DEM Parti Van Milletvekili, Van Bölge Haber’e verdiği röportajda, son aylarda kentte artış gösteren husumet, kavga ve silahlı olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şiddet vakalarının yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını belirten milletvekili, ekonomik kriz, toplumsal huzursuzluk ve sosyal yapıda yaşanan değişimlerin olayların artışında etkili olduğunu ifade etti.
“Ekonomik kriz ve toplumsal yalnızlaşma şiddeti artırıyor”
Milletvekili açıklamasında, ekonomik sorunların bireyler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekerek, toplumsal adaletsizlik algısının büyümesiyle birlikte bireylerin daha kırılgan hale geldiğini söyledi. Uzun yıllardır bölgede devam eden çatışma ortamı, baskılar ve zorunlu iç göç süreçlerinin de toplumda çaresizlik duygusunu artırdığını ifade eden milletvekili, bu koşulların birleşmesiyle şiddetin normalleşme riski taşıdığına vurgu yaptı.
Kapitalist kültürün aile bağlarını zayıflattığını ve bireylerin sorunlarıyla yalnız kaldığını savunan milletvekili, bu durumun saldırgan davranışları tetikleyebildiğini kaydetti.
Tefecilik ve çeteleşme uyarısı
Van’da tefecilik faaliyetlerinin yaygınlaştığını öne süren milletvekili, tehdit ve sindirme suçlarıyla birlikte hareket eden bu yapıların birçok aileyi zor durumda bıraktığını belirtti. Tefecilik suçuna karşı yeterli tedbir alınmadığını savunan milletvekili, bunun önlenmesinin kamu kurumlarının sorumluluğunda olduğunu ifade etti.
Covid-19 sonrası dönemde artan kripto para ve sanal kumar vakalarının da bazı vatandaşları borç sarmalına sürüklediğini belirten milletvekili, bu durumun kişileri tefecilerin ağına düşürdüğünü söyledi. Konuya ilişkin toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılması gerektiğini dile getirdi.
“Aşiret yapıları çatışmayı değil barışı güçlendirmeli”
Aşiretlerin bölgenin sosyal gerçekliği olduğunu belirten milletvekili, geçmişte toplumsal dayanışma açısından olumlu roller üstlenen yapıların bugün de ekonomik zorluk yaşayan ailelere destek olabileceğini ifade etti. Ancak bazı durumlarda grupçuluk anlayışının çatışmaları körükleyebildiğini belirterek, kanaat önderlerinin yapıcı ve barışçıl bir dil benimsemesi gerektiğini söyledi.
Provokatif davranışların toplum tarafından kabul görmemesi gerektiğini vurgulayan milletvekili, toplumsal barışın korunmasında yerel aktörlere önemli görevler düştüğünü dile getirdi.
Meclis ve yerelde girişimler sürüyor
Şiddet olaylarının önüne geçmek amacıyla Van’da muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, sendikacılar ve gazetecilerin katılımıyla iki ayrı toplantı gerçekleştirdiklerini belirten milletvekili, taraflar arasında barışın sağlanması için girişimlerde bulunduklarını ifade etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de toplumsal barışın güçlendirilmesi, sosyo-ekonomik sorunların azaltılması ve madde bağımlılığı, tefecilik gibi sorunların önlenmesine yönelik soru önergeleri ve araştırma çalışmaları yürüttüklerini kaydeden milletvekili, şiddetin önlenmesi için kapsamlı bir toplumsal dönüşüme ihtiyaç olduğunu söyledi.
Milletvekili, şiddet olaylarının önlenmesinin yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ortak bir mücadeleyle mümkün olacağını sözlerine ekledi.