CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve görevden alınarak yerine kayyum atanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisinin İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansına Silivri Cezaevi’nden bir mesaj gönderdi. Yapay zekâ teknolojisiyle sesi ve görüntüsü canlandırılan İmamoğlu, Türkiye’nin hem iç hem de bölgesel ölçekte kritik bir dönemeçten geçtiğini vurguladı.

Konuşmasında küresel sistemde yaşanan kırılmalara dikkat çeken İmamoğlu, güç dengelerinin sertleştiği, kurumların zayıfladığı ve hukukun geri plana itildiği bir süreçten geçildiğini söyledi. Türkiye’nin bu dalgalı dönemde ayakta kalabilmesi için güçlü bir ulusal birlik, akılcı bir dış politika ve kapsayıcı bir iç siyaset anlayışına ihtiyaç olduğunu belirtti.

İmamoğlu, devletin ve toplumun dayanıklılığının ancak demokratik bir siyasal düzenle mümkün olabileceğini ifade ederek, muhalefetin baskı altına alınmadığı, yargının bağımsız olduğu ve siyasi rekabetin adil şekilde yürütüldüğü bir Türkiye vurgusu yaptı.

“Kürt meselesi çözülmeden toplumsal barış mümkün değil”

Türkiye’nin yaklaşık kırk yıldır terörle, daha uzun süredir ise Kürt meselesiyle yüzleştiğini hatırlatan İmamoğlu, bu sorunun çözümünün ülkenin geleceği açısından ertelenemez olduğunu söyledi. Bölgesel krizlerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin iç barışını sağlamlaştırmasının hayati önemde olduğunu dile getirdi.

İmamoğlu, Kürt meselesine yaklaşımının üç temel ayağı olduğunu ifade etti: eşit vatandaşlık, bölgesel kardeşlik ve refahın artırılması. Bu üç başlık üzerinden cesur ve yeni bir siyasal perspektif geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Eşit vatandaşlık sadece kanun önünde eşitlik değildir”

Cumhuriyetin tüm yurttaşları eşit kabul ettiğini hatırlatan İmamoğlu, Kürt yurttaşların bir bölümünün mevcut eşitlik anlayışını yetersiz bulduğunu söyledi. Eşitliğin yalnızca hukuki düzlemle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten İmamoğlu, dilin, kültürün ve kimliğin yaşatılabilmesinin de bu eşitliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

Kürtlerin kimlikleriyle tanınması gerektiğini savunan İmamoğlu, tüm yurttaşlara kendi dilini ve kültürünü koruyup geliştirme hakkı tanınmasının toplumsal barışı güçlendireceğini söyledi. Resmi dilin Türkçe kalacağını vurgulayan İmamoğlu, buna rağmen okullarda Kürtçenin öğretilmesinin, Kürt tarihi ve edebiyatının öğrenilmesinin önünün açılması gerektiğini belirtti.

Ancak bu yaklaşımın kolektif haklar ya da etnik temelli özel yasal düzenlemeler anlamına gelmediğinin altını çizdi. Yurttaşları kimliklere göre ayıran bir sistemin Türkiye’yi daha büyük sorunlara sürükleyeceğini ifade etti.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan'dan Kayyum Çıkışı
DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan'dan Kayyum Çıkışı
İçeriği Görüntüle

“Bölgesel kardeşliği yeniden inşa etmeliyiz”

İmamoğlu, Türkler ve Kürtlerin tarih boyunca aynı devlet çatısı altında yaşadığını, bin yılı aşan ortak bir geçmişe sahip olduğunu hatırlattı. Bugün farklı ülkelerin vatandaşları olunsa da sınırların ötesindeki Kürtlerle kardeşlik bağlarının sürdüğünü vurguladı.

Türkiye’nin Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtlerin esenliğini isteyen, onların huzur ve refah içinde yaşamasını savunan bir bölgesel politika izlemesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, bu yaklaşımın “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin doğal bir sonucu olduğunu dile getirdi.

Bölgedeki ülkelerde baskıcı rejimler yerine kapsayıcı ve demokratik yönetimlerin hâkim olması gerektiğini belirten İmamoğlu, Türkiye’nin bu yönde örnek ve öncü bir rol üstlenebileceğini ifade etti.

“Refah artmadan barış kalıcı olmaz”

Konuşmasının son bölümünde ekonomik eşitsizliklere değinen İmamoğlu, Türkiye’nin bir bütün olduğunu vurguladı. Batı illeri gelişirken Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun geri bırakılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Diyarbakır, Van, Mardin ve Şanlıurfa gibi şehirlerin bölgesel kalkınmanın merkezleri haline getirilmesi gerektiğini belirten İmamoğlu; tarım, turizm, sanayi ve ticaret alanlarında kapsamlı yatırımlar önerdi. Sulama projelerinin tamamlanması, girişimcilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve sınır ticaretinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yeni sınır kapılarının açılmasıyla bölge şehirlerinin Erbil, Süleymaniye, Haseke ve Halep gibi merkezlerle ticaret yapmasının hem Türkiye’ye hem de bölge halklarına kazanç sağlayacağını söyledi.

“Bu ülkenin geleceğini birlikte kuracağız”

Türkiye’nin büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğunu belirten İmamoğlu, Kürt meselesinin çözülmesinin demokrasiyi, hukuku ve toplumsal huzuru güçlendireceğini ifade etti. 86 milyon yurttaşın eşit ve müreffeh bir gelecekte buluşabileceğine olan inancını dile getiren İmamoğlu, konferansın bu yönde atılacak cesur adımlar için önemli bir zemin oluşturduğunu söyledi.

Kaynak: Rüdaw