Türkiye’de 2017–2025 yılları arasında doğu sınırlarında yürütülen güvenlik politikaları kapsamında, İran sınır hattında uzun beton duvarlar ve devriye yolları inşa edildi. Toplam 1182 kilometrelik doğu sınırının 560 kilometrelik İran hattında, Ağrı’da 81, Iğdır’da 54, Hakkâri’de 19 ve Van’da 209 kilometre olmak üzere 363 kilometre güvenlik duvarı ile 367 kilometre devriye yolu tamamlandı. Van sınır hattında ise 92 kilometrelik yeni bölümde çalışmalar sürerken, ekim ayı itibarıyla 26 kilometrelik güvenlik duvarı inşa edildi.
Bu fiziksel engellerin temel amacı, düzensiz göç, kaçakçılık ve sınır ötesi tehditleri engellemek olarak açıklanıyor. Ancak Doğa Fotoğrafçısı Mehmet Alçı, Türkiye’nin Basra’dan Kafkasya ve Sibirya’ya uzanan kritik bir yaban hayatı koridoru üzerinde yer aldığını belirterek, sınır duvarlarının hayvanların binlerce yıllık göç yollarını kestiğini söyledi. Alçı, “Bu hayvanlar binlerce yıldır aynı yolları kullanıyor. Siz bir duvar örerek ya bu yolu kapatıyorsunuz ya da yaşam alanını daraltıyorsunuz” dedi.
Türkiye’nin yaban hayatı açısından stratejik bir coğrafyada bulunduğunu vurgulayan Alçı, hayvanların mevsimsel olarak sıcaklık ve besin kaynaklarını takip ettiğini ifade etti. Alçı, “Hayvanlar ilkbahar ve yaz aylarında yukarıya, Sibirya’ya doğru hareket ediyor. Sonbaharda ise sıcak bölgeleri ve besini takip ederek aşağı, Basra’ya doğru iniyorlar. Biz aslında onların gelip geçtiği çok kritik bir noktada yaşıyoruz” diye konuştu.
"Binlerce dağ keçisi Zagroslara iniyor"
Geçmiş yıllarda Yüksekova’dan gelen görüntüleri hatırlatan Alçı, “Onlarca, belki binlerce dağ keçisinin Zagros Dağları’na doğru aşağı indiğini gösteren bir video gelmişti. . Leopar, kar leoparı gibi yırtıcılar bu ekosistemin bir parçası. Tarihsel olarak bölgede aslanın bile yaşadığı biliniyor. Nerede besin varsa, o hayvanlar da oradadır” diyerek konuşmasına devam etti
‘Siyasi kararlar ekolojik gerçekleri yok sayıyor’
Son yıllarda sınır hatlarına inşa edilen duvarların yaban hayatı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Alçı, bu yapıların ciddi ekolojik tahribata yol açtığını söyledi. Alçı, “Sınırlardaki keskin duvarlar yaban hayatını çok etkiliyor. Bu projelerin ekolojik bir fizibilitesi yapıldı mı bilmiyoruz. Büyük ölçüde siyasi gerekçelerle düşünüldü. Oysa bu mesele insanlığın ortak mirasıyla ilgili ve çok daha hassas ele alınmalıydı” şeklinde konuştu
‘Söylenen değil, durulan yer önemli’
Bu konuda girişimlerin neden sınırlı kaldığına da değinen Alçı, “Burada ne söylediğinizden çok, nerede durduğunuz önemseniyor. Söyledikleriniz çoğu zaman değil, durduğunuz yer dikkate alınıyor. Ama yine de umutluyum. Daha hassas insanların karar verici konumlara gelmesi gerekiyor. Aksi halde çok şey kaybedeceğiz” diyerek konuşmasını sonlandırdı.