Son yıllarda Türkiye’de sokak hayvanlarına yönelik şiddet olayları artarken, medyada çoğunlukla korku ve tehlike odaklı haber dili kullanılıyor. Psikolojik Danışman Hurşit Demir, şiddetin köklerinin çocuklukta atıldığını hayvana zarar veren bireylerin ileride insanlara da şiddet uygulayabildiğini belirtti. Demir, haberlerde kullanılan tehlike, saldırı, ölüm gibi ifadelerin, toplumda korkunun yaygınlaşmasına neden olduğunu ve empatiyi baskıladığını belirterek, “Medya ve eğitim politikalarında yapılacak değişikliklerle hem toplumsal bilincin hayan haklarına saygı arttırabilir” dedi.
“Çocuklukta Gelişmeyen Değerler, Şiddete Dönüşüyor”
Demir, şiddetin bireysel bir sapkınlık değil, psikososyal temelli bir davranış olduğuna dikkat çekerek, şiddetin ilk köklerinin çocukluk yıllarında atıldığını şu sözlerle ifade etti: “İnsan, psikososyal bir varlıktır. Eğer bir birey çocukluğunda saygı görmeden, fikirlerine değer verilmeden büyürse kendini değersiz hisseder. Bu değersizlik zamanla öfkeye dönüşür ve birey, kontrol edemediği bu duyguları hayvanlara yöneltir”.
Özellikle 0-6 yaş döneminin belirleyici olduğunu altınız çizen Demir, merhametin ancak öğrenilerek kazanılabildiğini vurguladı. Demir, “Şiddet görmüş birey, çoğu zaman gücünü kendinden zayıf olana yöneltir. Sokak hayvanları burada kolay hedefe dönüşür” dedi.
“Hayvana Şiddet Gösteren, İnsana da Zarar Verebilir”
Şiddetin hedef seçmeyen bir davranış olduğunun altını çizen Demir, sorunun toplum sağlığı açısından da riskli olduğunu sözlerine ekledi. Demir, şiddetin önüne geçilmesinin önemine değinerek, “Hayvana zarar veren biri, yarın çocuğa, eşe veya bir başka insana da şiddet uygulayabilir. Şiddet yerleştiğinde kalıcı hale gelir” şeklinde konuştu.
“Medya Korkuyu Körüklüyor, Empati Bastırılıyor”
Sokak hayvanlarına ilişkin haberlerin çoğunda olumsuz örneklerin öne çıkarıldığını belirten Demir, bunun toplumsal algıyı bozduğunu da sözlerine ekledi. Demir, “Çocuklara ‘köpeklerden uzak dur’ gibi uyarılar, bilinçaltına hayvanların tehlikeli olduğu mesajını kodluyor. Medya, sadece istisnai vakaları değil; insanların hayvanlarla uyum içinde yaşadığı örnekleri de haber yapmalıdır” dedi.
“Merhamet Eğitimi Müfredatın Kenarında Olmamalı”
Hayvan haklarının ve çevre bilincinin eğitim politikalarının merkezine alınması gerektiğini savunan Demir, mevcut eğitim yaklaşımının yetersiz olduğuna dikkat çekti. Demir, “Değerler eğitimi sadece birkaç saatlik müfredatla geçiştirilemez. İlkokuldan itibaren hayvan hakları ve çevre bilinci dersleri zorunlu olmalıdır. Çocuklara küçük yaşta merhamet aşılanmazsa, büyüdüklerinde toplumla sağlıklı bağ kuramazlar” diye konuştu.
“Korkunun Yerine Empatiyi Koymak Mümkün”
Demir, çözümün korkuyu ve ötekileştirmeyi büyüten söylemlerden uzaklaşmakla olacağını belirterek çözüm önerilerine değindi:
“Medyada pozitif örneklerin görünür kılınması, eğitim müfredatında hayvan haklarının yer alması, çocuklara küçük yaşta empati becerisinin kazandırılması. Bu adımların uygulanması halinde toplumsal şiddet kültürünün azaltabilir.Şiddet öğrenilen bir davranıştır; aynı şekilde merhamet de öğrenilebilir.”





