Pudra şekeri serpilmiş incecik katlarıyla özellikle İstanbul’la özdeşleşen Kürt böreği, bugün Türkiye’nin birçok kentinde tüketilen geleneksel lezzetlerden biri. Ancak bu börek yalnızca mutfaklarda değil, adının nereden geldiğine ilişkin tartışmalarla da gündeme geliyor.

Kürt böreğinin geçmişine ilişkin en yaygın anlatılardan biri, hikâyenin 19. yüzyılın sonlarında Bingöl’ün Kiğı ilçesinden İstanbul’a uzandığını aktarıyor. Bu anlatıya göre Bilice köyünden İstanbul’a gelen ve “Rengo” lakabıyla tanınan Mehmet Efendi, burada sade ve doyurucu bir börek hazırlayarak özellikle işçiler ve hamallar arasında satmaya başladı.

Bingöl’den İstanbul’a

Anlatıya göre Mehmet Efendi’nin hazırladığı börek, İstanbul’da çalışan işçilerin kolay ulaşabileceği ve doyurucu bir yiyecek olarak kısa sürede ilgi gördü. Böreği satan kişinin kimliği üzerinden müşteriler tarafından “Kürt’ün böreği” ya da “Kürt’ten aldık” şeklinde ifade edilmesinin zamanla böreğin adına dönüştüğü aktarılıyor.

Börek daha sonra İstanbul’un özellikle işçi ve esnaf kültürünün yoğun olduğu bölgelerinde yaygınlaştı. Karaköy, Kasımpaşa ve Eminönü çevresi, bu lezzetin İstanbul’daki tarihsel yolculuğunda öne çıkan bölgeler arasında gösteriliyor.

“Kürt böreği mi, küt böreği mi?”

Böreğin adı ise yıllardır tartışma konusu. Bir kesim bu yiyeceğin tarihsel olarak “Kürt böreği” olarak adlandırıldığını savunurken, bazı kaynaklarda “küt böreği” veya “sade börek” isimleri kullanılıyor. “Küt” adının böreğin katmanlı yapısından ya da kesilirken çıkardığı sesten geldiğini savunan farklı anlatılar da bulunuyor.

Öte yandan bazı tarih ve gastronomi anlatıları, “Kürt böreği” adının böreği İstanbul’a taşıyan Kürt işçiler ve börekçilerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle böreğin adı üzerindeki tartışma, yalnızca bir yiyeceğin nasıl adlandırılacağı meselesi olmaktan çıkarak kültürel hafıza tartışmasına da dönüşmüş durumda.

Dünyaca ünlü Kürt sanatçı Van’da sanatseverlerle buluşacak
Dünyaca ünlü Kürt sanatçı Van’da sanatseverlerle buluşacak
İçeriği Görüntüle

Yalnızca bir börek değil

Kürt böreğinin hikâyesinde dikkat çeken noktalardan biri de işçi kültürüyle kurduğu bağ. 19. yüzyılın sonlarında İstanbul’a çalışmak amacıyla gelen Doğu Anadolu kökenli işçilerin ve hamalların tükettiği yiyeceklerden biri olarak anlatılan börek, zaman içerisinde bu çevrenin dışına çıkarak İstanbul’un bilinen sokak lezzetlerinden biri haline geldi.

Bugün ise içsiz, bol katlı ve üzerine pudra şekeri serpilerek servis edilen Kürt böreği, İstanbul sınırlarını aşarak Türkiye’nin farklı kentlerinde de tüketiliyor.

Böreğin adı konusunda tartışmalar sürse de yaklaşık 130 yıllık olduğu anlatılan bu lezzetin hikâyesi, Bingöl’ün Kiğı ilçesinden İstanbul’un işçi mahallelerine uzanan bir göç, emek ve yemek kültürü hikâyesini de beraberinde taşıyor. 2026 yılında İstanbul’da düzenlenen 9. Kürt Böreği Festivali’nde de böreğin 130 yılı aşan tarihine dikkat çekildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ