinema salonları gibi sosyal girişimleri de bulunuyor. Ancak farklı şehirlerde yaşayan Kürtler arasında ilişkiler zayıf.
Ekonomik anlamda araştırmacı, Kürt toplumunda fakirlik olmadığını belirtiyor; geçmişte sabun imalathanesi gibi işletmeler kurdukları, tarımsal faaliyetlere girdikleri aktarılıyor. Ayrıca edebiyat ve sanat alanında da Kürtlerin etkileri var. Örneğin Ebul Hesen el‑Kurdî adlı şairin büyük bir divanı bulunuyor ve Sudan’daki Kürt entelektüel çevrelerine dair örnekler veriliyor.
Röportajda Celal Cewher, Sudan’daki Kürtlerin çoğunun Müslüman olduğunu söylediğini ve başka inançlara sahip bireylerle karşılaşmadığını belirtti. Ayrıca Sudan’daki Kürt kültürünü, dilini ve tarihini korumaya yönelik çalışmaların gerekliliğine dair önerilerde bulundu.




