Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şanlıurfa Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Mithat Sancar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada barışın yalnızca bir çatışmasızlık durumu olmadığını, hukuki, siyasal ve toplumsal bir inşa süreci olduğunu vurguladı. Sancar, “Barış büyük masalarda değil, insanın insana yeniden dokunabildiği yerde başlar. Şimdi barış hukukunu kurmanın zamanıdır” dedi.

Özgür Özel CHP'den ayrılıp yeni parti mi kuruyor? Özgür Özel'in kuracağı partinin adı ne?
Özgür Özel CHP'den ayrılıp yeni parti mi kuruyor? Özgür Özel'in kuracağı partinin adı ne?
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçelerinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu’nda söz alan Sancar, konuşmasına “Ben bugün barıştan söz edeceğim” ifadeleriyle başladı.

“Barış naiflik değil, bilinçli bir tercihtir”

Barış savunuculuğunun sıklıkla “naiflik” olarak nitelendirildiğini belirten Sancar, bu yaklaşımı eleştirerek barış fikrinin pasiflik ya da teslimiyet anlamına gelmediğini söyledi.

Sancar, “Barış savunucuları en kırılgan ateşkeste bile barışı inşa etmenin imkânını arar. Azla yetinmez ama azın da değerini bilir. ‘İnsan insanın kurdudur’ anlayışına karşı, ‘insan insanın yurdudur’ düsturunu savunur” ifadelerini kullandı.

Barışın zahmetli bir süreç olduğuna dikkat çeken Sancar, barış umudu var oldukça bunun tesisi için çaba göstermenin bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

“Barış bir sonuç değil, etik ve politik bir kapasitedir”

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan bilgilere göre Sancar, barışın yalnızca bir anlaşma ya da varılacak son durak olmadığını, etik ve politik bir tercih olduğunu dile getirdi.

“Barış, toplumun kendini yeniden kurmasının en etkili yöntemidir” diyen Sancar, bu sürecin ancak toplumsal müzakere ve demokratik siyasetle mümkün olabileceğini ifade etti.

27 Şubat’ta açıklanan “Barış ve Demokratik Toplum Deklarasyonu”na dikkat çeken Sancar, bu metnin Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sancar, söz konusu deklarasyonun, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te yaptığı konuşmaya “tarihi bir karşılık” olduğunu belirtti.

“Bu çağrı demokratik siyasete yöneliktir”

Dünyadaki çatışma ve çözüm deneyimlerine değinen Sancar, Abdullah Öcalan’ın çağrısının klasik çözüm modellerini ters yüz ettiğini savundu.

“Silah konuşmanın önünde engelse, bu engeli kaldırarak konuşmaya başlayalım” diyen Sancar, bunun demokratik siyasete ve topluma yapılmış güçlü bir çağrı olduğunu ifade etti. Sürecin toplum merkezli bir zemine taşındığını vurgulayan Sancar, bunun dönüştürücü bir adım olduğunu söyledi.

“Nefret siyaset değildir”

Sancar, düşünür Hannah Arendt’in “Siyaset, insanların eşit olarak bir arada konuşabilme sanatıdır” sözünü hatırlatarak diyalog çağrısı yaptı.

“İtirazlarımızı, kaygılarımızı, kırgınlıklarımızı dile getirelim; ama kin ve nefretle değil” diyen Sancar, nefretin hem siyaseti hem de insaniliği yok eden bir unsur olduğunu vurguladı.

“Ortadoğu dönüşüyor, Türkiye seyirci kalamaz”

Soğuk Savaş döneminde imzalanan nükleer silahsızlanma anlaşmalarına yönelik toplumsal tepkilere değinen Sancar, savaş ve çatışma dilinin zihinlere yerleştiğinde dönüştürülmesinin zorlaştığını söyledi.

Ortadoğu’da köklü bir dönüşüm yaşandığını belirten Sancar, “Artık Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’ye etkisini değil, Türkiye’den Ortadoğu’ya yayılacak etkileri konuşma zamanıdır” dedi.

“Barışın kökleri haklar, dalları eşitliktir”

Barışın yalnızca şiddetsizlikten ibaret olmadığını belirten Sancar, barışı bir ağaca benzeterek şu ifadeleri kullandı:

“Barışın kökleri olmalı; bu da hakların tanınmasıdır. Dalları olmalı; eşitliğin sağlanmasıdır. Yaprakları olmalı; devletin ve toplumun demokratik dönüşümüdür. Aksi halde o ağaç ilk fırtınada devrilir.”

“Barış hukukunun üç boyutu var”

Sancar, barış hukukunun üç temel boyutu olduğunu belirterek şunları sıraladı:

“Çatışmasızlığın kalıcı hale getirilmesi ve buna uygun hukuki düzenlemelerin yapılması, çatışmayı doğuran sorunların, özellikle Kürt sorununun çözümüne yönelik mekanizmaların oluşturulması, barışı bütünsel hale getirecek demokratikleşme ve demokratik toplum inşası.”

“Meclis tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya”

TBMM’nin tarihi bir sorumluluk taşıdığını vurgulayan Sancar, yeni yüzyılın demokrasi, özgürlük ve eşitlik temelinde inşa edilebileceğini ifade etti.

“Barış bizi ayırmaz, birleştirir” diyen Sancar, eşit ve özgür bir birlikte yaşamın güvencesinin barış savunuculuğu olduğunu belirtti.

Mithat Sancar konuşmasını, “Bu sürecin rotası barışsa, pusulası demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet olmalıdır” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: RUDAW