Türkiye'nin farklı kentlerinde çalışırken meydana gelen iş kazalarında yaşamını yitiren Vanlı işçilerle ilgili değerlendirmelerde bulunan inşaat mühendisi ve iş güvenliği uzmanı Mahfuz Arslan, ölümlü iş kazalarının tek bir nedene bağlanamayacağını söyledi. Arslan, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün eksikliği, denetim yetersizliği ve Van'daki işsizlik sorununun, Vanlı işçilerin inşaat sektöründe daha fazla riskle karşı karşıya kalmasına neden olduğunu ifade etti.
"İş güvenliği kültürü yeterince oluşmadı"
İş kazalarının en önemli nedeninin iş sağlığı ve güvenliği kültürünün hem işverenler hem de çalışanlar tarafından yeterince benimsenmemesi olduğunu belirten Arslan, yaşanan ölümlerin büyük bölümünün alınacak tedbirlerle önlenebileceğini söyledi.
Arslan, "Vanlı işçilerin yaşadığı ölümlü iş kazalarının en önemli nedeni, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün hem işverenlerde hem de çalışanlarda yeterince yerleşmemiş olmasıdır." dedi.
İnşaatlarda aynı ihmallerin tekrarlandığına değinen Arslan, "İskelelerde gerekli güvenlik önlemleri alınmıyor, emniyet kemeri kullanılmıyor, iskelelerin sabitlenmesi ve periyodik kontrolleri yeterince yapılmıyor. Bu ihmaller bir araya geldiğinde maalesef işçiler hayatını kaybediyor." ifadelerini kullandı.
"Denetimler yeterince işlemiyor"
İş kazalarının ardından etkin bir inceleme süreci yürütülmediğini söyleyen Arslan, yaşanan ölümlerin ardından aynı şantiyelerde kısa süre içinde çalışmaların yeniden başladığına dikkat çekerek, "Bir iş kazası meydana geldikten sonra öncelikle olayın nedenleri araştırılmalı, risk analizleri yeniden yapılmalı ve aynı olayın tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Ancak bugün ne adli süreçler ne de kamu denetimleri yeterince etkin işliyor. İnsanlar öldüğüyle kalıyor ve bu durum artık kanıksanmış bir gerçeklik haline geliyor." diyerek mevcut sistemin caydırıcı olmadığını savundu.
"Bağımsız denetim sistemi kurulmalı"
Çözümün en önemli ayağının devlet olduğunu vurgulayan Arslan, iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin bağımsız hale getirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Mevcut sistemde birçok firmanın iş güvenliği hizmetini Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerinden (OSGB) aldığını hatırlatan Arslan, "İş güvenliği uzmanı ücret aldığı işvereni denetliyor. Siz denetlediğiniz yerden para alıyorsunuz. Böyle bir sistemde bağımsız denetimden söz etmek mümkün değil. Bu yapının mutlaka revize edilmesi gerekiyor." diye konuştu.
"İş güvenliği maliyet değil, insan hayatıdır"
İşverenlerin önemli bir bölümünün iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını maliyet olarak gördüğünü anlatan Arslan, "İş güvenliği maliyet değil, insan hayatına yapılan yatırımdır." ifadesiyle işverenlerin yalnızca baret ve emniyet kemeri sağlamakla sorumluluklarını yerine getirmiş olmayacağını belirterek, iskele kontrolleri, yaşam hatları, güvenlik ağları ve diğer ekipmanların sürekli denetlenmesi gerektiğini kaydetti.
Van'da denetim eksikliği dikkat çekiyor
Van'da her yıl yüzlerce ruhsatlı yapının inşa edildiğini ancak iş sağlığı ve güvenliği açısından etkin bir denetim sisteminin bulunmadığını ifade eden Arslan, yapı denetim kuruluşları, belediyeler ve ilgili kurumların bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunarak, "İstediğiniz kadar inşaat yapabilirsiniz ancak bunu denetleyecek yeterli personeliniz yoksa kazaların önüne geçemezsiniz. Van'da sürdürülebilir bir denetim mekanizmasına ihtiyaç var." şeklinde konuştu.
"Vanlı işçiler bilinçli şekilde yola çıkmalı"
Sorunun yalnızca denetim olmadığını belirten Arslan, bilinçlendirme çalışmalarının da büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Vanlı işçilerin geçimlerini sağlamak amacıyla Türkiye'nin birçok ilindeki şantiyelerde çalıştığını ifade eden Arslan, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak eğitim programları düzenlemesi gerektiğine değinerek, "İşçilerimiz ekmek parası için batıya gidiyor. Ancak para kazanma kaygısı nedeniyle zaman zaman iş güvenliği tedbirlerini ikinci plana atıyor. Oysa alınacak küçük önlemler birçok canı kurtarabilir." değerlendirmesinde bulundu.
"Van'daki işsizlik göçü artırıyor"
Vanlı işçilerin neden Türkiye'nin dört bir yanında inşaatlarda çalıştığına da değinen Arslan, bunun yalnızca iş güvenliği meselesi olmadığını vurguladı.
Van'da işsizlik, sanayileşme eksikliği ve üretim yetersizliğinin gençleri batı illerine yönlendirdiğini belirten Arslan, "Antalya'ya gitseniz, Ankara'ya gitseniz, İstanbul'a ya da İzmir'e gitseniz mutlaka bir Vanlı işçiye rastlarsınız. Çünkü Van'da yeterli istihdam alanı yok. Gençler çalışmak için inşaat sektörüne yönelmek zorunda kalıyor." ifadelerini kullandı.
Kayıt dışı yabancı iş gücü uyarısı
Artan inşaat maliyetlerinin ardından bazı işverenlerin daha ucuz iş gücüne yöneldiğini söyleyen Arslan, kayıt dışı yabancı işçilerin de ağır risk altında çalıştırıldığını belirterek, "Sigortasız çalışan yabancı işçiler de iş kazalarında hayatını kaybediyor. Ancak bu ölümler çoğu zaman kayıt altına alınmıyor ya da kamuoyuna yansımıyor." açıklamasında bulundu.
"Kalıcı çözümler şart"
İşçi ölümlerinin önlenmesi için yalnızca denetimlerin artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Arslan, Van'da yeni istihdam alanlarının oluşturulmasının da büyük önem taşıdığını dile getirerek, "Hem yerli hem de yabancı tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından aynı standartlarda korunması, denetimlerin bağımsız hale getirilmesi ve işçi ölümlerinin önlenmesi için kalıcı yapısal reformların hayata geçirilmesi gerekiyor. Eğer Van'da istihdam artırılır, gençler kendi şehirlerinde iş bulabilirse hem göç azalır hem de bu acı haberleri daha az duyarız." söyleminde bulunarak konuşmasını sonlandırdı.